Küçük bir tatil yarattım kendime. Okulun semestre tatilinin son, şubat ayının ise ilk haftasında, Boston’a gittim. Ta 1960’ta, öğrenci mübadelesi programı içinde Amerika’ya gittiğimde, Massachusetts’te, Boston’un kırk mil kadar kuzeyinde bir kasabada kalmıştım. Onun için, “büyük bir Batı kenti” olarak ilk gördüğüm yerdir Boston. Elli yıl geçmiş üzerinden. Böyle olunca, benim 1960 izlenimlerimden de geriye bir şey kalmamış. Arada birkaç kere daha gitmiş olmasam, büsbütün yabancısı olduğum bir kente gitmiş gibi olabilirim.
Ve tabii neyin ne kadar değişmiş olduğunu anlayamıyor insan, o eski halini hatırlamayınca. Öte yandan, Boston gibi durmuş oturmuş Batı kentleri bizim burada görmeye alışık olduğumuz biçimde, günden güne değişmiyor. Hiç değilse, değişmemiş birçok şey olduğu için, değişmemiş gibi görünüyorlar. Kırmızı tuğla binalarıyla Boston da öyle.
Oysa tabii her şey gibi onlar da değişiyor. İşte Filene’s... Hayatımda gördüğüm ilk hazır giyim “supermarket”i. Bilmem kaç kat, her tür giyim kuşam. Yanında da “Basement”, yani bodrumu var. Burada, çok daha ucuz, defolu ya da satılamamış mal bulunur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.