Halil Berktay dün (11 ocak çarşamba) programımı açıklamaya davet etti. Bu noktaya geleceğimi söylemiştim, ama sabredememiş anlaşılan: “temiz ve bozulmamış sosyalizm programın nedir” diye soruyor.
Ama bugün de (12 ocak perşembe) bir yazısı yayımlandı Halil’in ve burada benim işimi kolaylaştıran bazı önemli şeyler söylüyor.
Şöyle: “teorik bakımdan sosyalizme özgü sayabileceğim... unsur var mı” diye sormuştu –haklı olarak. Bugünse böyle şeylerin dünyada iyiden iyiye azaldığını anlatmış. Yerinde bir örnekle, şimdi geçmişte kalmış belli başlı sanat akımlarını sayıyor, “fauvism”, “futurism” vb; “Her biri yepyeni bir vizyon getirmek iddiasındaydı” diyor; “‘doğru’ sanatın kendisi olduğunu öne sürüyor, hattâ bu doğrultuda manifestolar yayınlıyordu.”
“Fakat zamanla ne oldu? Bu ‘akım’ veya ‘grup’ veya ‘ekol’ler dönemi genel olarak kapandı; dar mezhepçilik yerine belirgin bir geniş meşreplilik, bir enternasyonal stil hâkim oldu (‘Mutfak’lar da ayrıyken, malûm, şimdi yemek alanında bile bir ‘füzyon’ cuisine: doğdu).”
Evet, ben de bu program konusuna başlayabilmek için, önce bu minvalde bir girizgâh yapmaya karar vermiştim. Sabah baktım ki Halil benim aklıma gelenlerden daha iyi (siyaset dışı alanlardan olması özellikle iyi) örneklerle sorunu anlatmış. “Sosyalizme özgü” demek onun için bayağı güçleşmişti. Dünyanın sorunları üç aşağı beş yukarı aynı; alınan tedbirlerde öyle. Onun için, “Devrim yapacağım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.