1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:32
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 16.09.2008
Murat Belge
Haliç’te değişenler
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Haliç’te değişenler Murat Belge - Haliç’te değişenler Murat Belge - Haliç’te değişenler Murat Belge - Haliç’te değişenler Murat Belge - Haliç’te değişenler Murat Belge - Haliç’te değişenler Murat Belge - Haliç’te değişenler Murat Belge - Haliç’te değişenler
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Pazar günü Zeyrek’teki sarnıçtan söze başlamıştım. Bugün de bu restorasyon çalışmalarından edindiğim izlenimlere devam edeceğim. Bugünün yazısına Anemas’tan başlayayım.

Abdullah ziya romanlarında ve benzerlerinde adı çokça geçen bu “mekân”ı bir rastlantıyla üniversite öğrenciliği yıllarımda görmüş, gördüğüm bu deliğin kitaplarda anlatılan “o yer” olduğunu tahmin etmiş, ama keşfetme cesaretini –nedense- göstermemiştim. Seksenlerde Mustafa Kemal’in (yani, Ağaoğlu!) fikriyle “İstanbul Kültür Gezileri”ne Haliç’ten başlayınca, daha alıcı gözle bakmak üzere yeniden gittim. Baktım, içinde gezilebiliyor –bir miktar. Ama biraz kazalı olabilir, karanlıkta insan kayabilir, ayağı takılabilir. Biraz cambazlık gerektiren yerleri var. Ama gerçekten görülesi bir yer! Müthiş!

Bu gezileri yaptığım sürece hep gittik Anemas’a. Tabii hep konuştuk da... “Böyle bir yer bu halde bırakılır mı?” falan. Bu aslında muhataralı bir konu, benim için. Örneğin Pazar günü Ayrancı sokağını yazmıştım. Aklımın ucunda, bir yerlerde, “Ya şimdi herkes oraya akın ederse” düşüncesi de var. Başkaları bilmediği sürece orası yalnız benim, sanki, ama sonra herkesin. Ama ne yapalım ki zaten “paylaşmacı” bir ideolojinin savunucusu olmuşuz. Güzellik paylaşmak, mal mülk paylaşmak kadar önemli.

O zaman Anemas’ı da öyle bırakmamalı. Peki, bırakmayıp ne yapmalı? Onun pek içinden çıkamazdık. Şimdi restore edenler de, gördüğüm kadar, sorunun cevabını bularak işe başlamamışlar. “Hele bir toparlayalım, düşünürüz” hesabı.

Zaten kocaman bir yer, toprakaltı kısmıyla, topraküstü kısmıyla, terasıyla, İsak Angelos Kulesi’yle. Hem gezilen, hem oturulan, çay kahve içilen ya da yemek yenen bölümleri olabilir. Ama dehliz karakterini, zindan karakterini unutturacak bir dekorasyon tarzından da kaçınmalı. Anemas’ın yarattığı toplam etkinin içinde bir miktar “ürperti” mutlaka gerekiyor.

Gördüm ki şimdi buradan kamyon kamyon toprak atılmış. Eskiden görmediğimiz, varlığını şöyle böyle tahmin edebildiğimiz mekânlar, odalar ve koridorlar temizlenerek ortaya çıkarılmış. Atlayıp zıplamadan, tırmanmadan bütün mekânı gezebiliyorsunuz. Ama yapacak daha çok iş var, sırf kabasını bitirmek için bile çok iş var.

Oradan gittik Tekfur Sarayı’na. Burada arkeolojik kazılar yapılmış, esrarengiz mezarlar çıkarılmış. Sarayda mezarın ne işi var? Hani, mezar olduğu unutuldu, sonradan üstüne yapıldı, desek... Temel taşlarının indiği düzeyde mezarlar, görülmemiş olamaz.

Buranın da, ne olacağı beli değil şimdilik. Ama çalışma devam ediyor. “Saray” dediğimiz pavyondan çok sur boyunca.

Derken Fener-Balat projesinin son durumuna bakmaya gittik. Buralara ara sıra gene yolum düşüyordu. Onun için, örneğin Cantemir’in evinin onarımının bitmek üzere olduğunu biliyor, kısmen de görebiliyordum. Şimdi iyiden iyiye bitmiş, bahçesine çiçek bile dikilmiş. Binanın bir bölümünü Romanya müze haline getirmiş. Sergilenecek fazla eşya yokmuş. Zaten kapı kapalı. İçini göremedik. Romanya üstlendiği şu işi daha bir ciddiye alsa, hem sergi nesnelerini çoğaltsa, hem de açık tutmaya özen gösterse iyi olacak. Cantemir dolayımıyla Romanya, Mickiewicz dolayımıyla Polonya, Kilise ve Eksarklık yoluyla Bulgaristan ve muazzam miktarlarda eseriyle Yunanistan, tarihlerinin önemli “enstantane”leri İstanbul’da gezilip görülebilecek. Belki o zaman, bütün tarih boyunca böyle kendi içimize kapalı, kendimizden başka hiçbir şeye ilgi duymadan, görmeden ve işitmeden yaşamadığımızı, kendimiz de anlarız.

UNESCO projesi çerçevesinde onarılmış birkaç eve baktık. Balat’ın içlerinde bir sokak var: Merdivenli Yokuşu. Sol koldaki evler hepsi onarılmış, badana edilmiş, pırıl pırıl duruyorlar. Sağ koldakilerde böyle bir şey yok.

Oralarda bir ev sahibi, birilerinin, “evlerinizi elinizden alacaklar! Bunları Patrikhane alacak!” diye söylentiler çıkardığını, birçok kişinin bu korkularla projeden uzak durduğunu anlattı.

İşte, bildiğimiz hikâye. Türkiye! Avrupa Birliği de bize bunu yapacak! İçimize “post-modern tabakalar” sokup bizi bölecek! Onun için “ecnebi”ye güvenme, hiçbir şeyini emanet etme!

Böylece, o sağ koldaki evler gibi, perjmürde, konforsuz evinde otur. Karşı sırada evini onartan vatan hainlerine nefretle bak, onlar gibi olmadığın için şükret.

Tabii, “Patrikhane alacak” diye propaganda yapanlar öyle evlerde oturmuyor.

Bu konulara devam edeceğim.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Haliç’te değişenler - Murat Belge
03.09.2010 06:32:43