1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:38
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 19.10.2008
Murat Belge
Frankfurt Kitap Fuarı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Frankfurt Kitap Fuarı Murat Belge - Frankfurt Kitap Fuarı Murat Belge - Frankfurt Kitap Fuarı Murat Belge - Frankfurt Kitap Fuarı Murat Belge - Frankfurt Kitap Fuarı Murat Belge - Frankfurt Kitap Fuarı Murat Belge - Frankfurt Kitap Fuarı Murat Belge - Frankfurt Kitap Fuarı
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Hayatımda hiç yapmadığım bir şey yapıp Frankfurt Kitap Fuarı’na geldim. Aslında gene yapmazdım da, “yapmak”tan çok “yaptırıl”dım. Bu yıl Türkiye bu Fuar’ın “Şeref Konuğu” mu diyorlar, öyle bir yer doldurduğu için bütün Türkiye burada (“bütün Türkiye” burada olduğu için bir de “boykot eden Türkiye” var tabii). Dolayısıyla ben de buradayım.

Frankfurt’a yıllardır yolum düşmüyordu. Kafamı zorluyorum, son geldiğim tarihi ve vesileyi bir türlü hatırlayamıyorum; ama on yıldan aşağı değildir. Frankfurt şimdilerde kendini Avrupa’nın finans ve ticaret başkenti olarak görüyor. Bu sıfat, günümüzde, bir düzeyde, kentin bol miktarda gökdelen dikmesi anlamına geliyor. İşte bu gökdelenler dikilmeye başlayalı (ve Frankfurt finans merkezi olalı) beri ben de buraya uğramaz oldum –dediğim, hatırlayamadığım o son sefer dışında. Ama o son seferden, kentin dikine gelişme tarzını hatırlıyorum.

Eski gelişlerimden, eski Frankfurt’un koyu kırmızı renkte taşıyla yapılmış binalarını hatırlıyorum. St. Paul falan. Bunlar, tabii, gene yerli yerinde duruyor.

Fuarla birlikte “ulusal” bir hamle yaptığımız anlaşılıyor. Kentin her yanında yöresinde Türkiye’yle ilgili bir şeyler olmakta. Örneğin DGB’de, yani Sendikalar Birliği’nin buradaki şubesinin binasında, “Türkiye’de 1 Mayıs Afişleri” sergisi varmış. Yani çeşitli ilgi alanlarına hitap edebilecek nitelikte etkinlikler düşünülmüş ve düzenlenmiş.

Buraya dün (cuma günü) geldik ve doğal olarak, ilk iş, Fuar’ı gezdik. “Gezdik” demek abartma, aslında. Muazzam bir işin küçük bir parçasına bakabildik. Türkiye’nin standlarının bulunduğu kısma kısaca göz atıp (bugün öğleden sonra işimiz orada, nasıl olsa) Almanca dışındaki dillerde, tabii ağırlıkla İngilizce yayınların bulunduğu alana geldik. Bu Fuar, bizdekiler gibi, kitapla okuru buluşturmak üzere açılmıyor. Yayınevlerinin, yayıncıların birbirlerini tanımalarını, yayınlarını görüp öğrenmelerini, görüşüp iş bağlamalarını sağlamak gibi bir işlevi var. Getirilen yayınlar da satmak için değil, göstermek için. Bütün yayın standlarında, kitaplar arka planda; ön planda küçük masalar, sandalyeler var. Küçük küçük kahveler açılmış gibi. Bunlar değişik ülkelerden yayıncıların stand sahibi yayınevinin temsilcileriyle oturup yayın hakkı konuşması, pazarlık yapması için.

Dolayısıyla bu gezintiden kısa zamanda sıkıldık. Bakacak fazla kitap yok (zaten ticarî görünümlü, renkli resimli yayınlar ortalığı kaplamış), ancak, varsa, birtakım kataloglar alabiliyorsunuz.

İşin bizimle ilgili kısmını planlayanlardan biri olan Tanıl Bora ile konuşuyorduk. İlkin, Türkiye’yi “tanıtma” kısmının aslında başarılı olduğunu söyledi. Çağımızda insanların herhangi bir konuyla ilgilenmeleri için böyle özel bir “gün”, “hafta”, her neyse, böyle bir şeye gerek var. Her gün, Türkiye’yle, edebiyatıyla, sanatıyla, tarihi ve politikasıyla ilgili birçok panel, konferans var. Memlekette rastlamadığımız, yıllardır görmediğimiz herkes burada. Bu toplantılara üçte bir oranında Alman da katılıyormuş.

Tanıl olayın öbür yüzünü de anlattı. Gelip izleyen bu Almanlar burada görülen, gösterilen imgenin tam da Türkiye olmadığının farkında, diyor. “Tamam, sizin böyle bir gelişkin, uluslararası standartlara uygun parçanız var, ama bu ‘bütün Türkiye’ değil, Türkiye’nin ‘egemen kesimi’ bile değil. Örneğin burada bir Kürt yayınevi olabiliyor; ama gelsin Türkiye’de de olmaya kalksın...”

Bu ortak payda üzerinden ayrışan iki tutum olduğunu hissetmiş Tanıl Bora: biri, “sinik” olanı, “Bizi kandırmaya çalışmayın, yemezler.” Öbürü, “iyimser” olanı, “İyi, iyi. Böyle devam edin, bütün ülkeyi bu hale getirin. Ha gayret!”

Şimdi gidiyoruz, panele.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Frankfurt Kitap Fuarı - Murat Belge
03.09.2010 06:38:16