Hindistan’da gene olan oldu. Olduran, gene Müslümanlar, Hindistan-Müslüman-terör... Bu üçlü yan yana gelince, dünya haber sıralamasında birinci basamağa yerleşiyor.
Son işittiğim, 140 ölüyü geçmişti. Daha da yükselecek herhalde. Aynı anda birden fazla – hem de epey fazla- yerde silâhlı eylem başlatmak “yeni bir teknoloji”. “Yaratıcı” olmadığından şikâyet ettiğiniz İslâm dünyası terörde yaratıcı olmaya karar verdi ve bayağı başarılı gidiyor.
Dünyanın genel mantığı bu eylemlerin “seyirlik” olmasını gerektiriyor. 11 Eylül bunun modelini kurmuştu. Sayısal bakımdan (ölen insan sayısı) da doruğa çıkmıştı. Ama bu şimdiki de, kendi tarzı içinde, yeterince çarpıcı ve etkileyici. Birilerini pek mutlu edeceği kesin.
Hindistan dehşet bir yer! Bu ülkede her şey olabilir –yalnız “ılımlı” şeyler olamaz herhalde. “Müslüman azınlık” deniyor... Bu “azınlık” yüz milyona yakındır hemen hemen bütün Müslüman ülkelerin nüfusundan fazla. Şimdi eylemi bu Müslümanlar yaptı ama Hindular arasında da bu gibi eylemlere düşkünlük var.
Yıllar önce, Hindistan hakkında pek az şey bilirken, Gandhi’nin başarısının görkemini de anlamıyordum. Budizm, Hinduizm gibi, Caynacılık (“Ahimsa”nın kaynağı) gibi “pasifist” dinlerin bulunduğu, sıradan ve genel ideoloji olarak yaşadığı bir toplumda onun barışsever politikasını yerleştirmenin kolay olduğunu sanıyordum. Ama Hindistan’ın “siyasî suikastlar” dizisinin ilk kurbanı da Gandhi oldu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.