“Yaşları 5-15 arasındaki çocuklarla güvenlik kuvvetlerinin mahallelerde karşı karşıya geldiklerine şahit olduk. Gördüklerimiz Filistin sokaklarındaki intifada gibiydi.”
“Silahlı eylemlerden daha tehlikeli bu. Çocuklar, sadece güvenlik güçlerine değil, yabancı olan her şeye karşı öfkeliler. Sokaktan geçen yabancı gördükleri her arabaya, insana taş atıyorlar.”
“Eylemleri tüm Türkiye’ye yayan bir hareket, Türk-Kürt çatışmasını başlatıyor demektir ki, o zaman Türkiye’yi hedef alan böyle bir eylemin arkasında dış bağlantı aramak gerekir.”
* * *
İKİNCİ BÖLÜM
Kırk bir yıl görev yaptığı MİT’ten müsteşar yardımcısı olarak emekli olan Cevat Öneş’le yaptığımız konuşmanın birinci bölümünü dün yayımladık. Konuşmanın devamını kaldığımız yerden sürdürüyoruz.
***
NEŞE DÜZEL: Sizce Türkler ve Kürtler zihnen birbirinden kopmuyor mu?
CEVAT ÖNEŞ: Kopmuyor. Geçen hafta Hakkâri’deki toplantılarda yaptığım gözlem şu... Kürtler ayrılık istemiyorlar. Türkiye, bağımsız Kürt devleti kurulması ve ülkenin parçalanması gibi bir tehlikeyle karşı karşıya değil. Kürtler kopmak istemiyor. PKK da kopmak istemiyor. PKK’nın etkilediği kitlede de bir ayrılma duygusu yok.
PKK’nın etkilediği kesimler hangi duygu içindeler?
Onlarda devlete karşı güvensizlik ve psikolojik kırılganlık var. Kendilerini ötekileştirilmiş hissediyorlar. Sadece PKK’nın etkilediği kesimler değil, Kürtlerin geneli, devletin Kürtlere ayırımcı davrandığı düşüncesindeler. Devlet Kürtlerdeki bu algıyı acilen ortadan kaldırmalı. Biz Hakkâri’ye gitmeden bir gün önce Barış ve Demokrasi Partisi’nin yöneticileri KCK operasyonu nedeniyle tutuklanmıştı.
İnsanlar tepkili miydi?
Gittiğimizde şehir bomboştu. Dükkânların kepenkleri kapalıydı. Sokaklarda sadece taş atan çocukların kurduğu barikatlar vardı. Yaşları beş ila on beş arasında olan çocuklarla güvenlik kuvvetlerinin mahallelerde karşı karşıya geldiklerine bizzat şahit olduk.
Filistin sokaklarındaki intifada gibi miydi gördükleriniz?
Aynen öyle. Taş atan çocukların psikolojisini yakından gördük. Bu küçücük çocuklar, gençler sadece devlete değil yabancı olan her şeye, herkese karşı nefret duygusu içindeydiler. Çocuklar bu noktaya nasıl geldiler? Bu süreç nasıl bir çocuk tipini ortaya çıkardı? Bunların ciddi olarak sorulması gerekiyor. Düşünün, bu çocuklar yabancı gördükleri her şeye öfkeliler. Sadece güvenlik güçlerine değil, sokaktan geçen tanımadıkları bütün arabalara ve insanlara taş atıyorlar.
Nasıl...
Şöyle... Toplantıya katılan bazı arkadaşlar da hatta çocukların taşlı saldırısına uğramışlar. Aralarında Hakkârililer varmış da, olayı kazasız belasız öyle atlatabilmişler, yoldan geçebilmişler. Devlet gücüyle Hakkârili çocuklar arasında bir köşe kapmaca oynanıyor. Gaz bombaları atılıyor. Yollarda barikatlar kuruluyor, ateşler yakılıyor. Bütün bunlar aynı anda çeşitli bölgelerde oluyor. Bu çocuklar birbirleriyle irtibatlılar. Kontrol edilemeyen bir yapı bu.
PKK da kontrol edemiyor mu bu çocukları?
Edemiyor. Bu çocuklar, KCK operasyonuna ya da herhangi birinin polisçe içeri alınmasına tepki duyuyorlar ve harekete geçiyorlar. Bu çocukların aile eğitimi de, devlet eğitimi de yok. Bu çocuklarda sadece sokak kültürü var, devlete karşı direnme kültürü var. Düşünün... Hakkâri’nin nüfusu 60-70 bin ise, bunun otuz bini çocuk! Bu çocukların hepsi ya boşaltılmış köylerin çocukları, ya da ekonomik zorluklar sonucunda göç edenlerin çocukları...
Taş atan çocuklarla ilgili yasa Meclis’ten çıkmak üzere. Sorunu çözecek mi bu yasa?
Hapisteki çocukların mağduriyetlerini kısmen ortadan kaldıracak ama çocukların sorununu çözmeyecek.
İki tarafın da gençleri nefret ve öfke dolu. Bu duygusal gerginlik ne tür sonuçlar verir?
Sadece şunu söylemek yeterli. Taş atan çocuklar sorunu, silahlı eylemlerden çok daha tehlikeli bir sorun! “Bu süreçler nasıl bir çocuk tipi ve genç nesil ortaya çıkardı? Bu kuşağın çocukları nasıl çocuklar olacak?” ciddi olarak oturup düşünmemiz gerekiyor. Bu çocuklar bizim yarınlarımız. Bir sonraki nesilleri bunlar yetiştirecek.
Ne büyük bir suç işledik biz çocuklarımıza ve gençlerimize karşı... Onları ne hale getirdik... Ne öneriyorsunuz?
Bizim devletin çocuklarla da barışması gerekiyor. Biz, bu meseleyi hep Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde değerlendirdik.
Yazının devamını okumak için tıklayın.