1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:31
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 23.08.2008
Murat Belge
Vazgeçilmez olmak
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Vazgeçilmez olmak Murat Belge - Vazgeçilmez olmak Murat Belge - Vazgeçilmez olmak Murat Belge - Vazgeçilmez olmak Murat Belge - Vazgeçilmez olmak Murat Belge - Vazgeçilmez olmak Murat Belge - Vazgeçilmez olmak Murat Belge - Vazgeçilmez olmak
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Avrupa’nın en büyük, en etkili Komünist Partisi, İtalyan Komünist Partisi’ydi. Yirmilerde kurulmuş, faşizme direnememişti. Ama 1943’le birlikte Direniş büyüdü, Mussolini devrildi. İtalyanlar, ülkede bir işgal gücü olarak kalan “müttefik” Alman ordusuyla savaşmaya başladılar. Bu anti-Nazi, anti-Faşist mücadelede başı çekenler, Komünistler’di. 1945’ten sonra, Komünist Parti ülkenin en güçlü partisi haline geldi.

İtalya’nın ve KP’nin bu kariyerleri oldukça kendine özgü sayılabilir, ama savaş yıllarında Alman işgalindeki bütün dünyada değişen ölçülerde direniş olmuş, ancak neredeyse değişmez bir biçimde, direnişte en çok kendini gösterenler, sosyalistler, komünistler olmuştu.

Bugün böyle bir girizgâh yaparak başlamamın nedeni şu: toplumun bütününü ilgilendiren bir büyük sorunda, solun, o sorunun çözümüne katkısı, ona o toplumun hayatında kalıcı bir yer kazandırıyor. Bu örnekte savaş koşullarından söz ediyoruz. Bu da, neyse ki, her zaman olan bir şey. Ancak, savaş olmadan yaşanırken de, sol, her yerde, demokrasinin genişlemesine, derinleşmesine katkıda bulunmuş, bunun için mücadele vermiştir.

Sosyalist ve komünist partiler “işçi sınıfı” partisi olarak kurulur. Ama tarih boyunca, dar bir “işçi sınıfı çıkarları” programına kendini hapsedip yalnız bu tür mücadele veren bir parti de görülmemiştir. Çünkü hiçbir toplum yalnız burjuvazi ve proletaryadan müteşekkil değildir ve her toplumda hem kapitalizmin, hem de geçmişte kalan başka üretim tarzlarından kalan ve toplumun o anki biçimlenişi içinde eklemlenen üretim ilişkilerinin yarattığı, “demokratik” nitelikli sorunlar vardır. Bir sol partinin başarısı kendi sosyalist programıyla bu demokratik sorunları birbirleriyle eklemlemesinde kendini gösterir. Olagelmiş devrimlere baktığımızda da, yalnız proletarya talepleriyle ve gücüyle gerçekleşmiş bir devrim görmeyiz. Ama proletaryanın başka tabakaları yanına çekememesinden dolayı uğranmış başarısızlık örneği çoktur.

Bugün Türkiye’de en büyük, aynı zamanda en çetrefil sorun olarak Kürt sorununu görüyorum. Bu, adı üstünde, bir “sınıf” sorunu değil; çözümü bir “proletarya programı”na bağlı değil. O en büyüğü ama bu toplumun tek etnik sorunu da değil. Bu ülkede “Türklük” üstüne yapılan egemen yorum her şeyi bir etnik sorun haline getiriyor. Din de, bir sorunlar alanı. Elbette ilk akla gelecek, Alevi kesimin kendini itilmiş kakılmış hissetmesi ve yeniden itilip kakılmayacağına güven duymaması. Yakın tarihte Çorum’lar, Maraş’lar, Sivas’lar ufak tefek olaylar değildi. Aleviler böyle, ama Sünni çoğunluk kendini bir eli yağda, bir eli balda mı hissediyor? Orada da bir yığın sorun. Bunların da “sınıf”la, “işçi sınıfı programı”yla ilgisi yok. Bunlar da “demokratik” nitelikli sorunlar.

Çünkü Türkiye’de demokrasinin gelişerek yaşamasına, önceden belirlenmiş bir alanın sınırlarından dışarı taşmasına veya ince bir yüzeyden diplere kök salarak bünyenin parçası haline gelmesine izin vermeyen bir yapı var. Bütün bu “demokratik” sorunların bu toplumun müzmin dertleri olarak ortalığı sarmasının nedeni o. Ayrıca, işçi sınıfının sorunları varsa, onların temelinde de aynı güç yatıyor.

“Ergenekon” dedikleri, o gücün cisimlenme biçimlerinden biri. Şimdiye kadar ortaya saçılanlardan, burada yuvalanmış adamların geçmişte neler yapmış olacağının somut ve kanıtlanmış bilgisi çıkmıyorsa da, birtakım güçlü karineler çıkıyor. Nedir bizim yakın tarihimizin böylesine kan revan içinde olmasının nedeni, kimdir, kimlerdir bunun sorumlusu? TMT’nin kuruluşundan bugüne zaman aktı, Fuat Doğu’dan Memduh Ünlütürk’e, Hiram Abas’tan Veli Küçük’e oyuncular, karakterler elbette çok değişti. Başından beri orada olanlar da vardır mutlaka, çeşitli aşamalarda katılanlar da. Ama Kanlı Pazar’dan kanlı 1 Mayıs’a, kıyamet gibi insanı götüren bireysel suikastlardan kahve taramalarına, Kürt işadamı/Mafiosi adamların kaçırılıp öldürülmesinden Gazi mahallesi provokasyonlarına, aynı tip adamların, aynı tip örgütlerde, aynı tip eylemlerini görüyoruz.

Bu yazıları Ertuğrul Kürkçü’nün konuşması üstüne yazmaya başladım ve Ertuğrul Kürkçü şimdi geleceğim tavrı almıyor: “Bizi ilgilendirmez, birbirlerini yesinler” tavrından söz ediyorum. Bu toplumun geçmişini bütün bu olaylarla karartmış, bunlara yenilerini ekleyerek geleceğini de karartmaya kararlı bir faşist cinayet çetesinin açığa çıkarılması ve çökertilmesi gündeme gelmiş, o toplumun “solu” eli cebinde ıslık çalarak dolaşıyor ve “Bizi ilgilendirmez, birbirlerini yesinler” diyor.

Doğrusu, bravo!

Demokrasinin harcında bir malalık payı olmayan bir sosyalizmi bu toplum ne yapsın?

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Vazgeçilmez olmak - Murat Belge
03.09.2010 06:31:24