Geçenlerde Yeni Şafak’ta Kürşat Bumin benim Taraf’ta 7 ağustos cumartesi günkü “Neler oluyor” başlıklı yazımda “Devrimsi durum” saptamama takılmış. Hemen yanıtlamadım çünkü gündem hızlıydı ve gündeme uygun olarak kafamda yazmak istediğim birbirini tamamlayan konular vardı. Aynı nedenle Engin Ardıç’ın da bir yazısında geçen “Boz Mehmet” ile ilgili yanlışa değinmeyi de ertelemiştim.
Doğrusu muğlâk anlatımlar üstüne muğlâk anlamalardan çıkarak tartışmak, verimsiz olduğu için kaçınmaya gayret ettiğim bir tartışma biçimi. Kürşat Bumin’in benim geçmişim, Sovyetler Birliği, YAŞ toplantısı ve “devrimsi durum” tanımlamam arasında nasıl bir nedensellik bağı kurduğunu çıkarabilmiş değilim. Açık seçik ortaya koyarsa bir şeyler söylerim. O zaman geçmişimi hatırlatmakla ilgili söylediği “tatsız sonuç çıkarmak” sözü de fazlalık olmaktan çıkar.
Hemen söylemeliyim ki, birisi geçmişinden utanç duyuyorsa ya da hatırlamak istemiyorsa o zaman bu tür hatırlatmalar “tatsız” olabilir, ama benim için geçerli değil. Şimdi de tarafım, geçmişte de taraftım. Eğer bugünkü dünya eski dünya olsaydı o zaman tam olarak bilmediğim, sonra anlar olduğum tüm yanlışlarına karşın ben yine Sovyet dünyasının yanında ve eski TKP’nin içinde olurdum, kapitalist dünyanın tarafında değil. Bugün de değişen dünya koşulları içinde bir komünist olarak düşünmeye çabalıyorum. Çünkü kapitalizmi tarihin sonu olarak görmüyorum.
Söz geçmişin eleştirisine gelince şunu da söylemek isterim; gerçekleştirilmesi söylendiği kadar kolay olmasa da tarihe ve onu yapan insanlara karşı adil olmaya çalışmak gerek. İster kişilere dönük olsun ister tarihle ilgili, etik kaygılar olmaksızın adil bir değerlendirme yapılamaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.