PARİS - Dünyada bazen bir olayın olacağı tutuyor, öyle bir şey oluyor ki onunu açık ve net bir biçimde ortaya koyduğu durumu, o konuda yirmi tane kitap yazsanız anlatamazsınız.
Bunları Paris’ten yazıyorum. Bu seferki, gazete yazılarımı yetiştirebildiğim boş vakitlere imkân veren bir yolculuk oldu. Uçakta gelirken gene
Herald Tribune okuyordum (sevdiğim bir gazetedir); orada, şu yukarıdaki satırları yazdıran haberi gördüm.
Polonya’da, Pawel adından bir adam. Şimdi 33 yaşında. Demek ki seksenlerde doğmuş. Bir zamanlar kamyon şoförlüğü yaparmış. Bayağı genç yaşta, faşizmi benimsemiş. Girdiği “dazlak” grubundan kendi yaşlarında ve kendi kafasında bir genç kızla evlenmiş. “Dazlak” olarak, tabii, “anti-Semitizm” tarafı ağır basıyor. Aslında Polonya’da “anti-Semit” olmak için galiba dazlak olmak falan gerekmiyor; normal bir “Polonyalı” olmak yeterli. İkinci Dünya Savaşı’na kadar Polonya’da Yahudi nüfus üç milyonun üstündeymiş. Naziler bunun yüzde doksanından fazlasını yok etmişler. Ama sağ kalanları da Polonya halkı kovalamaya başlayınca onların çoğu başka yerlere göçmüş; göçemeyen birçoğu da kimliğini gizleyerek yaşamanın yolunu bulmuş.
Bizim hikâye de buna bağlı zaten. İlkin Pawel’in dazlak karısı, Paulina, soyunda Yahudi olduğu endişesine kapılmış.
Yazının devamını okumak için tıklayın.