“Demokratik Açılım” girişimi, şimdiye kadar üstü örtülü duran bir gerçekliği görünür kılmaya başladı. Bunu şöyle özetlemeye çalışayım: Güneydoğu’daki savaşın “resmî” tarafları Türkiye Cumhuriyeti devleti ile PKK idi. Yıllardır bu ana çizgileriyle böyle devam etti. Türkiye toplumunda kitlelerin pek çok konuda meydanı “resmî” güce bırakmak ve kendisine edilgen seyirci rolünü seçmek gibi kökleşmiş bir alışkanlığı olduğunu biliriz. Bu konuda da durum genel olarak böyleydi ama durum herkesi bir yerinden yakaladığı için halkın da olaylara büsbütün kayıtsız kalması düşünülemezdi. Başka hiçbir şey olmasa, hayatını kaybedenlerin yarattığı etki yeter. Dolayısıyla, gerilim, azar azar da olsa, topluma yayılma eğilimi gösteriyordu. Bu yayılmanın orada burada patlak veren sonuçlarının büyük çoğunluğundan haberimiz olmadığı kanısındayım. Çünkü bunlar medyaya yansımıyor ya da medya bunları yansıtmak istemiyordu. Ancak çok yakınınızda bu olay geçmişse, siz de bundan haberdar oluyordunuz. Örneğin Ege’de bir köyde yazlık sahibi olmak isteyenler usta duvarcı ararken, Bitlis’ten gelmiş Kürtler de iş almaya çalışıyor. Bunun üstüne onları rakip görenler (Egeliler) gidip Jandarmaya bu adamların PKK’lı olduğunu, aralarındaki konuşmalardan bu sonucu çıkardıklarını anlatıyorlar. Adamlara sopa çekiliyor, orada barınamıyorlar, duvarcılık rekabeti bitiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.