1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 11 Eylül 2010 Cumartesi 02:37
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 05.10.2008
Murat Belge
Yargı neyi korur?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Yargı neyi korur? Murat Belge - Yargı neyi korur? Murat Belge - Yargı neyi korur? Murat Belge - Yargı neyi korur? Murat Belge - Yargı neyi korur? Murat Belge - Yargı neyi korur? Murat Belge - Yargı neyi korur? Murat Belge - Yargı neyi korur?
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Bazı şeyler “kör gözüm parmağına” denilen (nedense) ve “göz çıkartacak kadar kaba” anlamına gelen tarzda gerçekleşiyor. Bu sabah Taraf’ın “Apoletika” köşesinde anlatılan durum: Cumhuriyet’in “Yargı” kurumunun bir şubesi Internet’te “You-Tube” kapatmakla meşgul (bunun ne kadar anlamlı bir davranış olduğunu Emre Aköz de anlattı). Demokrat olduğunu söyleyen ülkelerde pek yapılmayan bir şey. Öbür tarafta “Kürt düşmandır” diye yazan biri, dava edenler olmuş, gene Türkiye Cumhuriyeti’nin “Yargı” kurumunun bu sefer bir başka şubesi, Yargıtay’da bir daire, bunun “halkı düşmanlığa davet” olmadığı ve “düşünce özgürlüğü” kapsamına girdiği anlamında bir karar veriyor.

Bu toplumun nasıl bir kamplaşmadan, cepheleşmeden geçtiğini yazıp duruyoruz. Böyle olunca “pozisyon”ların giderek aşırılaşması, gittikçe daha çok şeyin “ya ak, ya kara” haline gelmesi, kabul edilir değil, ama anlaşılır bir durumdur. Öyledir ama bu, birbiriyle kavgalı toplumsal kesimler için öyledir. Bir ülkenin “Yargı” denen kurumu bizzat bu kutuplardan birini oluşturmaya başlıyorsa, işler iyice vahim bir aşamaya geldi demektir.

Ama geldi. Geldiğini de, bu durumun vahim olduğunu da anlamamız gerekiyor.

“Yargı” deyince herhalde Anayasa Mahkemesi’nin üstüne koyacak bir yargı kurumu olamaz. Ama Anayasa’da yazılı kurala aykırı nasıl davrandığını ve CHP ile birlikte “367” kararını nasıl çıkardığını gördük. Yargıtay Başsavcısı’nın nasıl dava açtığını, Danıştay yargıçlarının nasıl darbe savunduğunu, daha pek çok şeyleri şu birkaç yıl içinde gördük. Çeşitli mahkemelerin kararlarını da gördük ve habire görmeye devam ediyoruz. Yukarıda değindiğim “beraat” kararı bunlardan sadece bir tanesi.

Bu ülkede bir süredir devam edegelen çekişmenin taraflarından biri, resmen, Yargı’nın kendisi oldu. Bu çelişkiler yumağı toplumda bir yandan yargıçlar ve savcılar Avrupa Birliği hukukunun inceliklerini öğrenmek için kurs görüyor, birtakım programlara katılıyor; bir yandan daha yaşlı kuşak Avrupa Birliği’nin de, her türlü hukuk, daha doğrusu “hukukîlik” nosyonunun da üzerinden silindir gibi geçerek bir şeyleri “koruma”ya çalışıyor. Bir Yargı kurumu, “hukukîlik” dışında neyi korumakla yükümlü olabilir?

Yani Yargı, hem çekişmenin bir “kutbu”, bir “taraf”ı, hem de, “göz çıkartacak” dediğimiz çok sayıda örnek olayın yaratıcısı. Bu da normal, çünkü başkası yapsa fazla dikkat çekmeyecek bir eylem, onu Yargı yaptığı zaman “göz çıkarır”.

