Yazılarını da duruşunu da zaten beğenirdim. İnsanın geleceğe dair umutlarını yeşertenler, gerçeği aklın soğukluğunda bulduklarını sanan çığırtkanlardan çok sanatsal duyarlılık, felsefi sezgi güçleriyle sisler arasında hakikatin sesini dile getirenler oluyor. Yunus gibi, Mevlana gibi, Nâzım gibi, Hrant gibi Goethe gibi...
Taraf’ta okudum, şair ve yazar, Murathan Mungan, BDP Siyaset Akademisi’nde “Tarihe Kayıt Düşmenin Yolları” konulu ders vermiş. Mungan BDP Genel Merkezi’nde yapılan derse katılarak, BDP’ye ve Siyaset Akademisi çalışmalarına destek vermek istediğini belirtmiş. Keşke konuşmasının metnini veya özetini okuyabilseydik. Zira seçtiği konu ilgimi zaten ziyadesiyle çekmeye yetiyor.
Konu anlamlı, sözler güzel, duruş güzel, konuşma mekânı rastgele bir kürsü değil. Eğer Kürt meselemiz tarihin çözüme bizleri mecbur kıldığı bir meselemiz ise; Kürt meselemiz şu anda demokrasimizin ileri gitmesi veya tersine dumura uğramasını tayin edecek denli önemliyse; Kürt halkı bugünlerde tarihinin yeni bir sayfasını yazmaktaysa elbette o kürsü önemli bir kürsüdür.
Daha da önemli olanı Mungan’ın BDP Siyaset Akademisi’ne gittiği bugünlerin özel anlam yüklenmiş oluşudur. Kürtlerin “yalnız olmadıklarını” dostları olduğunu göstermek tam da bugünlerde hayati derecede önemli. Nedenini yazmıştım. Yalnızlaştırma operasyonunun basında ve siyasette hız kazandığı bugünlerde bir yandan insan kayıplarının yarattığı acıların ve acının daha da koyulaştıracağı yalnızlık duygusunun Kürtleri soğukkanlı düşünmekten alıkoyabileceği, bir karşı şiddetin doğabileceği kuşkusu ciddidir. Bu nedenle Mungan gibi, kamuoyunun tanıdığı bir ismin BDP Siyaset Akademisi’ne gidişi orada söylemiş olduğu sözlerden, fikirlerden çok daha önemli bence, hiçbir şey söylemeden kürsüde suskun kalmış olsaydı bile yine de önemli olurdu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.