Aktütün’le ilgili bazı belge ve bilgilerin bizim gazetede yayımlanmasını, şu birkaç gün olmakta olan olayların izlemesi doğaldı ve beklenirdi. Özellikle iki şeyi kastediyorum: 1) Medyanın bilinen (muvazzaf) kesiminin böyle bir olay olmamış gibi davranması; 2) Genelkurmay Başkanı’nın tehditkâr bir konuşma yapması. Belki buna bağlı olarak, bir “yayın yasağı” uygulamasının gelmesi de beklenirdi. Burası Türkiye ve Türkiye’de işler böyle olur.
Ama burası yalnız Türkiye değil, burası artık “değişen Türkiye”. Evet, bu toplum Kenan Evren gibi birini bile yıllarca dinlemek zorunda kaldı, ama, belki de onun için, artık yeni yeni Evren’leri, Çevren’leri, Mevren’leri dinleyecek hali kalmadı.
Marx’ın belki en sık hatırlanan, tekrarlanan gözlemidir: tarihte bir şey ilkin trajik bir biçimde tecelli eder; ama daha sonraki taklitleri komedyadan öteye geçemez. Dünkü tablo da öyleydi. 12 Eylül günlerinde halkın “Beşi-bir-yerde” adını taktığı, ortada konuşan Genelkurmay Başkanı’yla “birlik ve beraberlik” mesajı veren yardımcıları, bu tablonun 12 Eylül’de üzerimizde kurduğu o depresif atmosferi yaratmaktan uzaktı –Başbuğ’un bütün korkutma çabalarına rağmen.
Bu konuşmanın özellikle bir kısmı üstünde biraz durmak gerektiğini düşünüyorum. Hani şu, PKK’nın “başarılı” olduğunu söyleyenlerin, akacak kandan sorumlu olacaklarını söylediği kısım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.