Ertuğrul Kürkçü, birkaç gündür üstünde durduğum konuşmasının son birkaç cümlesinde son dönemde sosyalist solun üç kümeye ayrıştığını söylemiş: birincisi benim “ulusalcılar” diye anladığım, AKP’ye de, AB’ye de, her şeye karşı olanlar; ikinciyi Ertuğrul şöyle nitelemiş: “AKP ile AB reformları çizgisinde örtük bir ittifakı ya da AKP’ye karşı tarafsızlık siyasetini savunanlar.” Birileri “Sol liberaller AKP ile ittifaktan yana” diye olur olmaz konuştuğu için bunun –en azından benim açımdan- daha doğru bir niteleme olduğunu söylemeliyim.
Üçüncüyü de şöyle tanımlıyor: “AKP’ye de, Ulusalcılar’a da karşı anti-kapitalist bir halk blokunun ‘bir üçüncü kutbun’ oluşmasını savunanlar. Bu kümelenmeler yeni değil, son beş yılda oluştu.”
Şimdi, bir soyutlama, bir genelleme düzeyinde, kendimi bu şekilde tanımlanan grubun içinde de görürüm. Sol, kendi ayağının üstünde duran, ama varlığı toplum için, toplumdaki siyaset için bir anlam ifade eden bir birlik, bir platform olmalıdır. Aslında, Ertuğrul’un katılmayacağı, “AKP’ye destek vermek” (ya da, olacak şey değil ama, bunun tersi, Ulusalcılığı desteklemek, diyelim; bu bağlamda ne olduğu önemli değil) gibi bir politika için de böyle bir platformun varlığı gerekli. Öyle bir şey olmadığı, olamadığı için, bugün bu ülkede “siyasetin şurasında da sol var” gibi bir cümle söyleyemiyoruz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.