Bugün kafaları karıştıran iki olgu var: AK Parti gerçeği ve PKK gerçeği. Kafa karışıklıklarının giderilebilmesi için önce halklara bakmak gerek. Böyle baktığım zaman AK Parti’den önce İslami duyarlılıklı halk kesimlerinin aydınlanmacı uyanışını ve PKK’den önce ise Kürt halkının yükselen özgürlükçü uyanışını görüyorum.
Meyveden önce ona can ve tat veren toprağı görmek gerek.
Hepimiz zaman zaman, “PKK’yi yaratan 12 Eylül zulmüdür” diyoruz. Bu yargı gerçeğin yalnızca bir yüzüdür. PKK tek başına 12 Eylül’ün ürünü değildir. PKK onlarca yıldır T.C. devleti tarafından ne asimile edilebilen ne de yok edilebilen direngen Kürt halkının kendisinin yarattığı bir örgüttür, örgütlerden biridir.
Dün farklıydı ama bugün PKK gerçeği deyince akla yalnız silah gelmemeli, ondan önce kendi halkından aldığı destek görülmeli. Bu desteğin sosyolojisi var. Güneydoğu’da her aileden (aileyi akraba genişliğinde anlamak kaydıyla) en az bir kişi bu savaşta ya da faili meçhul cinayetlerle öldürülmüştür ve her aileden en az bir kişi isyan etmiş ve dağa çıkmıştır. Yalnız bu da değil sayısız köy ve mezra boşaltılmış, binlerce Kürt zoraki iskâna tâbi tutularak batıya göç ettirilmiştir. İşsiz, eğitimsiz, aç bırakılmıştır. Bir de tarih var, Dersim Katliamı tek örnek değil.
Zulümdür bunlar.
Zulme isyan ise haktır.
“Kürt yok” safsatasından “Kürtler kardeşimizdir” edebiyatına geçildi. “Kardeşiz, yıllardır iç içe yaşadık, kız verdik kız aldık” söylemi gerçeğin bir yanıdır ve bu yanıyla bu gerçek halkların yaratmış olduğu bir mucizedir; Fakat siyaset açısından bakıldığında ise bu söylem baskı ve eşitsizliği örten ikiyüzlülüktür.
Yazının devamını okumak için tıklayın.