Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na gelen General’in ülkeye yönelen “post-modernist tabaka” tehdidini tesbit eden konuşmasıyla, bu ülkede şaşmaz bir biçimde yaşayageldiğimiz bir “yeni baştan, aynı yerde” durumuyla karşı karşıya olduğumuz duygusuna kapılmıştım. Ama zaten Silâhlı Kuvvetler bu ülkede bu duygunun sürekliliğinin kurumsal garantisi.
Dün, Kandıra’daki ziyaret gündeme düştü ve ortada Abdullah Gül’ün maçı vesile yaparak Ermenistan’a gitme kararını açıklaması gibi, son derece önemli ve “yeni baştan, aynı yerde” duygusu yaratmayan bir gelişme varken, gündeme de, “hâlet-i ruhiye”ye de, egemen oldu.
Onun için, bu sabahın gazetelerinde en fazla santimetre kare bu olaya ayrılmıştı. Türkiye’nin “konuşan” kesimlerinde, doğal olarak, herhangi bir olay karşısında benimsenecek tavırlar daha olay olmadan önce belli. O bakımdan, CHP ve MHP’nin, bunu hattâ “gecikmiş”, gerekli bir jest olarak yorumlamaları kimseyi şaşırtmazdı, şaşırtmadı. Daha geçen gün Baykal “söz söyleme” aşamasının geçildiğini hatırlatmadı mıydı, ilgili zevata?
Hükümetin de, Genelkurmay açıklamasında ima edilen, “insanî ziyaret” yorumuna tutunması aynı şekilde “zorunlu hareketler” kategorisine yerleştirilebilir.
Medya yorumcularımız, bu jestten hangi anlamları çıkarmamız gerektiğini madde madde yazdılar. “Mesaj” deniyor bunlara.
Yazının devamını okumak için tıklayın.