1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:36
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 29.08.2009
Murat Belge
Esprit de Corps
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Esprit de Corps Murat Belge - Esprit de Corps Murat Belge - Esprit de Corps Murat Belge - Esprit de Corps Murat Belge - Esprit de Corps Murat Belge - Esprit de Corps Murat Belge - Esprit de Corps Murat Belge - Esprit de Corps
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Şu son “pim” hikâyesi son derece önemli. Onunla aynı zamanda bir de “mayın” hikâyesi ortaya çıktı. Bugün Emre Aköz’ün yazdığına göre, bu mayının patlaması ve altı askerin ölmesi üstüne Başbakan, Ahmet Türk’le randevusunu iptal etmiş. Demek ki, “pim”li hikâyeye göre, daha belirleyici siyasî sonuçları da olmuş. Şimdi iki yüksek rütbeli subay arasında geçen bir telefon konuşması çıkıyor. Biri, “bu bizim koyduğumuz mayın” diyor, öteki “olur böyle şeyler” yolu cevap veriyor (tabii bu konuşmanın dinlenmesi insan haklarına aykırı).

“Pim” olayından sonra “bunun gibi kaç olay var?” mealinde soru önergeleri vb. gündeme geldi. Gelecek elbette. Çünkü böyle sorgulamaların gündeme gelmesinin günü geldi.

Türkiye toplumu, böyle konularda “gerçekler açıklansın” talebiyle yetkililere baskı yapmayı kendine alışkanlık, gelenek haline getirmiş bir toplum değildir. Söylenene inanmamayı öğrenmiştir; ama “doğrusunu söyleyin” diye ısrar edemez, çünkü korkutulmuştur. Zaten böyle durumlarda “kaza oldu” veya “PKK patlattı” diye yalan söylemeyi alışkanlık haline getirenler de toplumun bu pısırıklığına güvenerek söylüyorlar yalanlarını.

Ama artık fazla oldu. Dünya değişirken Türkiye de değişti. Yalan söylendiğinde “bu bir yalandır” diyenler peyda oldu. Onlar peyda olunca, söylenenin yalan olduğunu bilenlerin bu bilgilerini başkalarıyla paylaşma isteğinin önü açıldı. Bunlar hepsi çok önemli gelişmeler. “Gelişme” dediğimiz olay, bir “rastlantı” değildir (öyle olsa, “gelişme” demezdik); bir nedenselliğe, bir determinizme dayanır. Onun için birilerinin “zart zurt” demesiyle önlenemez. Bu toplum artık bu geleneksel kalıplar içinde yaşamak istemiyor, çünkü öyle yaşamamanın imkânlarını kendisi yarattı.

Bir “kurum kültürü”, asıl kafamı kurcalayan konu. Kurumlar birçok bakımdan canlı organizmalar gibi davranırlar. Kendi içlerinde olanın üstünü örtmek ve dünyaya karşı “uyumlu bir bütün” görünümü sunmak eğilimindedirler. İçinde bulundukları toplumda genel anlamda “güven” sorunu varsa, onların bu “korunma” içgüdüsü de güçlenir. Tabii kurum bulunduğu ortamda, yani toplumda, başkaları arasında ne kadar güçlüyse, bu şekilde “korunma” eyleminde de o kadar başarılı olur.

Türkiye’de Silahlı Kuvvetler’e bu çerçevede baktığımızda, şu bir paragrafta söylenen her şeyin geçerli olduğu görülür. Yakın dönemde, birbiri ardından kamunun gözü önüne saçılmaya başlayan yığınla olay da bu söylenenlerin zengin örnekleriyle dolu. Bu yazının başında andığım” pim” ve “mayın” olayları da gözönüne en son çıkan hayli çarpıcı örnek ya da kanıtlar.

Bu sabahın (28 Ağustos, Cuma) Taraf’ına konuşan emekli tabip albay TSK içindeki bu tavrından rahatsız olan tek kişi değil herhalde. Ama egemen tavır bu olduğu için, bu “egemen tavır”, en başta, kendi sorgulanmasını yasakladığı ve bireyler açısından tehlikeli hale getirdiği için, özellikle de emeklilikten önce, bu konuda aykırı bir ses çıkarana pek rastlanmıyor.

İyi de, bu “dışa karşı korunma”, amacının karşıtı olan sonuçlar da üretir. Bombanın pimini çekip erin eline tutuşturan teğmen, bu davranışıyla (bunun “mânâ ve ehemmiyeti”ni ayrıca, uzun uzun konuşmak gerek), gene “biyolojik analoji”den gideceksek, bünyedeki kanser hücresi gibi bir etki yaratmış oluyor. Siz bir “dayanışma” anlayışıyla böyle bir olay olduğunu, ortada böyle bir davranmayı marifet sanan biri olduğunu saklamaya çalışırsanız, kanser olduğunu doktordan saklamaya çalışan birine benzersiniz. Bu da, herhalde, epey abes bir durumdur –maksat intihar değilse!

Ayrıca, dışınızdaki herkes ille sizin düşmanınız değildir. Eleştiri ille yıkmak için yapılmaz.

Böyle davranan teğmenler, aylardır haberlerini görebildiğimiz albaylar, yarbaylar, Jandarma Komutanları’nın vb. fink attığı bir organ, bu sefer daha büyük organizmanın, yani toplumun “kanserli organ”ı haline gelir. Gelince de, o toplum ölür.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Esprit de Corps - Murat Belge
03.09.2010 05:36:46