İnsan yaşlandıkça “yeni yıl” klişesinin “yeni” kısmı gitgide ironik birtakım çağrışımlar ediniyor. Hayatta “yeni” denecek pek bir şeyler olmadığı gibi, bütün bu “yeni”ler insana kendisinin epey eskidiğini hatırlatıyor.
Bu “yeni” yıla girerken, Uludere faciasının gölgesi altında kaldık. Hani, “hiç umutlanmayın, 31 aralık’tan 1 ocak’a geçersiniz, ama bu hayatınızda yeni bir dönem başlayacak demek değildir” der gibi, “eskinin uyarısı” gibi bir şeydi bu.
Belki de o kadar değil. Belki de değişen bir şeyler var. Olmuş olayın saçmalığı, kabul edilemezliği bunları zorluyor olsa da, daha önceleri benzerini görmediğimiz bir şeyler var. Hükümet bir süre “ham-hum” etse de sonunda –fazla da uzatmadan– olanı olduğu gibi kabul ediyor ve özür dilemeye hazırlanır gibi jestler yapıyor.
Tabii, işin ucunda
ölüm gibi nihaî, tersinmez bir olay olunca, “özür” insana şaka gibi geliyor. Adamı öldür, sonra “pardon” de!..
Ama şimdiye kadar kaç bin kişi özürsüz öldü. Bunu çok iyi bilen bir halkız biz.
Genelkurmay, yılbaşında “eğlence” anlamına gelecek bütün etkinliklerini iptal etti. Bu da bana anlamlı geldi. Böylesine de alışık değildik, Türk Ordusu ne yaparsa doğru yapar diye bilirdik.
Yazının devamını okumak için tıklayın.