Başbakan’ın “dindar nesil” projesi karşısında bazı arkadaşlar bunu başaramayacağını söyleyerek onu uyardılar. Doğrudur. “Toplum” dediğimiz şeyin iyi taraflarından biri “mühendis”e yüz vermemesidir.
Ama bu, bir hükümetin bu gibi plan ve projelerle yola çıkmasının ciddi sorunlar çıkarmayacağı anlamına gelmez. Sorun çıkar, vakit kaybedilir, her şer olur. Başbakan’ın bu çıkışının, yalnız bu kadarının da ne gibi dertlere yol açacağını henüz bilemiyoruz.
Böyle girişimler neden tutmaz?
Sanırım şöyle bir mekanizma işliyor toplumlarda. İnsanlar her zaman varolan durum karşısında bir hoşnutsuzluk duyarlar. Çünkü her zaman, olduklarından daha iyi bir durumda olmak isterler. Bu da aslında iyi bir şeydir, topluma dinamizm kazandıran bir şeydir. Tabii somut durumun gösterdiği derecelere göre bu hoşnutsuzluğun dozu da azalır veya çoğalır. Bir insan, diyelim on beş derecede de “üşüdüm” diyebilir, ama bu, eksi beşteki üşümeyle bir değildir.
“Varolan durum” diyorum. Sıradan insan, o durumu, her türlü özelliğiyle, tek bir bütün olarak görme eğilimindedir. Bunun öyle açıklanabilir bir mantığı da yoktur. Evinde yangın çıkmasını ya da kentinde deprem olmasını 19 Mayıs’ta kız öğrencilerin şort giymesiyle açıklayabilir. Bu gibi bağlantıların ne kadar mantıksız olabileceğinin ölçüsü de, genel eğitim düzeyiyle, böyle şeylerle ilişkilidir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.