1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:53
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 27.03.2009
Murat Belge
Kürdistan mı? Hiç duymadım
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Kürdistan mı? Hiç duymadım Murat Belge - Kürdistan mı? Hiç duymadım Murat Belge - Kürdistan mı? Hiç duymadım Murat Belge - Kürdistan mı? Hiç duymadım Murat Belge - Kürdistan mı? Hiç duymadım Murat Belge - Kürdistan mı? Hiç duymadım Murat Belge - Kürdistan mı? Hiç duymadım Murat Belge - Kürdistan mı? Hiç duymadım
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin
İçimizden bazıları, Kürt “sorunu” hakkında iyimser yorumlar yapıyor, şimdiye kadar uygulanan politikanın ciddi bir şekilde değişeceğini ve bu dehlizin ucunda belli belirsiz görünmeye başlayan barışa doğru adım adım yaklaşacağımızı –böyle bir süreci mümkün kılan bir zemin oluştuğunu- söylüyorlar. Gerçekten de böyle bir gidişin belirtileri seçilebiliyor. Ama aynı zamanda, iki günden beri, “Cumhurbaşkanı ‘Kürdistan’ dedi mi?” diye bir kıyamet kopuyor. Kimileri –gene içimizden bazıları- bu misyonu yüklenmiş durumda. Tabii en başta CHP ve MHP, fişlerini bu prize takmışlar, pazar günkü seçim öncesi buradan şarj oluyorlar.

Sık sık yazmak durumunda kalıyorum, çünkü sık sık gündemi belirleyen konu buna ilişkin oluyor: ulusal “nominalizm” tutkumuz! “Kürdistan” denmez, “cısss!” “Ermenistan” denmez, “cısss!” Kürt ölürse “ölü ele geçer”, Türk ölürse “şehit” olur. Hayatımız bunlarla geçiyor.

Britannica
’nın Türkçesi yayımlanırken ben de bunun Danışma Kurulu’ndaydım. 12 Eylül’ün üstünden çok zaman geçmemiş (neredeyse otuz yıl sonra hâlâ fazla uzağında değiliz ya); onun için “Kürt”, “Ermeni” ve bu kategorilerden maddelerde bazı sorunlar çıkabileceğini bekliyoruz. Geliyor da. Derken, daha başta, “B”de (ama, “A”dan beri başımız dertte), “Bayrak”ta, beklenmedik bir şey oldu. Kıbrıs diye bir yer var, bayrağı da var. Bunu yayımladık. Adamın biri mektup döşenmiş; bu bayrakta Kıbrıs adasının haritası vardır ya, onun üstünde “KKTC”yi geri kalandan ayıran sınır çizgisini çizmeliymişiz biz de. Çizmeden bayrağı yayımlamak, “vatana ihanet” oluyormuş, falan. Bu bir “yurttaş”ımızdı, bir “yetkili” değildi, onun için olay mektupla kaldı. O sırada 301’di, 305’ti, “yurttaş”a potansiyelini gerçekleştirme imkânı tanıyan maddelerimiz olmadığı için, olay mahkemeye intikal edemedi (ama edenleri oldu).

Şu vatanperver “vatandaş”ın dünya bilgisini bir düşünün: resmen kabul edilmiş (dünyaca) bir bayrak var. “Bunun üstünde değişiklik yapın” diyor. Biri de “Ben beş köşeli yıldızdan hoşlanmıyorum, altı köşeli seviyorum” dese ve Türkiye Cumhuriyeti bayrağının yıldızını değiştirse, yapılan iş aynı iştir. Bu adam bunu göremiyor, düşünemiyor. Neden? Bir Türkiye yurttaşı olarak böyle düşünmesinin yanlış olduğunu ona söyleme zahmetine giren kimseyle tanışmamış da ondan. Tersine, böyle düşünmesinin iyi ve doğru olduğunu söylemişler –Türkiye Cumhuriyeti’nin “iyi, doğru ve güzel”i böyle temellere dayanıyor.

“Kürdistan” demeyeceksin, sen demedin diye Kürdistan olmayacak. Bu arada Yunanistan da “Makedonya yoktur” diye bağıracak, tepinecek. Belki aynı adam, Yunanistan’ın bu haline gülecek, bakıp alay edecek. Sonra biri “Kürdistan” diyecek ve adam tepinmeye başlayacak.

Bir vakitler “Kürt” de yoktu, değil mi? O kadar yoktu ki, uluslararası önemli bir marka olan (kendi alanında) Larousse, bu ülkeye gelip Meydan-Larousse olduğunda, “Kürtler” de, “Ön-Asya’da yaşayan bir Türk-Oğuz boyu oldular.” Dünyanın hiçbir yerinde Kürtler Türk değildi ve dünyanın hiçbir yerinde Larousse denen ansiklopedi Kürtler’in Türk olduğunu söylemiyordu. Ama burada durum böyleydi, gerçeklik böyleydi. Larousse bunu sindirebiliyorsa, eh, bizim Britannica “vatan haini” oluyordu.

“Kürdistan”, “Kürtler’in yaşadığı yer demek. Ortada bir halk (“kavim”, “ulus” ne demeyi tercih ediyorsanız...) varsa, bu halk bir yerde yaşar, mantıken. Bütün Osmanlı tarihi boyunca buraya “Kürdistan” dendi, çünkü burada Kürtler yaşıyordu. Ama şimdi denmiyor, denemiyor. O Kürdistan’ın epey geniş bir bölümü bugünkü Türkiye’nin sınırları içinde ve buraya “Kürdistan”, zinhar, denemiyor. Ama Irak’taki kısmına da denemiyor! Orası için “Kürdistan” dedi Cumhurbaşkanı diye, kıyamet kopuyor.

“Yok” dediğimiz Kürtler meğer varmış. Bu dünyada “Kürdistan” adıyla bilinen bir yer olduğu da bir gün gelecek, “öğrenilecek” demiyorum, “hatırlanacak”. Çünkü hep vardı. Ama acaba ne zaman?

“Vakit nakit” diye bir laf var; daha kötüsü, bazı sorunlarda “vakit, ceset”. Bilmem kaç yıl sonra TV Şeş ve “Bu kadar insan ölmeden bu olamaz mıydı?” diye konuşuyoruz şimdi. Bu olayın “sorun” ve “kıyım olmaktan çıktığı aşamaya varmamıza daha kaç yıl, yani kaç ceset gerekiyor?

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kürdistan mı? Hiç duymadım - Murat Belge
03.09.2010 05:53:06