
"Merkez Bankası’nın hedeflediği bir dolar kuru var. 1.70 dolayında bir kur bu. Doların fiyatı yükselmez, bundan sonra dolar düşer. Bir hafta içinde dolar 1.70 dolaylarına gelir 1.65 -1.70 arası bir kur makbuldür."
"Türkiye’nin krizlik durumu yok. Ama kriz bekleyenler var tabii! Çünkü bu ülkede krizden para kazananlar var. Bunlar, AK Parti’nin iktidardan gitmesini istiyor. Kriz çıkarsa, gene paradan büyük paralar kazanacaklar."
"Şu anda, ekonomide bir ısınmadan değil, Türkiye’de yaşanan bir zenginleşmeden söz edebiliriz ancak. Ekonomi, yeni orta sınıfın tüketimiyle büyüyor. Türkiye’de yaşanması gereken bir süreç bu. Sosyal dönüşümden kaçamazsınız."
NEDEN ERDAL TANAS KARAGÖL
Dünya ekonomisi zengin devletlerin yaşadığı borç kriziyle altüst oluyor. 1994 ve 2001’de bizim yaşadığımız borç krizlerinin aynısını şimdi gelişmiş ülkeler yaşıyor. Yalnız arada bir fark var. Bizim ekonomik krizimiz onları krize sürüklememişken, onların krizi şimdi bütün dünyayı küresel bir krizle tehdit ediyor. Döviz piyasaları, altın, hisse senedi ve mal borsaları sallanıyor. Zengin ülkelerin pazarları yaşadıkları krizle daralacağı için, bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri, “Ben ihracatımı nereye yapacağım? Nasıl döviz kazanacağım?” diye korkutuyor. Zengin ülkelerde yaşanan kriz, Türkiye’yi de bir ekonomik krize sürükler mi? Türkiye zengin ülkelerin krizinden etkilenmeden yol alabilecek mi? Vatandaş ne yapacak? Kendini dış şoklardan, dalgalanmalardan nasıl koruyacak? Dolar ne olacak? Enflasyonlu günlere geri mi dönülecek? Altın nereye gidecek? Emlak piyasası düşecek mi? Konut ucuzlayacak mı? Vatandaş parasını nereye yatırmalı? Türkiye’nin ciddi boyutlara varan cari açığı kriz yaratır mı? En büyük dış pazarımız olan Avrupa Birliği’nde yaşanan krizden Türkiye nasıl etkilenecek? En can acıtıcı sorun olan işsizlik ne olacak? Bütün bu soruları iktisat profesörü Erdal Tanas Karagöl’e sorduk. Yüksek lisansını ABD’de University of Connecticut’da, “Dış Borçlar ve Ekonomik Büyüme İlişkisi ve Dış Borç Öteleme Riski” üzerine doktorasını da İngiltere’de University of York’da yapan ve son seçimlerde AKP’den milletvekili adayı olan Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Karagöl, yeni dünya kriziyle ilgili olarak hükümeti özellikle işsizlik ve Avrupa’da yaşanan krizin yaratacağı sonuçlar konusunda uyardı. Türkiye’nin tek kurtuluşunun bir an önce yeni pazarlar bulmak olduğuna dikkat çekti.
***
NEŞE DÜZEL: Amerikan devleti borçlarını ödemekte zorlanırken, Avrupa ülkelerinin bir kısmı borçları yüzünden batarken, geçmişte daima borçlarını ödemekte zorlanan ve bu yüzden krizlere giren biz, böyle büyük bir başarı göstermeyi nasıl sağladık da onlar gibi bir krizde değiliz?
ERDAL TANAS KARAGÖL: Biz krizde değiliz çünkü Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasında büyük bir fark var. O da, Türkiye ekonomisinde yaşanan kamu bütçesi dengesi. İspanya, Portekiz, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Belçika gibi Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda, çok büyük bütçe açıkları var. Bu devletler yıllarca harcadılar, büyük kamu harcamaları yaptılar, AB’den aldıkları yardımları sorumsuzca dağıttılar. Türkiye ise aynı dönemde tam tersini yaptı.
Ne yaptı?
Bizde devlet, ayağını yorganına göre uzattı. Çünkü her devletin belli bir geliri ve gideri vardır. Hükümet, fazla borçlanmadan, topladığı gelirlerle yetindi ve kamu harcamalarını, bu gelirleri etkin kullanarak yaptı. Eğer kamu harcamaları, kamu gelirlerini çok aşsaydı ne yapacaktı? Borçlanacaktı. Her borçlandığınızda ise, size verilen kredilerin maliyeti artar yani faizler yükselir. Sonunda bir yüksek faiz döngüsüne girersiniz. 90’ların Türkiye’sinin problemi buydu. Devletin kaynağı olmadığı halde, siyasetçiler, sağdan soldan yüksek faizlerle borçlanıp harcama yaparlardı ve devletin gelirleri giderlerini karşılamazdı. Toplanan vergiler yüksek faiz ödemelerine giderdi. Ve sonunda Türkiye her defasında bu yüzden krize girerdi.