Bu “göz çıkartma”nın da kendine göre bir mantığı, bir “diyalektiği” var. “Üç Aliler Mahkemesi”nin adalet dağıttığı bir dönemde, birkaçına değindiğim şu kararlar göz çıkarmazdı. Bakın, saygıdeğer Cumhuriyet dönemi tarihçisi Mahmut Goloğlu “bağımsız” İstiklâl Mahkemesi’nin “İzmir suikastı” davasını nasıl anlatıyor:

“Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir Paşanın bu sözlerini duyunca çok sıkıldı ve böyle bir konuşmaya müsaade ettikleri için de İstiklâl Mahkemesine kızdı. Mahkeme Kurulu’nun Çeşme’ye getirilmesini emretti. O gece verilecek baloya çağrılmak bahanesiyle, İstiklâl Mahkemesi Çeşme’ye getirildi. Mustafa Kemal Paşa onları, balo salonunun yanındaki bir odaya aldı ve çok sert bir şekilde azarladı. Mahkeme Kurulunun artık baloda duracak hali kalmadı. Mustafa Kemal Paşanın önünden geçip gitmeye de cesaret edemedi. Pencereden atlamak suretiyle ancak dışarıya çıkabildiler ve kimseye görünmeden İzmir’e gittiler” (Devrimler ve Tepkileri. Ankara, 1972, s.204). Goloğlu şu kaynakları gösteriyor: F. Altay, 10 Yıl Savaşı: 419; K. Ali, İ. M. Hatıralar: 67-69; Kandemir, İ. S. İç yüzü: 85.

Evet, şu ortamda bu kararlar yadırganmazdı. Ama şu Türkiye’de bile bazı şeyler değişebiliyor ve şimdi durduğumuz yerde, anlatılan sahne de, bugünkü Yargı’nın durumu da, bu netlikte görülebiliyor.

Kavganın bir kutbu, içinde Yargı’da yer alan bazı bireyler de dahil, Goloğlu’nun anlattığı bu düzenin devamını garanti altına almak için çalışıyor.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Sivil darbe! - 10.09.2010
  2. Como ve İtalya - 07.09.2010
  3. Düşünce ve eylem - 05.09.2010
  4. ‘Politik’ olmak - 04.09.2010
  5. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  6. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  7. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  8. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  9. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  10. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  11. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  12. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  13. Hasankeyf - 17.08.2010
  14. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  15. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Türkiye’nin bağımlı günleri geride kaldı
  Otuz yıllık bir utancın sonu
  Böyle okul olmaz olsun
  Vesayette çatlak oluşacak
  Genç bir gazetecinin olağanüstü macerası
  Clooney hem usta hem kiralık katil
  445 sterline Jimmy Page
  Önce Larry King sonra da Obama’yla konuşmak istiyor
  3D Jovovich’e ne dersiniz
  Macar sineması İstanbul’da
  Bayramda ne yapalım
  Aşk imkânsızlıklarla spor anlarla hatırlanır
  Devler adım adım finale
  Yarı finalin diğer adı ABD-Litvanya
  Aslan'da prova iyi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 10.09.2010
Evet
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 10.09.2010
Sivil darbe!
YA DA
Yasemin Çongar - 10.09.2010
‘Mâşeri vicdan müthiştir’
MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 10.09.2010
Son kerte soruları
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 10.09.2010
Raziye Demir’e saygı yazısı
EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 10.09.2010
Bir politik muhalefet olarak İslam
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 10.09.2010
Biz, Halk: İlk adım?
SAATLER
Leyla İpekçi - 10.09.2010
Yeniden hayat...
JİYAN
Suzan Samancı - 10.09.2010
Daha daha nasılsınız?
SOLAÇIK
Melih Altınok - 10.09.2010
Bu kez başarabiliriz, evet!
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 10.09.2010
Zaman ayarlı baskın
PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 10.09.2010
Saçmalık
EKOL
Fikri Türkel - 10.09.2010
Ağzımızın tadı bozulmasın...
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 10.09.2010
Sevinelim mi, endişelenelim mi, anlayamadık
TERS KANAT
Dağhan Irak - 10.09.2010
Bir küçük hava boşluğundan umut sığar mı içeriye?
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Yargı neyi korur? - Murat Belge
11.09.2010 02:37:29