Ergun Babahan’ın Neşe Düzel’le konuşması devam ediyor, ama dün yayımlanan kısımdan sonra tamamlanmasını beklemeden ben de bu konuda birkaç şey söyleyeyim diye düşündüm. Medya-ordu ilişkileri hem bütün toplum açısından son derece önemli, hem de bizim gibi medyanın içinde (tamamen ya da kısmen) olanlar açısından, son derece ilginç.
Bu çarpık ilişki, tarihimizde çok gerilere uzanır. Militarist modernleşme biçiminin kaçınılmaz kıldığı “her şey vatan için” anlayışı burada da kendini göstermiştir.
Son dönemde, yargıç ağzından çıktığı aktarılan “sözkonusu olan devlet çıkarıysa, gerisi teferruattır” sözü (ve çeşitli versiyonları) bir medya mensubunun ideolojisini de pekâlâ yansıtabilir ve bir yargıca yakışmadığı gibi işi medyada doğru bilgi üretmek olan birinin ağzına da yakışmaz.
Medyanın içinde yeri olanlar için bu konunun dedikodu değeri, herkesin izleyip gördüğü gibi, bir hayli yüksek. Bu konu medyaya düştü düşeli, kim nerede, tutuklanan medya mensupları listesinde mi, kokteyl davet listesinde mi, ortalık birbirine girdi. Tabii bir kesimin birinci işi, ortaya böyle bir bilgi düşünce, onu geçersizleştirmek üzere yazmak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.