1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:33
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 07.09.2008
Murat Belge
Vize sorunu
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Vize sorunu Murat Belge - Vize sorunu Murat Belge - Vize sorunu Murat Belge - Vize sorunu Murat Belge - Vize sorunu Murat Belge - Vize sorunu Murat Belge - Vize sorunu Murat Belge - Vize sorunu
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Geçenlerde gazetenin birinde Olli Rehn’in söylediği söylenen sözler benim de dikkatimi çekti. Vize üstüne konuşuyor ve Türkiye’nin bu konuyu gündeme getirmesi durumunda bugün çekilen sıkıntıların –hiç değilse bir kısmının- aşılabileceğini söylüyordu. Bugün (6 Eylül) Oktay Ekşi’nin de bu konu üstüne yazdığını gördüm.

Epey bir süreden beri çeşitli sivil örgütler “sınır tanımayan” anlamında adlarla kendilerini adlandırırlar –“sans frontiers” vb. Böyle “sınır tanımayan” doktorlar var, gazeteciler var, daha başkaları da mutlaka vardır. Dönemin ruhuna uygun bir tavır bu. 19. yüzyıl ürünü ulus-devletlerin anakronikleşmeye başlamasının ana nedeni, bu çağda sorunların da, tabii çözümlerinin de, ulusal sınırlara sığmaz olması. Sözgelişi, İsveç’ten yola çıkan “asit yağmuru bulutu”, bir süre sonra, “Polonya semalarına gelmişim, geri döneyim” demiyor. Tuna’nın getirdiği kirliliğe Yunanistan karşı çıkıyor, tedbir talep ediyor. Neden? Yunan plajlarında kirlilik yaratıyor, turizmi baltalıyor, diye. Çevre sorunlarından örnek verdim ama bu durum çevreyle sınırlı değil, bütün sorunlar böyle. “Ulusal sınır” dediğimiz şey de doğal değil, yapay, keyfî.

Hal böyleyken, bir “vize” felâketidir gider. Türkiye de, neredeyse her ülke için vize alması gereken bir ülke. 1980’de Kenan Evren vatan kurtarmak üzere malum girişimini yapınca, bu askerî rejimi fırsat bilen Avrupa ülkeleri de arka arkaya vize taleplerini önümüze yığmışlardı. Zaman geçtikçe, vize vermeyi güçleştirdiler. Sonunda bu resmen bir işkence biçimini aldı.

“Kraldan kralcı” lafı bu bağlamda uygundur. Almanya Çekoslovakya’ya der ki, “Senin sınırından benim tarafa birtakım Türkler, Araplar, Ortadoğulular sızıyor. Tedbirini al, bak karışmam!” Çekoslovakya’yı (Çekoslovakya varken) bir telâştır alır. Buradan vize vermek için istemediği şey kalmaz. Konsoloslukta bir sahne hatırlıyorum: adamdan kullanacağı otomobilin plaka numarasını soruyor. Adam, “Ne bileyim? Gidip Avis’ten kiralayacağım” diyor. Hayır, şimdiden sorup ne numara vereceklerini öğreneceksin. Yoksa vize de yok.

Bu ülkeler “kraldan kralcı”, ama bizim ülkede Konsoloslukların vize servisinde çalışan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları da öyle, onlar da “kraldan kralcı”.

Ne mantıksız işler! Britanya’dan vize almıştım. Bir yıllık bir şey, münasip görmüşler. Bir iki ay sonra yeni bir davet aldım. Havaalanında, uçağa bineceğim salonda görevli kadın durdurdu; meğer tek girişlikmiş vizem, onu da doldurmuşum. Orası karınca duası gibi bir yazıyla yazılmış, okunmuyor. Be adam, “tek giriş”se niye bir yıllık verirsin? Yeşilköy’den döndürülmesem, Londra’dan döndüreceklerdi. İşte, sevinme nedeni.

Bir anlatmaya başlasak, her birimizin başına kimbilir neler gelmiştir.

Tabii bir başka garabet de, bunların çoğunun Avrupa ülkelerine gidiş sözkonusu olunca ortaya çıkması. Avrupa Birliği ile bir yığın ilişkimiz var, adaylığımız kabul edilmiş, protokoller, şunlar bunlar... bir yandan da bu vize konusu. Türkiye –hesapça- Avrupa Birliği’ne girecek, ama Türkler Avrupa ülkelerine giremeyecek.

Biliyoruz, o mutlu gün gelip Türkiye bir AB üyesi olduğu zaman bizim yurttaşlarımızın öyle ellerini kollarını sallayarak oraya buraya gidip yerleşmelerini önleyen, sınırlayan kurallar olacak. Bunu biliyoruz, ama gene de fazla bu “vize” fecaati.

Derken, yani bunca yıldır bu sıkıntıları yaşamışken, Olli Rehn çıkıyor, “Buna gerek yoktu ki” diyor. İnsanın inanası gelmiyor. Rehn’e bakılırsa, gerek olmadığı, Türkiye’deki yetkili makamlara ihsas edilmiş. Buna rağmen kimse tınmamış. Durum gerçekten böyleyse, artık ne denir, bilemiyorum. Tabii aslında doğrusunun da böyle olması gerekiyor, deminden beri varolan durumun ne kadar abes olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ama Avrupa ülkeleri ya da Birliği’nin “abesle iştigal” etmeyeceğinin garantisi yok ki!

“Bu konuda bir kampanya açılmalı” diye içimden geçirirdim hep. Haydi, artık. Yetti bu eziyet. Ne yapacaksak yapalım.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Vize sorunu - Murat Belge
03.09.2010 06:33:16