Bu yazıyı birkaç yıl önce gene yazdığımı hatırlıyorum. Sorunların ve soranlara karşı tutumların bu kadar değişmediği, komutanların ve politikacıların “Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde...” diye söze başlamaktan hâlâ bıkmadığı bir ülkede yazarların da habire aynı şeyleri yazıyor olmasında yadırganacak bir şey yok.
Gün aşırı bir iki ölü, mayın falan, bir rutin haline gelmiş, alışkanlık yaratmış, geçip gidiyor. Arada bir sayı on beşe, yirmiye fırlayınca, “Ne yapacağız? Eksik kalan ne” diye sormaya başlıyoruz. Harekât yapılmış, harika! “Sınır ötesi operasyon” yapılmış ki, dünyada eşi görülmemiş! İki üç ay sonra, hoppala, yirmi şehit daha!
Gene böyle bir evredeyiz, onun için “Ne yapmalı?” ortamı yeniden kuruldu. Umarım bu sefer biraz daha anlamlı ve etkili olur.
Ancak, bu ortamda, cihet-i askeriyeden “OHAL ilân edilsin” önerisinin geldiği yazıldı ve söylendi. OHAL vardı, sözkonusu bölgede OHAL kalksa da hayat “olağan” olamadı zaten, yıllardır ve yıllardır. Şimdi, “Ne yapmalıyız” sorusunun yoğunlaştığı bir ortamda, buyurun size “çözüm önerisi”: “OHAL ilân edelim”.
“Yazmıştım” dediğim şu: Goriller sürü hayatı yaşar; “sürü” sözkonusu oldu mu, bir “önderlik” gereği de ortaya çıkar. Gorillerde önderlik, sürünün yaşlı erkeklerinde olurmuş. Bir tehlike anında, diyelim bir leopar, bir aslan belirdi, yavrular ve dişileri ortaya alır, erkek goriller bir halka oluşturur, onları savunurmuş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.