Bununla şu “program” yazılarımı bitireyim diye düşünüyorum. Sonradan, yeni ipuçları, temalar ortaya çıkarsa, gene yazılır da, şimdilik yeter artık.
Önce bir not: “Sosyalizm” adına yapacağınız, hazırlayacağınız bir programda, “patent”i başkalarına ait maddeler bulunması da şart. Örneğin, genel olarak “çevrecilik” bir sosyalizm icadı olmadığı gibi, sosyalistlerin en fazla günah işlediği bir alan. Bu da ta Marx’a gider: “İnsanın Doğa’ya karşı mücadelesi” vb. Ama bugün içinde çevrecilikten esinlenmiş maddeler bulunmayan bir sosyalizm programı olacağını düşünemiyorum. Veya, kürkü için hayvan öldürmeye (bu da “hayvan hakları” sivil hareketinden gelen bir şey) sınır getirmeyen bir “sosyalizm” programını...
Biz burada, dünyanın bu bölgesinde, insanın devletin hizmetinde görülüp kabul edildiği bir siyasî kültür ve bir sistem içinde doğduk, orada yaşıyoruz. Onun için de demokrasi için yazan çizen arkadaşlarımız “yurttaş devletin değil, devlet yurttaşın hizmetinde olmalıdır” sözlerini sık sık tekrarlıyor. Genellikle “Batılı” dediğimiz, “ileri” sıfatıyla anmamızı kapitalizme erken geçebilmelerine borçlu olan toplumlar bireyle devlet arasındaki bu tür sorunları aşmış görünüyorlar (“aşmışlar” demedim: “aşmış görünüyorlar”). Ama oralarda da ekonomi yurttaşların değil, yurttaşlar (insanlar, kitleler, “emekçiler”) ekonominin hizmetinde.
Yazının devamını okumak için tıklayın.