“Yaşar Büyükanıt, dönemin il alay ve tugay komutanları Şemdinli davasında yargılansın. Bu askerî suçsa, bunu sadece iki astsubay işlemedi. Bu suçtan komutanları da sorumlu.”
“İl alay komutanı valiye, “Bu Esat Canan Şemdinli nedeniyle çok konuştu. Hakkında suç duyusunda bulun” diyor, vali de bulunuyor. Askerî vesayet sisteminin işleyişi işte böyledir.”
“Üzerimize kurşun yağdıran Tanju Çavuş da tahliye edildi. Adam öldürmekten yargılanan birinin ilk celsede tahliye edilmesi nerede görülmüştür? Sivil biri olsaydı tahliye edilmezdi.” * * *
NEDEN: ESAT CANAN
Darbeci askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmaları Türkiye’de ilk kez ciddi bir biçimde gündeme geldi. Yargı sisteminin, askerî yargı ve sivil yargı olmak üzere ikiye ayrılmış olması ilk kez böylesine açıkça tartışıldı. Çift başlı yargı, ilk kez temel bir hukuk sorunu olarak böylesine etraflıca kamuoyunun önüne getirildi. Ve, darbeci askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması için hazırlanan yasa Meclis’ten geçti, Çankaya’ya gönderildi. Generaller ve CHP bu yasaya karşı çıktı. “Askerî ve sivil yargı” ikiliğinin en açık şekilde ortaya çıktığı Şemdinli Skandalı’nın görgü tanığı ve eski CHP Hakkâri Milletvekili hukukçu Esat Canan’a bu konuları sorduk. CHP neden darbe ve ordu yanlısı? Şemdinli’deki saldırının arkasında kim vardı? O zamanki Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın bu olayda rolü neydi? Şemdinli savcısı kendisine ne dedi? Demirel’in “faili meçhuller” konusundaki yaklaşımı neydi? Esat Canan, çift başlı yargının adalet sisteminde yol açtığı sorunlara en çarpıcı örneği oluşturan Şemdinli davası sırasında yaşananları anlattı. Türkiye’de sivil ve askerî yargının bağımsız ve tarafsız olup olmadığını hayatın içinden örneklerle aktardı. * * *
NEŞE DÜZEL: CHP neden darbeci askerlerin sivil yargıda yargılanmasına karşı? ESAT CANAN: CHP, uzun bir süredir özgürlüklerden, hukukun üstünlüğünden, demokratikleşmeden ve sivilleşmeden yana tavır almıyor. Sadece bugün değil, CHP cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde de darbeyi teşvik etti. Askerin 27 Nisan’daki muhtırasına zemin hazırladı. Konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak, 367 kararını parlamentoya dayattı. Dünyanın neresinde görülmüş bu? Gerçek bir sol parti askerî muhtıra için zemin mi hazırlar? CHP 27 Nisan askerî muhtırasını teşvik etti. CHP, uzun zamandır halkçı değil orducu davranıyor.
2007 seçimlerine kadar siz de CHP’den milletvekiliydiniz. Siz niye CHP’de yer aldınız? Ben siyasete 1991’de SHP’de başladım. SHP başta demokrasiye önem verdi. Erdal İnönü, itirazlara rağmen HEP’lileri (yani Kürt milletvekillerini) SHP listelerinden Meclis’e taşıdı. Ama sonra durum değişti. Meclis’te kurulan Doğu ve Güneydoğu Araştırma Komisyonu üyesiydim. Hazırladığımız Kürt Raporu Meclis’te konuşulamadı bile. SHP rapora sahip çıkmadı. Eğer bu rapor görüşülseydi, halkın talepleri dikkate alınsaydı, bu ülkede bu kadar insan ölmezdi. Tam tersi yaşandı ve SHP-DYP koalisyon hükümeti, en fazla Kürt aydınının ve işadamının öldürüldüğü, en çok faili meçhul cinayetin işlendiği bir dönem oldu. Ben o dönem çok mücadele ettim. Parlamentoda açlık grevine başladım. Hatta Hakkâri milletvekili olarak Köşk’e de çıktım.
Niye Köşk’e gittiniz? Demirel cumhurbaşkanı olmuştu. Demirel’e “Sayın Cumhurbaşkanım faili meçhulleri durdurun. Artık Kürtler sadece Doğu’da ve Güneydoğu’da değil, Batı’da da öldürülüyor. Bolu, Sapanca, Kırıkkale yolunda bu cinayetler bizzat devlet eliyle işleniyor. Kürt kökenli işadamlarını ve aydınları öldüren insanlar devletin içinde” dedim. Demirel, “Bana, devlet suç işledi dedirtemezsiniz” dedi ve faili meçhuller devam etti. Murat Karayalçın başbakan yardımcısıydı.
