1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:26
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 19.04.2009
Murat Belge
Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş Murat Belge - Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş Murat Belge - Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş Murat Belge - Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş Murat Belge - Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş Murat Belge - Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş Murat Belge - Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş Murat Belge - Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin
“Türkiye halkı” diye bir “açılım” olmadığı Genelkurmay’ın yeni açıklamasıyla Türk milletine tebliğ edildi. Bu durumda Başbuğ niçin konuşmasında böyle bir paragraf açtı, “Türkiye halkı” demek yerine “Türk halkı” denirse bundan etnik ayrımcılığa bir pay çıkabileceğini ve böyle yapmamak gerektiğini söyledi, onu da anlamak güç. Ama bu gibi durumlarda “neden” aramak, daha doğrusu “nedensellik” aramak fazla akıl kârı bir iş değil. Ordu, işlerin “emir”lerle yapıldığı kurumdur; kendi sevdikleri deyimle “emir, demiri keser”; sosyolojinin olguları hakkında da emirle konuşur gibi konuşma alışkanlığı olunca, “neden”di, “nedensellik”ti, bunlara yer kalmaz.

Dünyanın bütün siyaset bilimcileri biraraya gelse ve bir ilke üstüne anlaşsa, ama Atatürk “o öyle değildir” dese, ne olur? “Türk milleti” hangi tutumu benimsemekle yükümlüdür?

Sonunda bu konu da geliyor, başka pek çokları gibi, bu toplumun gerçeklikle ilişki kurma tarzında düğümleniyor. Bu tarza göre “gerçeklik” gerçekte olan şey değil, bizim olmasını kendimiz için daha faydalı gördüğümüz şeydir.

Neyi faydalı göreceğimiz, belirli bir hiyerarşi içinde belirleneceğine göre, gerçekliğin kendisinde değil ama hiyerarşide bir değişiklik olursa, bizim de gerçeklik hakkında söyleyeceğimiz sözde bir değişiklik olabilir.

Tipik örnek: 12 Eylül sularındayken, Türkiye’de de, dünyada da “Kürt” yoktu. Larausse denen evrensel ansiklopedinin yalnız Türkiye’de yayımlanan versiyonunda Kürtler’in Küçük Asya’da yaşayan bir “Türk boyu” olduğu yazılıydı. Biz bu bilgilerle geçinip giderken “bir avuç terörist” Eruh’tan başlayarak bir şiddet eylemi başlatmışlardı ve çok yakında adaletin pençesi onları ezecekti.

Sonra bunlar bir türlü ezilemedi. Türk ordusu, “bir avuç” teröristin defterini düremiyordu nedense. O zaman bir Genelkurmay Başkanı çıktı, “Bunlar İrlanda’daki, Korsika’daki, Bask’taki gibi bir etnik grup. Böyle sorunlar öyle çabuk çabuk çözülemiyor” dedi.

Böylece bizim soruna bakışımız, sorun hakkındaki bilgimiz değişti. Yavaş yavaş, “Kürt” demeye de başladık. Derken TRT’de Kanal bile açtık.

Olayın kendisi? Orada bir değişiklik oldu mu? Yoo! Orada vaktiyle neyse, gene o. Kendini “Kürt” sanan ya da kendine “Kürt” diyen birileri var. Biz hernekadar onların bazılarının “Kuzey Iraklı” diye adlandırılan bir insan soyundan (artık “Türkmen boyu” demiyoruz) geldiğini iddia etsek de, bunlar ısrarla “Kürt” olduklarını, bizim burada yaşayan ve “Biz Kürd’üz” diyen insanlarla kardeş olduklarını söylüyorlar. Bunlardan epeyce bir milyon da var, buralarda.

Sorunun “etnik” olduğu Genelkurmay Başkanı’nın ağzından söylendiği için, ikinci (ya da kaçıncıysa kaçıncı) bir emre kadar bunun böyle olduğunu kabul ediyoruz; dolayısıyla, “Kürt”lerin kendilerine “Kürt” demesine ses çıkarmıyoruz.

Ama bu şimdiki durum daha rahatsız bir durum. Siyah-beyaz durumlar rahattır. “Yoktur” dersin, “yok” olur. Şimdi hem var, hem yok, bir var, bir yok; insanın kafası karışıyor. Sabah’ta bir haber, Aytaç Yalman “Kürt var” demiş, yirmi altı tane mi, ne, etnik topluluk var, demiş. O Genelkurmay Başkanı olmadı ama olsun, ta yukarılara çıkmıştı. Hem, bakın, İlker Başbuğ’un konuşmasından sonra medyada esen hava yeni açıklamayla kapatılmasaydı, aramızdan birçokları “Türkiyeli kimliği” filan diye başını alıp gidebilirdi. Oysa şimdi açıklama geldi ve bunun “doğru yol” olmadığı anlaşıldı. Belli olmaz ki, bakarsınız önümüzdeki yıl bir açıklama daha gelir ve bu sefer de işin doğrusunun bu olduğu anlaşılır. Bu gibi durumlara, isterseniz, “gerçekliğin intikamı” deyin.

Ünlü Marksist filozof Althusser epistemoloji sorunlarını incelemiş ve nesnenin tarihi ile nesnenin bilgisinin tarihinin özdeş olamayacağını söylemişti. Yani bir yanda nesne ve onun kendi tarihi var, öbür yanda insanlığın bilgilenme tarihi içinde o nesne hakkında ürettiği bilgi. Ve bunlar özdeş değil.

Bizdeki, anlattığım durum, bunu doğruluyor. Ama buna bir de ekleme yapıyor. “İnsanlık” için durum öyle olabilir ama Türklük için o iki “moment” arasında bir de Genelkurmay’ın “uygun gördüğü” bilgi yer alıyor.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Türkiye halkı: bir varmış, bir yokmuş - Murat Belge
03.09.2010 05:26:03