1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:45
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 12.09.2008
Murat Belge
Yayın ve “yayın organları”
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Yayın ve “yayın organları” Murat Belge - Yayın ve “yayın organları” Murat Belge - Yayın ve “yayın organları” Murat Belge - Yayın ve “yayın organları” Murat Belge - Yayın ve “yayın organları” Murat Belge - Yayın ve “yayın organları” Murat Belge - Yayın ve “yayın organları” Murat Belge - Yayın ve “yayın organları”
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Tarihe herhalde “Doğan-Erdoğan Davası” diye geçeceğini tahmin ettiğim sözel düello, el’an “sözel” olarak, devam ediyor. Kendimi bu düellonun içinde hissetmiyorum, hiç; ama bu düello esnasında dökülüp saçılan şeylerden bazılarının bu toplum için son derece önemli olduğundan şüphe yok.

Yirmi birinci yüzyıla Dünya, Soğuk Savaş’ı geride bırakarak, birtakım önemli dönüşümlerin hazırlığını yaparak girdi ve bizim Türkiye’miz de, hiç istemediği halde, bu değişimlerden etkilendi. Soğuk Savaş, bize, iç siyasî ilişkilerimizi, iktidar yapılarımızı dondurma, taşlaştırma imkânı veren bir “dış konjonktür”dü. O bitince, bu taşçı ve dondurmacı kesim sudan çıkmış balığa döndü. Türkiye de dünya ile birlikte değişmek, yeni koşullara kendini uydurmak zorunda. Bunu yapmaya başladı da, ama hâlâ ürkek, güvensiz adımlarla ilerliyor “yenilik”; ve bağırtkan, çığırtkan, saldırgan bir “eski yapı” var. “Eski yapı”, yok olma arifesinde olduğunu kavradığı ölçüde, böyle olmak, böyle yapmak zorunda.

Onun için, Türkçe’deki “eteğindeki taşları dökme” deyiminin anlattığı evresindeyiz. Birbirine bağıran, birbirini suçlayan iki cephe, iki yapı görülüyor şu anda. Oysa, daha dikkatli bir gözle bakıldığında, bu düşmanların aslında “düşman kardeşler” olduğunu, “aynı fidanın dalları” olduğunu görmek de mümkün. “Böyle siyasete böyle ekonomi, böyle iktidara böyle medya” diye başlayıp uzatabilirsiniz listeyi.

Dolayısıyla, taşların dökülmesi sağlıklı bir süreç gibi görünüyor bana. “Değişim zorunluğu” dayatıyor, buna şüphe yok. Ama “değişim zorunluğu” sonuçta bir genelleme, bir soyutlama. Yani, işte o dökülen çok sayıda somut öteberiyi özetlemek için kullandığımız bir soyutlama. Bu öteberi dökülmeli ki, neyin niçin değişmesi ve nasıl değişmesi gerektiğini daha iyi görelim.

Bu hesapların görülmesi gerekiyor, düze çıkmak için. Gelgelelim, “düze çıkmak”, buradan “Doğu Türkiye/ Batı Türkiye” diye ya da “Kuzey Türkiye/ Güney Türkiye” diye bir yeni yapılanma çıkması, ya da nüfusun böyle ifade edilecek bir kesiminin öbür kesim tarafından yok edilmesi anlamına gelmiyor. Ameliyatlarda genellikle kesilip atılması gereken “ur”lar olur. Ama işini bilen cerrah, beyindeki uru alırken beyni de beraber almaz, kalp damarını değiştireyim derken kalbi söküp atmaz. Tartışırken, bu perspektifi de gözden kaybetmemek gerekiyor.

Buraya kadar bu yazı ciddi idi. Şimdi çok ciddi olmayan bir alt-konuya geçeceğim. Taraf’ta bulunmayı tercih etmemden sonra yazdığım bir yazıya Ertuğrul Özkök takılmıştı. Bana tuhaf gelmişti, çünkü yazıda “yayın organı” diye bir deyim kullanmama takılıyor, bunu da “eski” solcu oluşuma bağlıyordu. Ben fikrime daha uygun bulduğum için gazete değiştirdiğime göre, patronların istediklerini işten atma hakkının doğduğu “ana fikri” çerçevesinde gelişen yazısında “Bana göre ‘yayın organı’, tek partili sistemlere, diktatörlüklere, faşist ve komünist rejimlere ait bir kavramdır” diyordu. Ben de 17 haziran tarihli cevabımda “Ona göre öyle olabilir de, başka kimseye göre böyle olduğunu sanmıyorum” demiştim.

İşte, başta değindiğim düello bizim bu “terim tartışma”mızı da kapsayıverdi. 8 eylül tarihli Hürriyet, Aydın Doğan’ın Erdoğan’a cevabını doğal olarak birinci sayfadan verdi. Buna göre Aydın Doğan’ın deklarasyonu şu cümleyle başlıyor: “Bizim yayın organlarımızda biat kültürü yok, biat etmeyiz.”

Eyvahlar olsun! Yoksa Aydın Doğan tek-partili sistemlerden, diktatörlüklerden, faşist ve komünist rejimlerden mi yana? Hem de kendi yayın medyası için o mel’un “yayın organı” terimini söylemiş.

Ertuğrul Özkök, bu terimin yayımlandığı gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olarak bu önemli lapsus’a neden müdahale etmemiş, patronunu uyarmamış?

Doğrusu çok şaştım.

Üstelik “biat etmeyen” bir “yayın organı”nın, yani yolundan dönmemeye kararlı bir “yayın organı”nın “Genel Yayın Yönetmeni” olarak karşımıza çıkıyor Ertuğrul Özkök.

Acaba hangi “ideoloji”nin “biat etmez” sözcüsü?

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Yayın ve “yayın organları” - Murat Belge
03.09.2010 06:45:56