Beklenen oldu, Fransa’da bizi kızdıran ve zaten bizi kızdırmak üzere yapılmış yasa Meclis’ten geçti; bir süre sonra, büyük bir ihtimalle, bir beklenen daha olacak ve aynı yasa Senato’dan da geçecek. Bu ilk aşama üstüne Türkiye’nin yaptıklarının ikinci aşamayı durduracağı kanısında değilim. Bu işler hiç belli olmaz, “büyük konuşmamalı”, ama onların yerinde ben olsam bu davranışlar karşısında özellikle o yasayı geçirirdim.
Bu davranışlar için “klasik” demek mümkün, hep alışıklık kesbettiğimiz şeyler: Elçi’yi geri çekmek, görüşmeleri, ilişkileri kesmek vb. Ama bu seferkinde sanki özel bir “hınç” var. Sanırım bu Fransa’nın ve özellikle Sarkozy’nin başından beri Türkiye’ye karşı takındığı olumsuz tavır karşısında oluşmuş bir şey. Hükümetin ve tabii Başbakan’ın Avrupa Birliği ile karşı karşıya gelmelerinden birikmiş bir “öfke hali” hissediliyor.
Ama nereye kadar ve etkisi ne? Türkiye’nin Başbakan’ının ağzından ilân ettiği bu tedbirlerden ötürü Fransa’nın bir krize gireceğini sanmıyorum. Kurumlar yıkılmayacak, kahveler, lokantalar kapanmayacak, metro çalışmaya devam edecek.
Öte yandan, bu tarz bir “ilişki kesme”nin Türkiye’de zarara uğratacağı birileri de herhalde olacaktır. “Sokaktaki adam” dediğimiz o anonim şahsiyet bir iki gün bağırıp çağırdıktan sonra böyle bir olay olduğunu bile unutacaktır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.