1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:45
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 10.10.2008
Murat Belge
Ne zaman, nasıl bitecek?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Ne zaman, nasıl bitecek? Murat Belge - Ne zaman, nasıl bitecek? Murat Belge - Ne zaman, nasıl bitecek? Murat Belge - Ne zaman, nasıl bitecek? Murat Belge - Ne zaman, nasıl bitecek? Murat Belge - Ne zaman, nasıl bitecek? Murat Belge - Ne zaman, nasıl bitecek? Murat Belge - Ne zaman, nasıl bitecek?
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Kürt sorunuyla ilgili olarak başı ve sonu birarada düşünülmüş, tutarlı bir planımızın, projemizin, bir çözüm stratejimizin olup olmadığını sormuştum, hafta başında. Derken karakol baskınını Diyarbakır saldırısı izledi ve böylece gerilimin özellikle arttığı evrelerden birine daha girdik. Bu noktada, “Niye karakol var? Karakol niçin orada? Niçin istihbarat yapılamadı?” gibi sorular yerine (bunların da elbette çok önemli olduğunu kabul ederek) artık durmadan şu yukarıdaki ana soruyu sormak gerektiğini düşünüyorum.

Sağda solda, sık sık ya gözüme ilişmeye, ya da kulağıma çalınmaya başladı: yalnız askerî yöntemle sonuç alınmasının mümkün olmadığını, başka yöntemler de düşünülmesi gerektiğini söyleyenler çoğaldı. Aralarında, “siyasî çözüm” formülünü telaffuz edenler de var. Kürt sorununa ilişkin konuştuğumuzda, “çözüm” kavramının başına “siyasî” sıfatının takılması en fazla TSK’yı temsil eden yüksek rütbeli komutanlar nezdinde alerji ve tepki uyandırırdı. Herhalde şimdilerde eskisi kadar alerji yaratmıyor ki bunu söyleyebiliyor artık, o çevrelerin hoşlanmadığı sözleri söylemekten kaçınanlar.

“Uzun süreli bir sorundur; çabuk çözüm beklemeyin” vb. beyanatlar veriliyor. Bu olayı olabilecek en kısa zaman dilimi içinde, yani, Eruh’tu galiba, ilk silâh patlamasından başlatarak ele alacaksak (ki doğru değildir böylesi. En az bütün Cumhuriyet tarihi boyunca devam etmiş bir sorundan söz ediyoruz), şöyle yirmi beş yıllık bir olayla karşı karşıyayız, demektir. Bu da epey “uzun süreli”. “Yeterince uzun süreli” de diyebiliriz. “Çabuk çözüm” beklememenin anlamı nedir? Yani, ne kadar bekleyeceğiz? Kaç yıl, kaç ceset bekleyeceğiz?

Şimdiye kadar uygulanan temel yöntemde, yani bu olayı asker ve polis gücüyle bastırma yöntemini uygulamaya devam edeceksek, bu soruya “ebediyen” diyerek cevap verebilirim.

Osmanlı tarihinde bütün bağımsızlık taleplerine bu yöntemle cevap verdik. Sırp, Bulgar, Yunan, Boşnak, Arnavut, Arap... Bastırmaya çalıştık. Sonuç? Sonuç ortada.

Kürtler’in büyük çoğunluğu, istediklerinin “bağımsızlık” olmadığını söylüyor. PKK’nın uyguladığı yöntemle başka neyin talep edilebileceği de insana ayrı bir bilmece gibi görünebilir, ama burada Türkiye’nin de payı var. “Tek âkdi çekiç olma” durumunun kaçınılmaz ârâzı: “bağımsızlık isterim”, “kültürel hak isterim”, “siyasî tanınma isterim” vb. Sen ne istersen iste, cevabını çekiç veriyor.

Şimdi DTP’nin kapatılması davası gündemde, günü de iyice yaklaştı. Kapatılırsa ne olacak, bu ne anlama gelecek? Çok açık bir şekilde, uygulanan yöntemin, yani “askerî çözüm” formülünün devam edeceği, bu koşullarda “siyasî çözüm” diye bir formülden medet ummanın, bir şey beklemenin hiçbir şekilde gereği olmadığı anlamına gelecek. “Şimdiye kadar şu kadar partinizi kapattık. Bundan sonra da kapatacağız. Boşuna yenisini kurmayın” mesajı verilecek. Türkiye’de Kürtler’i temsil etme görevini üstlenmiş bir siyasî partinin söylemek zorunda olduğu sözler, söylemediği takdirde kendi gereğini inkâr edeceği sözler, aynı zamanda, bu ülkenin yasalarında bir siyasî partinin kapatılması için “gerekçe” olarak kabul edilen sözler. Bu durumda hangi “siyasî çözüm”? “Askerî çözüm” dışında ne?

Peki o çözüm ne zaman ve nasıl?

Görülen o ki, bunun da bir cevabı yok! “Üç zaman içinde...” vb.

“Dağdakileri indirmenin yolunu bulmalıyız” deniyor. Hemen ardından “Ama bir siyasî af sözkonusu olmayacaktır” deniyor. Ne demek bu?

Bir yeni yol açabilecek her fikre karşı bir tıkaç bulunuyor. “Şöyle yaparsak çözülür” diyen bir yetkili yok ortada. Ama “şöyle yaparsak çözülür” diyen herkesin tepesine binip “Çabuk lafını geri al, bir daha da söyleme” diyen yetkili çok.

Çöz, ama statüyü değiştirmeden çöz. İyi ama, zaten sorunu yaratan statü! Statüye dokunmadan nasıl çözeyim?

Bekle. Ben sorumluluk yüklenmeden olsun. Ben emekli olayım, sonra başkaları ne yaparsa yapsın.

Yani, negatif belirleyicilik, her şeye hâkim.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Ne zaman, nasıl bitecek? - Murat Belge
03.09.2010 06:45:01