
“Herkesin sınırı var. Tayyip Bey de belki demokrasi ve özgürlüklerde sınıra geldi. Ne isteniyor benden? TRT Şeş’i verdim, daha ne istiyorsunuz, diyebilir ama bu kanalda çocuğa Kürtçe masal anlatamıyorsunuz.”
“Genelkurmay belgelerinde 40 küsur isyan var deniyor. Hayır, iki isyan var. Şeyh Sait ve Ağrı. Dersim dâhil diğerlerinin tamamı tenkil. Bunlar, devletin, bir kimliği bastırma ve yok etme harekâtları. Çok insan öldürüldü.”
“Dedem son sürgün edildiğinde 85-90 yaşındaydı. Demokrat Parti milletvekili olan torunu ve yeğeni Yassıada’da yatıyordu. Tünel kazıp Yassıada’dan onları kaçıracak diye devlete karşı isyanla yargılandı.”
***
NEDEN DENGİR MİR MEHMET FIRAT
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın son Dersim katliamı açıklaması ve Dersimlilerden özür dilemesi, Cumhuriyet tarihimiz için bir ilk oluyor. İlk kez bir başbakan, Cumhuriyet’in bir suçu için halktan özür diliyor. Son 150 yıllık tarihimizin, özellikle de Cumhuriyet dönemine ait geçmişimizin baskı, katliam ve yalanlarla dolu olduğu düşünülürse... Başbakan’ın Dersim katliamıyla yüzleşme cesareti, bu ülkede artık durdurulması mümkün olmayan yepyeni bir süreç başlattı demektir. AK Parti’nin kurucularından olan ve bir siyasetçi olarak her dönem Kürt kimliğini cesaretle taşıyan, uzun dönem Erdoğan’ın en yakın çevresinde yer alan AK Parti’nin eski Genel Başkan Yardımcı Dengir Mir Mehmet Fırat’la Başbakan’ın son Dersim açıklaması ve özrünün yaratacağı gelişmeleri ve sonuçları değerlendirdik. Tek Parti İktidarı’nın Dersim ve Şeyh Sait isyanları döneminde uyguladığı sürgünleri bütün zulmüyle yaşayan ve büyük acılara katlanan bir aileden gelen Dengir Fırat’a, hem o dönemi, hem de çok yakından tanıdığı Tayyip Erdoğan’ı konuştuk. Kürtler böyle bir özür konusunda ne düşündüler? Cumhuriyet tarihimizde Dersim gibi devletin özür borcunun bulunduğu başka hangi olaylar var? Kürt isyanları tam olarak neydi? Neler yaşandı? Şeyh Sait isyanıyla ilgili de böyle açıklamalar yapılabilecek mi? O isyanın bastırılmasında da çok insan haksızlığa uğradı mı? Tayyip Erdoğan Kürt açılımını başlatmıştı ama bugün açılımdan vazgeçmiş gibi gözüküyor. Neden vazgeçti? Erdoğan yakın çevresindeki Kürtlerden niye uzaklaştı? Bugün çevresinde Kürtlerin duygularını ve düşüncelerini anlayıp ona anlatacak kimseler var mı? Neden Erdoğan partisindeki ve grubundaki Kürtlerin sayısını azalttı? AKP’nin bugünkü Kürt politikası nedir? PKK’nın Silvan saldırısıyla başlayan gerginlik sürecek mi? Erdoğan neden demokratik adımlar atmıyor? Başbakan yeniden açılım günlerindeki üslubuna dönebilecek mi? AKP’nin aklındaki Kürt çözümü ne? Erdoğan, anadilde eğitimi kabul eder mi? Bütün bu soruları, bu konularda en yetkin siyasetçi olan Dengir Mir Mehmet Fırat’a sorduk ve çok net ve cesur cevaplar aldık.
***
Başbakan’ın son Dersim açıklamasını ve özür dilemesini nasıl değerlendirdiniz?
Her ne kadar 2005 yılındaki Diyarbakır konuşmasında da çok açık bir özür dileme olduysa da... Hatırlayın... Başbakan o konuşmasında, “Birçok haksızlıklar yapıldığını biliyorum. Bundan dolayı Kürt vatandaşlarımızdan özür diliyorum” demişse de, son Dersim açıklaması çok önemli bir başlangıçtır. Daha da ötesi bu bir kırılma noktasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kez kendi tarihiyle yüzleşmesidir. Başbakan’ın bu açıklaması kutlanması gereken çok cesur bir adımdır. Yalnız şu da var. Bu tarihin içinde, sadece Dersim değil, Türkiye’nin özür dileyeceği yüzlerce olay var.
