1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:20
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 05.05.2009
Murat Belge
Türkiye’de “Utopya”
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Türkiye’de “Utopya” Murat Belge - Türkiye’de “Utopya” Murat Belge - Türkiye’de “Utopya” Murat Belge - Türkiye’de “Utopya” Murat Belge - Türkiye’de “Utopya” Murat Belge - Türkiye’de “Utopya” Murat Belge - Türkiye’de “Utopya” Murat Belge - Türkiye’de “Utopya”
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Bu ders yılının birinci sömestresinde, MA dersimdeki grupla birlikte, Türk edebiyatında yazılmış utopyaları gözden geçirdik. Bir “tür” olarak tam da edebiyatın içinde oturmaz utopya; “olan”ı değil de, “olursa iyi olur” diye inanılanı anlatmaya kalkışan edebiyatın, yani “tezli/taraflı” edebiyatın taşıdığı bütün sakıncaları yüklenmeye hazırdır. Öte yandan, “daha iyi bir dünya”nın ne olduğuna ve nasıl oluşturulacağına dair düşünceleriyle hem siyasete ve siyasî sosyolojiye, hem de siyaset felsefesine çok yakındır tabii. İlginçse, “edebî/estetik” özelliklerinden ötürü değil, bu “düşünsel” yapısıyla ilginçtir.

Utopya, Türk edebiyatında hiç işlenmemiş bir tür değil –bu konularla yakından ilgilenmeyenler “ha deyince” örnekleri hemen hatırlayamasa dahi. Hatırlanmamaları, edebiyat olarak zayıflıklarından çok utopya olarak zayıflıklarından ileri geliyor diye düşünüyorum.

En erken örnekler olarak sunabileceğimiz ikisi, Halide Edib’in Yeni Turan’ı ile Müfide Tek’in Aydemir’i, adlarının da hemen akla getirdiği gibi, “Turancı” utopyalar. Bu özellikleriyle, türün önemli bir ögesi, tanımının bir parçası olan “evrensellik” iddiasını daha ilk adımda terketmiş oluyorlar. “Demek ki bunlar insanlık için değil, Türkler için yazılmış” diyorsunuz. Bu zaten Türk milliyetçi düşüncesinin önemli sorunlarından biri. Kendimizi başka herkesten ayırma ihtiyacı o kadar güçlü ki, sonunda, “Türk başka, dünya başka” noktasına geliniyor ve asıl kötüsü, bu noktaya gelmek bir sorun gibi görülmüyor, tersine memnuniyet veriyor.

Gelgelelim, sözkonusu “Turan” utopyalarının bize önerdiği “hayat tarzı”na biraz daha dikkatli baktığımızda, bunların da “ana akım” utopyalardan ayrılmadığını görüyoruz. Nedir, “ana akım utopya” dediğim şey?

“Kalkınma utopyası”. Yakup Kadri’nin Ankara’sının ünlü üçüncü bölümü olsun, Ali Kemal’in Fetret’i olsun, ya da Takma Ayak Hasan Çavuş ve Tek Çarık Yüzbaşı gibi otuzların yarı propagandist kitapları veya Şevket Süreyya’nın Toprak Uyanırsa’sı olsun (bu, altmışların kitabı), bu kitapların hepsi bize, kendi anlayışlarına göre bir “kalkınmış, kalkınan Türkiye” resmi çizer.

Bu tip kitapların utopya “tür”üyle uyuşmadığı nokta da zaten budur: utopyayı “utopya” yapan, yaşadığımız dünyada varolmayan, eşitlikçi insan ilişkileri tasarlamaktır. Oysa bu kitaplarda, “temiz sokaklar” veya “pırıldayan vitrin camları” gibi ögelerin, bolca yumurtlayan tavuklar ve süt veren şişman ineklerin “idealler sınırı”nı çizdiğini görürüz.

Ama, yukarıda dediğim gibi, Adıvar ile Tek’in “Turancı” utopyaları da, “kimlik”le ilgili fasıllarını bir yana bırakıp, o “kimlik”ten yapması beklenen çerçevesinde incelendiğinde, olayın aynı kapıya çıktığını görüyoruz.

Burada, buna rağmen, bir paradoks eksik değil: “Türk” olmak, “Turan” ırkından olmak gibi, “biz”i böyle olmayanlardan epey keskin bir çizgiyle ayıran özellik olmasına rağmen, özlenen “kalkınma” biçimi bilinmeyen değil, bilinen bir biçim, yani Batı dünyasının uyguladığı biçim olduğu ölçüde, bu noktada geri kalan “insanlık”la buluşuyoruz. Bunları böylece soyutlayıp birlikte ele aldığımızda, Ziya Gökalp’in üçlü tanımının pek de uzağına gitmediğimizi görüyoruz: doğuştan Türk ve Müslüman’ız ve böyle doğduğumuz için mutluyuz; medeniyet tercihimiz çerçevesindeyse “Batılı”yız.

Böyle olunca, fiilen bulunduğumuz nokta ile bulunmak istediğimiz nokta arasındaki mesafe adamakıllı kısalıyor. Üstelik de, niteliğe ilişkin bir “mesafe” olmaktan çıkıyor, büyük ölçüde “gayrı safî millî hasıla”ya bağlı bir şey haline geliyor. Ha “utopya”, ha “kalkınma planı”.

Utopyanın çok ahım şahım bir şey olmadığı söylenebilir. “Donmuş” özelliği ve “kuralcı/normatif” karakterinden ötürü eleştirilmesi de gerekir, bence. Ama bütün bunlara rağmen, hiç utopya üretemeyen bir toplum olmanın da düşündürücü yanları var.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Türkiye’de “Utopya” - Murat Belge
03.09.2010 05:20:36