Bazı şeyler “kör gözüm parmağına” denilen (nedense) ve “göz çıkartacak kadar kaba” anlamına gelen tarzda gerçekleşiyor. Bu sabah Taraf’ın “Apoletika” köşesinde anlatılan durum: Cumhuriyet’in “Yargı” kurumunun bir şubesi Internet’te “You-Tube” kapatmakla meşgul (bunun ne kadar anlamlı bir davranış olduğunu Emre Aköz de anlattı). Demokrat olduğunu söyleyen ülkelerde pek yapılmayan bir şey. Öbür tarafta “Kürt düşmandır” diye yazan biri, dava edenler olmuş, gene Türkiye Cumhuriyeti’nin “Yargı” kurumunun bu sefer bir başka şubesi, Yargıtay’da bir daire, bunun “halkı düşmanlığa davet” olmadığı ve “düşünce özgürlüğü” kapsamına girdiği anlamında bir karar veriyor.
Bu toplumun nasıl bir kamplaşmadan, cepheleşmeden geçtiğini yazıp duruyoruz. Böyle olunca “pozisyon”ların giderek aşırılaşması, gittikçe daha çok şeyin “ya ak, ya kara” haline gelmesi, kabul edilir değil, ama anlaşılır bir durumdur. Öyledir ama bu, birbiriyle kavgalı toplumsal kesimler için öyledir. Bir ülkenin “Yargı” denen kurumu bizzat bu kutuplardan birini oluşturmaya başlıyorsa, işler iyice vahim bir aşamaya geldi demektir.
Ama geldi. Geldiğini de, bu durumun vahim olduğunu da anlamamız gerekiyor.
“Yargı” deyince herhalde Anayasa Mahkemesi’nin üstüne koyacak bir yargı kurumu olamaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.