Karayalçın’la konuşmadınız mı? Konuştum. “Benim haberim yok” dedi. Koalisyonu bozması gerekirdi ama yapmadı. Faili meçhul cinayetlerin sosyal demokratların hükümet ortağı olduğu bir dönemde hızlanmış olması sol için bir kara lekedir. O dönemde yaşananların cevabı hâlâ verilmedi. O sırada Deniz Baykal CHP’yi yeniden kuruyordu. Ben de CHP’ye geçtim. Ama dediğim gibi CHP’nin geleneğinde devletçilik var. Zaten bu yüzden Türkiye’deki her gelişmenin karşısına CHP çıkıyor. Mesela geçen dönem AKP Hükümeti’nin Meclis’e getirdiği yerel yönetim reformunu da CHP engelledi. Ankara’nın baskısını azaltacak olan bu reformu, CHP, Türkiye’nin üniter yapısı bozulur, ülke bölünür korkularını ileri sürerek yaptırmadı.
CHP yönetimi Türkiye’nin bölüneceğine gerçekten inanıyor mu? CHP, bu korkuları kullanıyor. Sahici korkularmış gibi bunları halka yayıyor. Oysa işin gerçeği şu: CHP tutucu bir parti ve o, aslında mevcut düzeni korumaya çalışıyor. Türkiye’deki geleneksel askerî bürokratik iktidarı sürdürmek için bölünme ve şeriat tehditleri yaratıyor.
CHP’liler, partilerinin ordu sözcüsü gibi algılandığının farkında mı? Farkındalar. En çok sol kesim darbelerden acı çekti bu ülkede. Ama bugün Aleviler hâlâ CHP’de yer alıyor ve büyük bölümü CHP’nin devletçi ve orducu politikasından, ordu taraftarlığından artık rahatsız oluyor. CHP’de tanıdığım çok insan var. CHP’nin AB sürecine, sivilleşmeye, demokratikleşmeye karşı duruşundan ötürü ciddi rahatsızlık duyuyorlar.
Ordu taraftarlığının siyasi sonucu ne olur sizce? CHP’nin Türkiye’ye önerebileceği bir şey kalmadı. Ordudan medet umuyor artık. Yoksa Türkiye’nin siyasi tarihine bakıldığında, bugüne dek ordu taraftarlığı hiçbir siyasi partiyi güçlendirmedi, ona oy kazandırmadı. Bu ülkede siyasi partiler daima halka sahip çıkarak büyüdüler ve iktidara geldiler. Zaten silahlı güçle iktidara gelenler askerî yönetimlerdir, darbecilerdir. Siyaset halkın sorunlarını dile getirmek ve taleplerini gerçekleştirmek için yapılır. Siyaset, orduya sahip çıkmak için yapılmaz. CHP ise bugün halka ve sivil topluma sahip çıkmak yerine silahlı güce sahip çıkıyor ve ordunun siyaset içinde kalmasını istiyor.
Siz, Şemdinli olayını bizzat yaşadınız. Şemdinli tecrübesini yaşamış biri olarak iki başlı yargı hakkında ne düşünüyorsunuz? İki başlı yargı sistemi hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmıyor. Anayasanın ilgili maddesi değiştirilip askerî yargı kaldırılmalı. Sivil, asker ayırımı yapılmamalı. “Gelişmiş ülkelerde de askerî yargı var” diyorlar. Hayır, bizdeki gibi yok. Bazı ülkelerde askerî mahkeme sadece askerlik göreviyle ve disiplin suçlarıyla ilgili olarak var. Demokratik hukuk devletinde sivil yargının yanında bir de askerî yargı olmaz. Şemdinli olayında iki başlı yargının ne olduğunu somut olarak gördük.
Siz Şemdinli olayının görgü tanıklarından birisiniz. Şemdinli davasında tam olarak ne gördünüz? Bu dava, askerî yargının adalete uygun davranmadığının somut örneğidir. Askerî yargı bağımsız ve tarafsız değil. Bu, Şemdinli’de açıkça ortaya çıktı. Şemdinli sivil yargıda görülmesi gereken bir davaydı. Nitekim önce Van Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü ve bombalama olayının sanığı iki astsubay 39 yıl alta ay hapis cezasına mahkûm edildi. Ama sonra Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesi, sivil mahkeme için görevsizlik kararı verdi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.