Türkiye devletinin özür dilemesi gereken başlıca olaylar neler?
Ben size şimdi bir kitap hediye edeyim ve o kitaba hemen birlikte bakalım. Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları adıyla yayımlanmış iki ciltlik bir kitap bu. Bunlar, Genelkurmay’ın kendi resmî belgeleri!
Kendi belgeleri mi?
Evet. Çok enteresan! 1946’daki Genelkurmay Başkanı, herhalde “Bakın bugüne dek bunlar yapıldı. Bundan sonra da yapılabilir” diyerek ibretiâlem olsun amacıyla o güne kadarki Kürt isyanlarını, askerî harekâtları da içeren bir şekilde küçük kitapçıklar halinde yayımlatmış. Fakat bir süre sonra Genelkurmay bu yayımladığı belgeleri toplatma kararı almış ve kendi kitapçıklarını yasaklamış. “Geçmişte 40 küsur Kürt isyanı vardır” diye hep söylerler ya...
Geçmişte bu kadar Kürt isyanı yok mu?
Yok. Hatta Demirel’in, “Geçmişte kırk küsur Kürt isyanı var. Son isyanı da bastırırız” diyen meşhur bir sözü vardır. Oysa Genelkurmay belgelerini okuduğunuzda, bu isyanların hiçbirinin olmadığını görüyorsunuz. Aslında bu askerî harekâtların tamamen birer tenkil hareketi olduğunu görüyorsunuz.
Tenkil ne demek?
Bastırma, yok etmek, sürmek anlamında kullanılıyor tenkil. Raçkotan’dan Raman’a, Mutki’den Oramar’a, Koçuşağı’dan Bicar’a hiçbiri isyan değildir. Genelkurmay belgelerinde bunu görüyorsunuz. Bunların tamamı tenkildir. Zaten Kürt tarihinde iki isyan vardır. Bir Şeyh Sait İsyanı, iki Ağrı İsyanı. Ama kırktan fazla harekât yapılmıştır ve Dersim de işte bu tenkil harekâtlarından biridir. Ulus-devlet kurmak ve tek tip insan yaratmak için yapılmış asimilasyon harekâtlarıdır bunlar. Bu yüzden devletin özür dilemesi gereken olay sadece Dersim değildir. Genelkurmay belgelerinde bunu görüyorsunuz.
Belgelerde başka neyi görüyoruz?
Kürtlerden ilkel, hayvansal bir topluluk olarak, dağın arkasındaki medeniyetin ne olduğunu bilmeyen bir sürü olarak bahsediyor. Kürtlerin tek bildiği şeyin bir avuç mısır ile bir avuç buğdaydan ibaret olduğunu söylüyor. Tek parti döneminde yapılmış lokal harekâtların dışındaki bütün büyük harekâtlar Genelkurmay’ın yayımladığı bu belgelerde var.
Bir de Cumhuriyet tarihinde lokal harekâtlar mı var?
Evet. Mesela 33 kişi kurşuna dizilmiş, 80 kişi topluca öldürülmüş, bunun gibi lokal harekâtlar var. Bu tür olaylar, o belgelerde yok. Mesela bir Karaköprü olayı vardır. Demokrat Parti dönemde, bu konuda Meclis soruşturması açıldı.
Sonuç ne oldu?
İçel Milletvekili olan rahmetli amcam Hüseyin Fırat da bu soruşturma komisyonunun üyesiydi. “Talimatla 40 kişi katledilmiş. Bu katliamda devletin üst düzeydeki bütün yetkililerinin imzalarını gördüm. İsmet Paşa da buna dâhil” derdi. Bu dosya DP’nin üst yönetiminin emriyle kapatılmış. Milletvekili olduğumda, amcam benden bu dosyayı araştırmamı istemişti. Bu yüzden, Başbakan’ın devlet adına Dersim özrü, bu ülkenin kendi tarihiyle hesaplaşabilmesi için çok ciddi bir adımdır, devrimsel nitelikte bir söylemdir. Eğer araştırılırsa daha çok belge çıkacaktır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.