1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:15
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 31.08.2010
Murat Belge
Kısa bir Kıbrıs ziyareti
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Kısa bir Kıbrıs ziyareti Murat Belge - Kısa bir Kıbrıs ziyareti Murat Belge - Kısa bir Kıbrıs ziyareti Murat Belge - Kısa bir Kıbrıs ziyareti Murat Belge - Kısa bir Kıbrıs ziyareti Murat Belge - Kısa bir Kıbrıs ziyareti Murat Belge - Kısa bir Kıbrıs ziyareti Murat Belge - Kısa bir Kıbrıs ziyareti
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Bu hafta sonu Kuzey Kıbrıs’taydım. Hep duyarım, Lefkoşa’da bir Işık Kitabevi vardır. Kıbrıs’taki demokrat-sol duraklardan biridir. Onların düzenlediği kitap fuarında konuşmak üzere davet edilmiştim.

Yeşilköy’den “dış hatlar” tarafından, pasaport kontrolünden geçerek yola çıktıktan sonra geldiğim yerde gene Türkçe konuşuluyor olması, gene Türkçe yazılar olması bana şaşırtıcı ve ilginç geldi. İlk kez geliyorum buraya, onun için taze bir yaşantı. Sözgelişi Azerbaycan’a gitmek gibi değil. Orada, başka bir yere gelmiş olma duygusu gayet kuvvetlidir. Oysa burada, Türkiye’de bir alanda uçaktan inmiş olmak duygusu ağır basıyor. Girişteki pasaport kontrolü de olmasa, iyice öyle bir havaya girebilir insan. Hem zaten pasaportsuz gelmek de mümkün, yalnızca kimlikle.

Girne’de kaldım. Ama Lefkoşa’ya ve Magosa’ya da gittim. Bütün yolculuk topu topu iki gün sürünce her şey çok sıkışık oldu. Yollarda epey zaman geçti. Ama iyi oldu. Tabii, Akdeniz’de bir ada olarak, Kıbrıs’ın doğal güzelliği fazla. Denizi de var, dağları da. Bizim gibi Akdenizliler için çok da tanıdık görüntüler. Bunların yanısıra tarihten kalmış yapılar da hem güzel, hem çok ilginç. Ama tabii yakın zamanda yaptıklarımız burada yaptıklarımızdan hiç farklı değil, bir felâket.

Eski Lefkoşa kale içindeymiş, bunun büyük kısmı da şimdi kenti ayıran çizginin bizim tarafında kalmış. Burada oldukça çok sayıda eskiden kalmış bina görüyorsunuz. Eskiden de buralar Türklerin daha yoğun yaşadığı mahallelermiş. Onun için binalar Yunan mimarisinin örnekleri değil. Birçoğu bizim Millî Mimarî tarzını andıran bir biçimde. Tabii daha eskileri de var –Büyük Han gibi. Gelgelelim, örneğin bu son andığım han, genel yapısıyla kervansaray özelliklerine sahip olduğu halde, bizim burada, Anadolu’da veya İstanbul’da gördüklerimize de tam olarak benzemiyor. Osmanlı mimarisinin kendi belirgin tarzı var, ama yerel özellikleri de reddetmiyor. Örneğin Bükreş’te de han görüyorsunuz. “İşte bildiğimiz han” diyebilirsiniz. Ama öyle tam da bildiğimiz han değil sonuç olarak, yalnız orada görülen bir han.

Kıbrıs “sorunu”, dünyanın en uzun zamandır çözülmemiş sorunu olarak bilinir. Bunun öyle kaydadeğer bir değişiklik olmaksızın sürüp gitmesi iki tarafta da bir kanıksama duygusu yaratmış. İnsanlar yıllardan beri doğru çözümün ne olması gerektiğini konuşmuş ve tartışmış ve böyle yaşamaya alışmışlar. “Şu içinde olduğumuz durum doğru bir durum değil. Şöyle şöyle olmalı...” Olmalı da, fiilen olmakta olan ne? Yatıyorsun, kalkıyorsun, yiyor içiyorsun ve ne olması gerektiğini tartışıyorsun. Demek ki hayat sonuç olarak böyle bir şey. “Doğru” olan da ebediyen tartışılan ve ebediyen gerçekleşmeyen bir şey.

Bir de gerçekleşecek olsa! Ne zahmet, ne zahmet! Her şey baştan aşağıya değişecek. Yıllardır alıştığımız bu hayat altüst olacak. Başımıza (“benim başıma”) ne geleceği belli değil.

Bu ruh hali Türk tarafında zaten “devlet politikası”; bir strateji. Ama bundan on yıl önce öbür tarafa da bir kere gitmişliğim var. Orada da bunun topluma sinmekte olduğunu hissetmiştim. Bu kadar zamandır bir konuyu sadece konuşunca gerçekliğin tamamı “konuşma” düzeyindeymiş gibi oluyor. Yıllardır, “A durumu, B durumuna dönüşmelidir” demişsin ve niçin böyle olması gerektiğini, niçin başka türlüsünün kabul edilemez olduğunu anlatmışsın. Şimdi, çözüm gelsin diye, A durumunun B değil de C durumuna dönüşmesine nasıl razı olursun? Böyle olacağına, ne A, ne B, ne de C olan şu şimdiki reel durumda oturur ve A durumunun B durumuna dönüşmesinin niçin zorunlu olduğunu bin dereden su getirerek anlatmaya devam edersin.

Onun için, statükonun adı konmadan ve itiraf edilmeden bir süreklilik kazanacağı inancı geldi bana, Kıbrıs’ın kuzeyini de görünce. “Bu iyi bir şey mi” diye sorarsanız, “Evet, iyi” demekte zorlanırım. Ama iyisi, kötüsü, böyle bir gidiş var gibi.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kısa bir Kıbrıs ziyareti - Murat Belge
03.09.2010 05:15:38