1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:43
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 25.10.2008
Murat Belge
Nereden nereye?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Nereden nereye? Murat Belge - Nereden nereye? Murat Belge - Nereden nereye? Murat Belge - Nereden nereye? Murat Belge - Nereden nereye? Murat Belge - Nereden nereye? Murat Belge - Nereden nereye? Murat Belge - Nereden nereye?
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Seksen beş yıllık bir hesap görmeye çalışıyoruz, ondan öncesini hiç saymazsak. 1923’te Mustafa Kemal Cumhuriyet’i ilân ederken, çevresinde, bunu ve ondan gelecek her girişimi destekleyecek, çok küçük bir azınlık vardı. Seçilen genel yol, genel politika, o azınlığı ülkenin “seçkin”leri konumuna getiriyordu (ve aynı “fırça darbesi”yle, Osmanlı seçkinlerini o zamana kadar doldurdukları yerlerden tasfiye ediyordu).

Bunlar okumuş, “Batılılaşma” akımı içinde yer almış ve rol oynamış, İttihat Terakki ve İkinci Meşrutiyet rejimi içinde politize olmuş, savaşların yalnız fiziksel değil, manevi baskısı altında da ezilirken Anadolu’daki başarılı direniş sayesinde yılgınlıktan kurtulmuş ve Ankara’nın çevresinde heyecanla saf tutmuş insanlardı. Fransız Devrimi’nden yaklaşık 150 yıl sonra, hâlâ o büyük olayın etkisi altındaydılar. Bu olayda ve onu izleyen olaylarda “hanedan”lara başkaldıran, meşrutiyet veya cumhuriyet adına mücadele veren, genellikle küçük burjuva – kentli aydın kadrolar, iktidar talep ederken, monarşi ve aristokrasinin “mavi kan”ına karşılık, “milletin temsilcisi” olduklarını iddia ediyorlardı.

Fransa’da koşullar onları gerçekten “milletin temsilcisi” haline getirmişti ama koşullar her yerde aynı biçimde işlemiyordu. Kendini “milletin temsilcisi” olarak gören her yerde ve tabii burada da, vardı. Ama çok yerde “millet” bu “temsilci”lerinden haberdar değil, birçok yerde de onlardan hoşnut değildi. Fransa’da, Vendee “karşı-devrim”i oldu, örneğin; ama Osmanlı topraklarının, hele Müslümanların çoğunlukta olduğu her yeri bir Vendee’ydi.

Dolayısıyla bu küçük “seçkin”lerin ayağı o sıralarda toplumun içinde bir yerlere basmıyordu. Onun için, “basacak zemin” olarak, kendi kurdukları düzenin, bunu kurmak için çıkardıkları yasaların onlara sağladığı yapay payandaları kullandılar. “Mahfel”, bu toplumsal oluşumun en anlamlı simgesidir.

Bu durum o zaman için yadırganacak bir şey değildi. Ama o zamandan bu zamana durumun değişmemesi, değişememesi ve değiştirilememesi, bir garabet, bir “olmamışlık”, “tutmamışlık” yaratıyor.

Niye tutmadı? Kabaca formülleyelim: bu ahali mi kalın kafalıydı? Yoksa benimsetilmek istenen şey benimsenebilir bir şey değil miydi?

Bunu daha ayrıntılı tartışabilmenin yolunu açmak için bu girizgâhı yapıyorum. Ama ondan önce, hesaplaşmanın seksen beşinci yılında varılmış noktayla ilgili birkaç şey söyleyeyim.

Bu küçük “seçkin” grubu zamanında idealistti ve oldukça iyimserdi. Ama Yakup Kadri Ankara’yı otuzlarda yazdı ve “utopya” mahiyetinde bir “son bölüm” eklemek gereğini duydu. İnsan ne zaman “utopya” yazma gereğini duyar? Olanla olmasını istediği şey arasında büyük engeller olduğuna inandığı zaman. Demek onun “gelecek rüyası”, daha otuzlarda, bir “utopya” haline gelmişti.

Yakup Kadri, bunun sorumlusu veya en azından kısmî sorumlusu olarak sözünü ettiğimiz “seçkin”leri gösterir. Cumhuriyet kurulunca “aferist” (o zamanın büyük günahkârı) olan emekli Albay Hakkı Bey bu sürecin simgesidir. “Devrim” yapmak üzere yola çıkan kadro çok çabuk yorulmuş ve kendi çıkarına düşmüştür.

Bunlar çok tartışılır, ama insan insandır ve çıkarını da düşünür. Cumhuriyet seçkinleri, “toplumu dönüştürme” adına yaptıkları her işle, asıl amaçları bu olmasa da, aynı zamanda toplumdaki ayrıcalıklı konumlarını pekiştirdiler. Böylece, devletin (bu “iyi niyetli” dönüştürme eylemlerini yapabilecekleri tek araç –toplumda basacak yer olmayınca) toplumun dışında ve üstünde konumunu durmadan takviye ettiler. “Çok-partilik” bu konuma “kontra” akımlar başlattı, ama “devlet/toplum” formülündeki “güç” dengesini çok fazla değiştiremedi. Darbeler, bu iki kutup arasındaki çekişmenin ürünüdür.

Son büyük “Restorasyon” girişimi 12 Eylül’dür. Bugün süregiden kavga da aynı kavgadır. Geceyarısı Muhtıraları da, gerekçeli kararlar da, CHP tipi siyaset de, o seçkinlerin bugünkü torunlarının, dönüştürmeyi (kendi kafalarına göre dönüştürmeyi) başaramamış ve bundan umudunu büyük ölçüde kesmiş bir azınlığın ayrıcalıklarını koruma kavgasıdır.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Nereden nereye? - Murat Belge
03.09.2010 06:43:30