Geçen gün Yasemin Çongar yazdı, Emre Aköz yazdı, herhalde başka yazanlar da var; Ermeniler’den kıyım için özür dileyen metni imzalama konusu. Bunu hazırlayan arkadaşlarla konuştum ve imzalayacağımı söyledim. Aslında, başta “özür dilemek”, metinde itiraz ettiğim noktalar var. Ama Yasemin Çongar gibi ben de konunun genel ağırlığı karşısında bunu çok önemli olmayan bir ayrıntı olarak görüyorum. Metin bu düşünceler doğrultusunda bir “revizyon”a tabi tutulursa (çünkü ayağı buraya basan birçok kişinin de benzer kaygılar taşıdığını görüyorum) şüphesiz daha mutlu olurum. Ama tutulmazsa da itiraz etmez, imzalarım.
“Özürle” ilgili herkes “Niye ben,” diye soruyor. Evet, niye ben, niye benim gibiler? Ermeni dinleyicilerin bulunduğu yerlerde ne zaman bu konuyu konuştumsa, bir “Türkiye yurttaşı” olduğum için, bu kıyımdan kişisel bir sorumluluk duygusu duymadığımı her zaman söylemişimdir. Kişisel sorumluluğum zaten fiilen mümkün değil, ama sorumlu olduğunu gördüğüm, bildiğim kişilere zaten en ufak bir yakınlık duymuyorum, hiçbir şekilde kendimi onlarla özdeşlemiyorum. Öyleyse niye özür dileyeyim.
Gene aynı toplantılarda, bu sorumluluğu duymamakla birlikte, yurttaşı olduğum Türkiye Cumhuriyeti’nin bugüne kadar bu olayı inkâr etmesinden doğan durumdan, bütün Türkiye yurttaşlarıyla birlikte bana da sorumluluk düştüğünü hep söylerim.
Yazının devamını okumak için tıklayın.