Hayra mı yoralım şerre mi bilinmez ama her durumda insana sessizlik iyi geliyor. Bir yılı aşkın süredir savaş tamtamlarından, kurşun vızıltılarından ve siyaset adına namluya sürülmüş kurşun gibi sözlerden sağırlaşmıştık. Aklımız da yüreklerimiz de büzüşmüştü.
İnsan için, hele zayıf omuzlarında aydın olmanın sorumluluğunu duyanlar için en kötü duygu çaresizlik duygusudur. Öfkelenirsin yine de iyidir bu, öfke baldan tatlıdır; seversin bu en iyisi, aşk için dağları delersin. Ama çaresizlik duygusu insanın tüm enerjisini emip yok eden tüketici bir duygu. Elin yetmez, seslensen erişmez, daha da kötüsü yeni bir söz de bulamazsın söyleyecek. Bu durumda tek tepki çaresizliğine lânet okumak olur.
Umut ateşi sönmeye görsün...
Yorumlar, analizler gelecek umudunun yerini alamayacağı gibi onu ateşleyemez de. Geleceğe umut insanın en insanca hasletlerinden biridir oysa. Sözün burasında kimse bana “yalnızca umutla olmaz” demesin, bilirim olmaz, demem o değil. İyi bir geleceğe dair umut, analizler, yorumlar, tasvirlerle olmuyor, arzu, istenç yoksa. Bunu öldürdüğünüz yerde istediğiniz kadar iyi bir gelecek tasviri yapın, hiçbir önemi yok bunun. Değiştirmeye olan arzu ve istek değişim enerjisini yaratandır, isterse öne koyduğunuz hedef yanlış olsun bu enerji varsa doğruyu bulursunuz; ama tersi doğru değildir, öne koyduğunuz amaçların doğruluğu değişim arzu ve istencini otomatikman doğurmaz.
2002-2007 yılları arasındaki Türkiye’yi anımsayalım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.