1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:29
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 06.09.2008
Murat Belge
Yorum sanatının incelikleri
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Yorum sanatının incelikleri Murat Belge - Yorum sanatının incelikleri Murat Belge - Yorum sanatının incelikleri Murat Belge - Yorum sanatının incelikleri Murat Belge - Yorum sanatının incelikleri Murat Belge - Yorum sanatının incelikleri Murat Belge - Yorum sanatının incelikleri Murat Belge - Yorum sanatının incelikleri
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Dün, tutuklu generallerin TSK adına ziyaret edilmesi üstüne yazarken, medyamızın “mesaj çözücü”lük işlevine de değinmiştim. 12 Eylül’den bu yana, medyanın önemli görevlerinden biri, herhangi bir olay hakkında ne düşünmemiz gerektiğini bize bildirmek. Peki, medyamız bunu nereden biliyor? Kendi “araştırma gücü”yle falan mı çıkarıyor? Yok, hayır, gene 12 Eylül’den beri “bilen”, TSK. İlkin Kenan Evren’in ağzından, sonra MGK, en son da Genelkurmay bildirileriyle, iyi Türk vatandaşlarının ne düşünmesi gerektiğini o bildiriyor, medyadaki bazı organlar da “mesaj”ı açıyor, açıklıyor vb. Eski zaman okullarında, talebeye yardımcı olan etüt yönetmenleri veya müderris yardımcıları (muin) gibi. Çeşitli gazeteler, bu kariyere sıkı sarılmalarının derecesine göre, bu alanda doktora ve hattâ doçentliklerini vermiş oluyorlar. Tabii Hürriyet, 12 Eylül’den bugüne, bu işin “ordinaryus”u da oldu.

Kurum olarak şu ya da bu gazetenin yanısıra, birey olarak bazı gazeteciler de bu ihtisas dalının mütehassısı olurlar. Dün bu haber ilk sayfalara düşerken, Hürriyet, “Ziyaret 5 mesaj içeriyordu” demiş ve mesajları sıralamıştı. Bireysel uzmanlardan Fikret Bila’nın makalesi ise sekiz maddeden oluşuyordu. Böyle numaralanmış maddelerle konuşmak da, sözügeçen makamın özelliklerine uygun bir üslûp.

Bütün bunların olabilmesi, başlı başına, Türkiye’nin çok tuhaf bir ülke olduğunun işareti. “Tuhaf” derken, hiç eşi benzeri görülmemiş bir fenomen olduğumuzu düşünmüyorum; benzerlerimiz var, var da, olmak istediğimiz ya da olduğumuzu iddia ettiğimiz yerde yok. Bu tür olaylar Birmanya’da olabilir ve bir şaşkınlık duygusuna yol açmaz. Ama siz Birleşik Krallık’ta ya da Holanda’da veya ordusu çok etkin olan Amerika’da, baştan alalım, iki generalin darbe hazırlığı yapma suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanabileceğini hayal eder misiniz? Ya, böyle bir olay olduktan sonra, o generallerin o ülke silâhlı kuvvetleri adına ziyaret edileceğini düşünebilir misiniz?

Amerika’da, İsveç’te, Avusturya’da, siyasete ilgi duyan her sıradan yurttaşın “Acaba bu yıl kim Genelkurmay Başkanı olacak, kim emekliye sevk edilecek” diye merakla terfileri izlediğini, kimin ne olduğu belli olduktan sonra, “Bu durumda memleketin gidişatı şöyle şöyle olur” diye yorum yaptığını düşünebilir misiniz? Herhangi bir Batı ülkesinde medyanın silâhlı kuvvetlerden gelen “mesaj”ları yorumlamak konusunda uzman kesildiğini gördünüz mü veya böyle bir şeyin mümkün olduğunu alınızdan geçirdiniz mi?

İspanyol Kara Kuvvetleri Komutanı’nın post-modernizm hakkında ne düşündüğünü biliyor musunuz veya hiç merak ettiniz mi?

Otuz beş, kırk yıl önce belki İspanya’da da, bir Kuvvet Komutanı’nın, post-modernizm olmasa da, bazı konularda ne düşündüğünü merak edenler çıkabilir, böyle bir merak normal karşılanabilirdi. Ama İspanya “demokrasiye geçtik” dedi ve ne tuhaftır ki sahiden geçti. Meclis basan yarbayı da “İspanyol Silâhlı Kuvvetleri” adına kimse ziyarete gitmedi. Sanırım bu da, İspanya’nın demokrasiye geçmiş olduğunun kanıtlarından biriydi.

Burada biz nereye geçtiğimizi iddia edersek edelim, hep aynı noktada duruyoruz. Başka ülkelerin bir tarihi oluyor; bizimse Silâhlı Kuvvetler’imiz var, onun için tarihimiz olamıyor.

İki durumda yaşıyor, varoluyoruz: ya Silâhlı Kuvvetler darbe yapmış oluyor, ya da darbe yapmalarını bekliyor oluyoruz. Bunun “terminolojisi” değişebiliyor. “Darbe”den “ayar”a geçiyoruz: “balans ayarı yapıldı” diyorlar. “Ha, iyi, balans ayarı yapılmış” diyoruz. Dün, Fikret Bila, “İlker Paşa’dan ayar” diye bir başlık beğenmiş. Demek ki bir Genelkurmay Başkanı’nın yerine bir başka Genelkurmay Başkanı gelince, o kendi “ayarını” yapacak. Bize de “X Paşa”nın, “Y Paşa’nın”, “Z Paşa’nın” ayarlarını öğrenmek, hayatımızı ona göre düzenlemek düşecek –Allah’tan medyamız var, bu işin inceliklerini öğrenmiş, her yeni ayarda “5 mesaj”, “7 mesaj” falan diye ayarları deşifre edip bize bildiriyor.

Böylece, “Bölgenin en üst düzey komutanının gitmesi, ziyarete verilen önemin göstergesi. Ancak izin alınması ve sivil plakayla gitmek, sivil otoriteye saygı belirtisi” gibi gerçekten akıllara seza skolastik yorumlarla yaşamaya devam ediyoruz. Şu “gösterge” ile “belirti” dengesinin inceliğine hayran ola ola.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Yorum sanatının incelikleri - Murat Belge
03.09.2010 06:29:39