Bugün devletin topladığı gelirler harcamalara yetiyor mu peki?
Yetiyor. Son on yılda devletin harcamaları kısıldı. Kamu maliyesi çok iyi yönetildi. Bütçe açığı iyice küçüldü. Bakın, şu anda Türkiye’nin cari açığı çok yüksek. Eğer devletin bir de bütçe problemi olsaydı, yani bütçe açığı yüksek olsaydı... Bugün Türkiye krizlere çok açık hale gelirdi. Biz de Avrupa ülkeleri gibi krize girmiş olurduk. Onlar, devletin maliyesi kötü yönetildiği için krize girdiler. Türkiye, bugün Avrupa’nın yaşadığı krizi 1994 ve 2001’de yaşadı.
Bütçe dengesini sağlamak için bizde hangi harcamalar kısıldı?
Mesela savunma harcamaları kısıldı. GSMH içindeki payı yüzde 6-7 iken, yüzde 3- 4’e düşürüldü. Çünkü savunma harcamaları verimsizdir. Asker beslersiniz, silah satın alırsınız ama sonrası yok! Bu harcamalar ekonomiye fayda getirmez. Silah alımları 2000’den sonra düştü, sağlık ve eğitim harcamaları arttı. Tarihte ilk kez eğitimin bütçedeki payı, savunma harcamalarını aştı. Bu çok önemli. Çünkü eğitim ve sağlık harcamaları ekonomide verimliliği arttırır. Nitekim Türkiye’de verimlilik arttı. Kişi ve saat başına düşen üretim yükseldi. Üretim arttığı halde istihdamın sınırlı artıyor olmasının bir sebebi belki de bu. Verimlilik artınca çok kişi istihdam edilemiyor.
Türkiye, bu yılın ilk üç ayında yüzde 11 oranında büyüdü. Dünyada en hızlı büyüyen ekonomi oldu. Çin’i bile geçti. Türkiye bu hızlı büyümeyi sürdürebilir mi?
Sürdüremez tabii. Cari açık problemi olan Türkiye’nin sürdürülebilir bir büyümeyi tutturması lazım. Türkiye’nin bu hızlı büyümeyi nasıl gerçekleştirdiğine gelince... Biz, geçmişe göre daha çok üretiyoruz ve daha çok ihraç ediyoruz ama... Şu da bir gerçek ki, iç talep de çok güçlü. Ekonomideki hızlı büyümenin bir nedeni de bu iç talep. Türkiye’de hem büyük bir nüfus var hem de geliri artan büyük bir orta sınıf var. Bu insanlar, daha önce satın alamayacakları malları şimdi talep ediyorlar. Zenginleşen orta sınıfın yaptığı bu tüketim, ekonomik büyümeyi destekliyor. Mesela eskiden on kişi bir evde otururken, zenginleşme sonucunda şimdi üç, dört evde oturuyorlar. Zaten demir, çelik, elektrik kullanımlarına da baktığınızda, büyük artış görüyorsunuz.
İç talepteki artış bazılarını çok korkutuyor. Ekonominin çok ısındığını ve bu yüzden krize gireceğini söylüyorlar. Ekonomi böylesine ısınınca krize girmez mi?
Türkiye ekonomisi ısınmadı... Şu anda ekonomide bir ısınmadan değil, Türkiye’de yaşanan zenginleşmeden bahsedebiliriz biz ancak. Türkiye’de yaşanması gereken bir süreçtir bu. Sosyal dönüşümden kaçamazsınız. Orta sınıf genişledi ve zenginleşiyor. Türkiye’de ekonomiye ve topluma eski kalıplarla bakamazsınız. Bakarsanız, yanılırsınız. Türkiye eski Türkiye değil. Yeni Türkiye ısınmıyor, zenginleşiyor bugün.
Ama Türkiye ekonomisindeki bu hızlı büyüme, cari açığı arttırıyor. Türkiye’nin büyük bir cari açığı var. Bununla da ilgili çeşitli görüşler ileri sürülüyor. Cari açık, ekonomik bir krize yol açar mı?
Yüksek cari açık, kriz yaratmaz şu anda. Bir kere dünyada bugün yaşanan kriz, Türkiye’deki cari açık riskini azaltıyor. Türkiye’nin cari açığı dünyadaki krizle birlikte küçülecek. Çünkü Türkiye’de hem ekonomik büyüme yavaşladı, hem de sıcak para girişi azaldı. Bu arada yükselen döviz kurları da ihracatı arttırıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.