“İmralı’nın boykotu derinleştirin demesinden sonra, artık referandumda ‘hayır’ çıkması sürpriz olmaz. Sonucu BDP’li Kürtlerin boykota uyup uymaması belirleyecek.”
“‘Bitaraf olan bertaraf olur’ lafı, Öcalan’la görüştü görüşmedi meselesi, ‘hayır’ı iki puan arttırdı. Erdoğan, CHP’nin sertliğine aldırmayıp Anayasa’ya odaklansaydı ‘evet’ yükselirdi.”
“En son araştırmada, ‘evet’ yüzde 51, ‘hayır’ yüzde 49 oldu. Öncekinde ‘evet’ 50,7, ‘hayır’ 49,3’tü. CHP’liler ve MHP’liler, ‘12 Eylül darbesi doğruydu’ diyor. AKP’liler ‘darbe yanlış’ diyor.”
* * *
NEDEN ADİL GÜR
Türkiye, bu pazar günü hayati bir referanduma gidiyor. Geleceğini belirleyecek çok ciddi dönemeçlerden birine giriyor. Bu Anayasa değişikliği kabul edilirse, yeni bir anayasanın yolu açılacak. Demokratik hukuk devletine doğru önemli bir adım atılacak. Kabul edilmezse bugünkü düzeni, asker ve yüksek yargının toplum üzerindeki hükümranlığını değiştirmek çok zorlaşacak. Anayasayı ve Türkiye’yi sivilleştirmek iyice güçleşecek. Peki, böyle kritik bir oylamaya yaklaştığımızda durum ne? Referanduma bir haftadan az bir süre kala, “evet”lerin ve “hayır”ların oranı nasıl? Kim, ne oy verecek? Niye öyle oy verecek? Hangi bölgelerden, hangi şehirlerden nasıl oy çıkacak? İstanbul’da ne yaşanacak? Bu sonuçlarda hata payı ne? İnsanlar referandumla ilgili tercihlerini korkmadan açıklayabiliyorlar mı? Bu oyları hangi nedenler etkileyecek? Kararsızlar niye hâlâ kararsızlar? Kararsızlar kimler? Kararsızların oyunu neler ve hangi olaylar değiştirecek? Böyle başa baş bir yarışta BDP’li Kürtler ne yapacak? Partinin boykot kararına ne ölçüde uyulacak? Uyulursa sonuç ne olacak? Bu referandumda sonuçları ne belirliyor? Liderlerin mitingleri, üslupları insanların tercihlerini ne ölçüde ve ne yönde değiştiriyor? Başbakan Erdoğan ve CHP Başkanı Kılıçdaroğlu’nun referandumun sonucunda kişisel etkileri neler? Referandumun sonuçlarının siyaset üzerindeki etkisi ne olacak? Sonuçlardan en çok hangi parti etkilenecek? Bütün bunları, 2007 ve 2009 genel ve yerel seçimlerinin sonuçlarını en doğru şekilde önceden tesbit eden, Türkiye’nin önde gelen güvenilir kamuoyu araştırmacılarından ve siyaset analizcilerinden A&G Araştırma Şirketi’nin sahibi Adil Gür’e sorduk. Adil Gür referandumla ilgili bugüne dek Türkiye genelinde peş peşe altı araştırma yaptı. Yedinci ve son araştırmasını da hâlâ saha çalışmalarıyla ve yüz yüze görüşmelerle sürdürüyor.
* * *
NEŞE DÜZEL: Referanduma beş gün kaldı. Referandumla ilgili en son araştırmanızı ne zaman yaptınız?
ADİL GÜR: Anayasa değişikliği Meclis’in gündemine geldiğinden beri biz referandumla ilgili altı tane araştırma yaptık. Sonuncusunu da 28-30 ağustosta, 46 ilde 3681 hanede yüz yüze görüşme metoduyla gerçekleştirdik.
Sonuç ne çıktı?
