1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:28
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 11.10.2008
Murat Belge
OHAL önerisinin düşündürdükleri
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - OHAL önerisinin düşündürdükleri Murat Belge - OHAL önerisinin düşündürdükleri Murat Belge - OHAL önerisinin düşündürdükleri Murat Belge - OHAL önerisinin düşündürdükleri Murat Belge - OHAL önerisinin düşündürdükleri Murat Belge - OHAL önerisinin düşündürdükleri Murat Belge - OHAL önerisinin düşündürdükleri Murat Belge - OHAL önerisinin düşündürdükleri
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Bu yazıyı birkaç yıl önce gene yazdığımı hatırlıyorum. Sorunların ve soranlara karşı tutumların bu kadar değişmediği, komutanların ve politikacıların “Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde...” diye söze başlamaktan hâlâ bıkmadığı bir ülkede yazarların da habire aynı şeyleri yazıyor olmasında yadırganacak bir şey yok.

Gün aşırı bir iki ölü, mayın falan, bir rutin haline gelmiş, alışkanlık yaratmış, geçip gidiyor. Arada bir sayı on beşe, yirmiye fırlayınca, “Ne yapacağız? Eksik kalan ne” diye sormaya başlıyoruz. Harekât yapılmış, harika! “Sınır ötesi operasyon” yapılmış ki, dünyada eşi görülmemiş! İki üç ay sonra, hoppala, yirmi şehit daha!

Gene böyle bir evredeyiz, onun için “Ne yapmalı?” ortamı yeniden kuruldu. Umarım bu sefer biraz daha anlamlı ve etkili olur.

Ancak, bu ortamda, cihet-i askeriyeden “OHAL ilân edilsin” önerisinin geldiği yazıldı ve söylendi. OHAL vardı, sözkonusu bölgede OHAL kalksa da hayat “olağan” olamadı zaten, yıllardır ve yıllardır. Şimdi, “Ne yapmalıyız” sorusunun yoğunlaştığı bir ortamda, buyurun size “çözüm önerisi”: “OHAL ilân edelim”.

“Yazmıştım” dediğim şu: Goriller sürü hayatı yaşar; “sürü” sözkonusu oldu mu, bir “önderlik” gereği de ortaya çıkar. Gorillerde önderlik, sürünün yaşlı erkeklerinde olurmuş. Bir tehlike anında, diyelim bir leopar, bir aslan belirdi, yavrular ve dişileri ortaya alır, erkek goriller bir halka oluşturur, onları savunurmuş. Gorillerin de, bizim gibi (zaten benzerliğimiz çok), yaşlanınca tüyleri beyazlanıyor. Dediğim bu önder yaşlıların ensesi ağarırmış. Onun için bunlara “hoary neck” (kırçılsırt) deniyor. Kırçılsırtlar gelen düşmana karşı sürünün önünde kendilerini siper eder, göğüslerini yumruklayıp dişlerini göstererek meydan okurlarmış.

Bu yöntem etkili olurmuş. Gelen düşman, bu kadar gorille başa çıkamayacağını anlar, çeker gidermiş.

Derken, günün birinde, teni soluk, ellerinde “tüfek” denilen âlet bulunan birileri peyda olmuş. Daha önce hiç görülmedik birileri. Goriller gene halka olmuş, kırçılsırtlar gene öne atılıp göğüslerini yumruklamış. Yeni gelenler “tüfek” denilen âletlerini omuzlarına dayayıp “dan! dan! dan!” yapmış. Ne kırçılı kalmış, ne kırçıllaşmamışı.

Bu hikâyeyi çok farklı bir ortamda Amerikalı bir “önderlik uzmanı”ndan dinlemiştim. Amerikalılar çok meraklı ya böyle şeylere, her işin bir “uzmanı” olmasına. Adam bunu anlatmış, sonra bu “kıssa”dan şu “hisse”yi çıkarmıştı: toplulukların karşılaştığı sorunlar her zaman değişir. Bir sorunu çözmekte yararlı olmuş yöntem, bir sonraki sorunda işlemeyebilir. İyi de doğru önderlik, her durumda aynı davranışı sergilemek değil, her durumda o durumun koşullarının gerektirdiği davranış tarzını bulmaktır.

Goril topluluğu “kırçılsırt”ların iktidarını sorgulayamaz, değiştiremez. “Kırçılsırt”lar da kendi bilgilerini sorgulayamaz, değiştiremez. Bunun sonucu, “eli tüfekliler” karşısında her zaman kolay hedef olmalarıdır. Böyle olunca, “eli tüfekliler” insafa gelmez ise, gorilin de soyu tükenir. Bütün bu evrim çerçevesinde buraya kadar gelişebilmiş olan gorillere, başka türlü davranamadıkları için kızmak veya onları küçümsemek, yersiz olabilir. Ama bizler goril değiliz, insanız. İnsan olarak, zihnimiz böyle sınırlı, kısıtlı değil. “Mantık” denilen bir şeye, “akıl yürütme” denilen bir imkâna, “ders çıkarma” denilen bir yeteneğe sahip olduğumuz rivayet ediliyor.

Öte yandan, canlı varlıklar, aralarındaki bütün farklılıklara rağmen, bazı temel ortak özelliklerle de donatılmış oluyor. Bunlara, isterseniz, hayatın zorunlu kıldığı alışkanlıklar da diyebilirsiniz. Gorillerin anlattığım davranışta ısrar etmelerini “muhafazakârlık” olarak adlandırırsanız, biz insanlar arasında da muhafazakârlığın varolduğunu, yalnız siyasî bir tavır olarak değil, hayatın her alanında görülebildiğini de hemen düşünürsünüz. Muhafazakârlığı, bunun gerekliliği ve yararını savunabilirsiniz de; çünkü “soyu devam ettirmek”, çok zaman, ona ilişkin bazı özellikleri “muhafaza etmek”le mümkündür.

Öyleyse, Amerikalı dostumun “hisse”sine şunu da ekleyeyim: iyi de doğru önderlik, ne zaman muhafazakâr, ne zaman devrimci olmak gerektiğini isabetle sezmeyi gerektirir.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: OHAL önerisinin düşündürdükleri - Murat Belge
03.09.2010 06:28:26