Tarihî karar derken 12 Eylülcülerin yargılanmasıyla ilgili olan kararı, tarihî tutuklama derken Cumhuriyet tarihimizde bir ilk olan emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasını kastettim. İkisi de bir ilk ve çok önemli ilkler bunlar.
Uludere katliamı o denli ağır ki 12 Eylülcülerin yargılanması kararının kamuoyunca hakkıyla fark edilmesinin üstünü örttü.
Bu ülkede askerî müdahale ve askerî darbelerin bir gelenek olduğunu inkâr edebilecek kimse yoktur. Bu darbelerin destekçileri bile inkâr edemez. Cumhuriyet tarihimiz boyunca kaç kez genel oya dayalı seçimler yapıldı, bu seçimler sonucu kaç sivil hükümet kuruldu, bu sivil hükümetlerin kaçı eceliyle öldü, yani seçimle gelip seçimle gitti, kaçı askerî müdahale ve askerî darbeyle alaşağı edildi? Bu hesap içinden çıkılması zor bir matematik problemi sayılamaz, yalnızca sayı saymasını, toplama çıkarma yapmasını bilmek yeterli olur.
Konumuz 12 Eylül askerî darbesi olduğu için Cumhuriyet’in kuruluşundan 80’e kadar olan 60 yılı esas alırsak, bu 60 yıl içinde sandık yoluyla gelen hükümetler yalnızca iki kez sandık yoluyla gitmişlerdir: 1950 ve 1977 seçimleri dışında partilerin hükümetten gidişleri hep sandık dışı yollarla olmuştur. 1950’de CHP yerini DP’ye bırakmış, 1977’de AP+MSP+MHP+CGP koalisyon hükümeti sandık yoluyla yerini CHP’ye bırakmıştır. Yani ara seçimleri saymazsak 60 yılda 17 kez genel seçimler yapılmış ve ancak iki kez sandıkla gelen bir hükümet sandıkla gidebilmiş yani eceliyle ömrünü tamamlamış, diğerlerinde ise hep müdahale var. (Ayrıntılar için bkz. Taha Parla, Türkiye’nin Siyasi Rejimi)
Cumhuriyetimiz için ne gurur verici tablo!
Devlet vurgusu yapmamızı fazla bulanlara ithafımdır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.