Polonya’daki konferansımız bitti. Bitince, “gelmişken bir de Krakov’u göreyim,” dedim. “Bir daha buralara yolum düşer mi, düşmez mi? Bunca yıldır düşmemişti zaten.” Böylece, bu kenti de biraz olsun gördüm. Şimdi Varşova’ya dönmek için trene binmeden önce biraz vaktim var, onun için yazıya oturdum.
Almanlar Polonya’ya girerken, Krakov yollarının üstünde değilmiş. Çekilirken de herhalde bombalayıp yok etmeye vakit bulamadılar, aceleleri vardı. Sonuç olarak kent uzun boylu zarar ziyan görmeden kalmış. Onun için de Polonya’nın en görülesi kenti olarak duruyor. Bir Ortaçağ kenti. Bir zamanların başkenti. Bu yörelerin ilk üniversite kenti. Eh, bunlar birarada, ilginç bir kent yapmaya yetiyor.
Kent merkezi, sahiden de kentin merkezinde, hâlâ. “Rynek” dedikleri alışveriş merkezi. Ortaçağ kentleri pek böyle olmaz ama burası daha ilk kuruluşunda geometrisi yerinde bir kent. Dediğim geniş meydan bir kare biçiminde. Onu kuşatan sokaklar da birbirini dik açılarla kesen ve düz uzanan sokaklar. Meydanın orta yerinde ilk yapılan çarşı binası yıkılmış, Rönesans döneminde bir yenisini yapmışlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.