Referandumda alınacak tavır konusunda bir şey söylemeden önce referandum “moment”ine nasıl geldiğimize kısaca bir göz atma gereği duyuyorum.
AKP’nin anayasa konusunda biraz kararsız bir tavrı vardı. Değiştirmenin zorunlu olduğunu herhalde kabul ediyor, ama bunun prosedürü konusunda bir çizgi tutturamıyordu. Özbudun ekibine taslak hazırlatıp sonra da bununla ilgili bir şey yapmaması gibi durumları hatırlıyorum.
Ama HSYK ve Anayasa Mahkemesi, ama ayrıca bütün Yüksek Yargı organlarının davranışları AKP’yi daha çabuk hareket etmeye sevketti. Bugün, referanduma sunulan değişiklikler paketinin temelinde bu ihtiyacın yattığının farkındayız. Sanırım AKP, “referandum” zorunlu olunca, paketi daha “sevimli” kılmak için, normal koşullarda kimsenin, özellikle de ilerici ve demokrat kesimden kimsenin itiraz etmeyeceği başka değişiklikleri ekledi.
Ama “normal koşullarda” yaşamıyoruz ve itiraz edildi.
Dün de yazdığım gibi, AKP’den gelecek her şeye “hayır” demeye hazır bir kesim var memlekette. Bunlar, normal olarak, bu “referandum savaşları” ortamında “hayırcı” dediğimiz kesimi meydana getiriyorlar. Niçin “hayır” dediklerini açıklamak için, önerinin AKP’den gelmiş olmasından başka bir gerekçe bulmalarına zaten gerek yok. Kendileri böyle bir ihtiyaç duymadığı gibi kimse de onların böyle bir şey yapmasını beklemiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.