28-30 ağustosta yaptığımız araştırmanın sonucu da, beşinci araştırmanın sonucuna çok yakın çıktı. Beşinci araştırmada, “evet” oyu yüzde 50,7, “hayır” oyu yüzde 49,3’tü. Altıncı araştırmada da “evet” yüzde 51, “hayır” yüzde 49 oldu. İki araştırma arasında sadece binde ikilik, üçlük fark ortaya var. Bu bindelik fark, altıncı araştırmada “evet” lehine gelişti ama şunu bilmek lazım. Bu kadarlık fark, araştırmanın hata sınırları içinde olabilir.
Bu sonuçlarda hata payı nedir peki?
Bu araştırmaların, artı ve eksi yüzde 1 ve yüzde bir buçukluk bir hatası vardır. Dolayısıyla “evet”ler artmamış, aksine azalmış da olabilir. Zaten son altı aydır yaptığımız araştırmalarda trend hep aynı. Yaptığımız altı araştırma da, hata sınırları içinde hep birbirine çok yakın sonuçlar verdi. Bizim bütün araştırmalarda, yüzde 51 mertebesinde “evet”, yüzde 49 mertebesinde “hayır” sonucu çıktı. Mesela yaz tatilinden önce yaptığımız referandum araştırmasının da sonuçları aynen böyleydi. Siyasi partiler bir buçuk aydır mitingler yapıyorlar, tanıtım ve ilana paralar harcıyorlar ama insanlar pek etkilenmiyor ve sonuç değişmiyor.
Niye?
Çünkü Türkiye’de halk, birkaç yıldır çok kutuplaştı. Bu referandumda sonucun nasıl oluştuğunu anlamak için son seçimlerin sonuçlarını önünüze koyun. Referandumda “evet” diyen partilerin, 2009 yerel seçimlerinde aldıkları oyları toplayın. Sonra, diğer yanda da “hayır”cı partilerin son seçimlerdeki oylarını alt alta yazıp toplayın. Seçimlerde çıkan başa baş sonucun aynısının bu referandumda da çıktığını göreceksiniz.
Yaptığınız araştırmalarda kararsızların oranı nedir?
“Kararsızım” diyen yüzde 10-11 oranında bir kitle var ama gerçek kararsızların oranı aslında yüzde 5-6’dır. Çünkü kararsızların bir bölümü, aslında sandığa hiç gitmeyecek olanlardır. Bunlar oy kullanmaya gitmeyeceğim demek yerine, “kararsızım” demeyi tercih ediyorlar. Bütün seçimlerde bu böyledir. Bu referandumda da sadece yüzde 5-6’lık bir kararsızlar grubu sandığa gidecek.
Eğer evet-hayır sonuçları sizin dediğiniz gibi başa baş gidiyorsa, bu referandumun sonucunu bu kararsız yüzde 5-6’lık kitle mi belirleyecek?
Aynen öyle... Bir de tabii, BDP’li Kürtlerin boykota uyup uymama, kararı belirleyecek. BDP’li Kürtlerin tavrı çok önemli! Eğer araştırmalarda, “evet” ve “hayır” oyları arasında yüzde 55’e yüzde 45 gibi “evet” ya da “hayır” lehine durum ortaya çıkmış olsaydı, bu kadar çok araştırma yapmaya, emek ve para harcamaya gerek yoktu. Ama bu referandumda öyle başa baş, nefes nefese bir yarış var ki, yüzde 1, yüzde 2’lik fark bile çok çok önemli!
Kimler bu kararsızlar?
Her seçimde bir ‘son dakikacılar’ vardır. Bunların, bir partiye sadakati, o partiyle yakın bağları yoktur. Daha az politize olmuş insanlardır bunlar ve oy verecekleri partiyi son anda belirlerler. Bu referandumda sonucunu da, BDP’li Kürtlerle birlikte çok az sayıdaki kararsızlar belirleyecek. Bu kararsızları, ağırlıklı olarak kadınlar ve gençler oluşturuyor.
Pazar günü sandığa gidilecek. Önümüzdeki birkaç gün içinde, bu sonuçları değiştirebilecek bir olay olur mu?
Burası Türkiye, her an her şey olabilir. Türkiye’de değil bir hafta, 24 saat bile çok çok önemlidir. Referandumun sonucunu değiştirecek bir olayın olmamasını temenni ediyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.