Tayyip Erdoğan’ın kaçak çalışan Ermenileri kapıdışarı etmek hakkında söylediği sözler için El Pais “kaba bir tepki” demiş. O söylem karşısında kullanılabilecek pek çok sıfat var (hiçbiri sevimli olmayan), ama, evet, belki hepsinden önce bu “kaba” sıfatı yerine oturuyor.
Bugünkü (cuma) Taraf ’ı okuyorum. İlk iki sayfada Amberin, Yasemin ve ben bu konuyu ele almışız; sonra Alper Görmüş geliyor; Etyen bu “kovma” söylemini enine boyuna analiz ediyor;
Taner Akçam, önceki güzel yazısını bu sefer Amerikan Kongresi’nde “soykırım” kelimesine karşı verdiğimiz kahramanca savaş üstüne yazısıyla devam ettirmiş (bu gazete “yandaş” ya, onun için herkes Erdoğan’a böyle yandaş yandaş yazılar yazmış). Nilüfer başka konuda yazmış ama buna da değiniyor.
Saydığım bu yazılarda ve başkalarında ele alınan bir tema var: bugün Erdoğan, dün ve yarın başkaları, Ermeni konusu, özellikle 1915 odaklı olarak açıldığında, “Türkiye adına” yaptıkları konuşmalarda, “kaba”nın da ötesine geçen, düpedüz “vahşi” denmesi gereken bir üslûp tutturuyorlar. Bunların görünürdeki amacı bildiğimiz inkâr politikasını sürdürmek olmalı.
Ama bu üslûp tutturulunca, söylemin hiçbir inandırıcılığı kalmıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.