Amerikan Temsilciler Meclisi’nin komisyonundan Ermeni tasarısı geçince bir yazı yazıp bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda şimdiye kadar aldığı tavırda ciddi bir değişiklik yapmak için bir fırsat gibi değerlendirmek gerektiğini söylemiştim. Yazıyı yazarken dediğim şeyin olmasını beklemiyordum. Nitekim olmadı.
“Bir fırsat gibi değerlendirmek” ve politikayı değiştirmek... Bunun için gösterdiğim nedenlerden biri (sadece “biri” tabii) şuydu: “...Amerika’nın bunu resmen kabul etmesinin, kendi ağırlığının yanı sıra, şimdiye kadar tavır almayı geciktirmiş bir yığın ülkeyi sarsalaması ve adeta ‘göreve çağırması’dır sanıyorum.”
Nitekim bir iki gün sonra İsveç parlamentosu da bir tasarı geçirdi. Devamını bekleyeceğiz.
Bu işin parlamentolara kalması başından beri bana absürd görünür. İyi de, ne yapsın bu ülkeler? Bunu yapmalarının nedeni de biziz. Bu esnemez inkâr politikası karşısında, onlar da, “Bu olmuştur. Olduğunu biliyoruz” demek için bu yönetimi seçmek durumunda kaldılar. Türkiye’ye savaş ilân edip bunu da “mütareke koşulu” mu yapsalardı?
Evet, şimdi bu aşamadayız. Değindiğim o yazıda “zorunlu hareketler” diye nitelediğim şeyleri yapmaya başladık.
Yazının devamını okumak için tıklayın.