İki günde, üç günde bir, iğrenç bir cinayet daha ekleniyor cinayetler zincirine. Bir süre önce “Garipoğlu”, “Münevver” haberleriyle ülke çalkalanıyordu. Bir insanın işkenceyle öldürüldüğü, ölürken orasının burasının kesildiği, korkunç bir olay. Bir insan bir insana ne kadar kızabilir? Ne kadar kızarsa kızsın, böyle bir şeyi nasıl yapabilir?
Ve yakalandıktan sonraki soğukkanlılığı, bütün ailenin. Şimdi kendilerini en hafif tarafından kurtarmaya “konsantre” olmuş halleri.
Derken adamın biri, bir kadın öğretmene tecavüz etmeye kalktı. Ne olduysa oldu, beceremedi. Söylendiğine göre o da bu öğretmeni işkenceyle, eziyet ede ede öldürdü. Ünlü fıkrada olduğu gibi “cinsel eylem” ve “cinayet” aşağı yukarı aynı şey olmalı bu adamın zihninde -bu adamın ve pek çok benzerinin.
Arkasından, gene bir kadın öğretmeni, ders verdiği sınıfa girerek öldüren adam... Bunda da şiddet dozu ötekilerin gerisinde kalmıyor. Tabancayla vuruyor, ölmüyor mu kurbanı, neyse, bıçakla boğazını da kesiyor. Akan kan gözünü doyurmuştur herhalde. Bu marifeti yirmi çocuğun gözü önünde yapıyor. O yaşta bir çocukken böyle bir olayı, böyle bir manzarayı seyrettiğimi düşünüyorum, ister istemez, midem bulanıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.