Evet, sol bölünmekten hoşlanıyor ve önüne çıkan bütün fırsatları yeni bir bölünme vesilesi olarak değerlendirmeye devam ediyor. AKP ile Kemalizm (ve çeşitli kurumları) arasında geçen mücadele bu fırsatların en zengin imkânlar sunan örneği olmuştu. Tabii şu son on, on beş yıldan söz ediyorum. Şimdilerde, altmışlar ve yetmişlerde hangi gerekçelerle ayrışıp birbirimize silâh çektiğimizi dahi unutmuş olabiliriz. Gerekçeler, hele böyle değişen bir dünyada, görece daha kolay unutulabiliyor (Sovyetler Birliği’ne “sosyal emperyalist” demek ya da dememek, şimdi ne kadar “canalıcı” bir sorun?), ama birbirimize çektiğimiz silâhı ya da ettiğimiz küfürü unutmak o kadar kolay değil.
“Kanlı 1 Mayıs’ın sorumlusu bizdik” dendi, bizim gazete zayiat verdi. Onun da tartışması yalan yanlış bilgiler ve çoğu hazır kalıplara oturan “tahmin”ler üzerinden bir süre devam edip durdu. Tartışma başlamadan önce sahip olduğumuz bilgiye dişe dokunur bir yeni bilgi eklediğimizi sanmıyorum. Bazı tavırlar daha belirginleşti, o kadar.
Şimdi sanırım daha ciddi –sahiden bugünün Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli sorunu– bir sorun karşısında yeni bölünmelerin eşiğindeyiz: Kürt sorunu. “Bu kaç yılın sorunu değil mi? Yeni bir şey mi?” diye sorabilirsiniz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.