“Tarihi yapan insanlardır ama içine doğdukları verili koşullar içinde” sözü nerede durduğumuzu çok iyi anlatır. AK Parti de hem kendi devraldığı mirası hem içine doğduğu daha genel tarihsel miras içinde, hem kendi tarihini hem de Türkiye tarihinin bir sayfasını yazıyor.
Kendini “muhafazakâr demokrat” diye tanımlayan AK Parti’nin demokraside frene asıldığı oranda milliyetçi muhafazakâr yanı daha belirgin ortaya çıkıyor. TRT gibi kültür oluşumunda çok belirleyici önemi olan bir kurumun başına getirilen bir zat, bir insan, bir sanatçı için, Rojin için “aşüfte” diyebiliyor. Bu zatın kalitesi kişi olarak kendini ilgilendirir ama o zat bir kurumun başındaysa yalnız kendini değil onu oraya getirenleri de, geldiği yeri de ilgilendirir. Bu arada ister istemez Başbakan’ın bir sanat eseri için kullandığı “ucube” sözü de akla düşüyor.
İçişleri Bakanı da 12 Eylülcü generalleri hatırlatan bir söz etti: “Terör örgütünün yürüttüğü çalışma sadece dağda, bayırda, şehirde, sokakta, arka sokaklarda haince pusu kurarak yaptığı saldırılardan ibaret değil. Bir başka ayağı daha var. Bilimsel terör var... Resim yaparak, tuvale yansıtarak, şiir yazarak, şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak. Hızını alamıyor. Terörle mücadelede görev almış askeri ve polisi, sanatına çalışmasına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyorlar. Terörle mücadele edenle bir şekilde mücadele ediliyor. Arka bahçe İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Londra’dır, Washington’dur, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluşudur... Arka bahçede ayrıkotuyla ayrıkotları birbirine karışıyor. Bir kısmı faydalı, bir kısmı zehirli...”
Ayhan Çarkın hapishaneden çeteleri deşifre ediyor ama devlet susuyor, bir devletin içişleri bakanının böyle konuştuğu yerde bir başka devlet mi var ki üstüne gitsin? “Devlet cinayet işledi dedirtmem”.
Yazının devamını okumak için tıklayın.