“Büyük çapta bir yargılama olmaz. Generaller yargılanmaz ama orduda kapsamı geniş olmayan bir tasfiye olacak. Bu tasfiyeyi Başbuğ yapacak.”
“Ergenekon yüzde yüz bitmez. Ana yapıya ulaşılmaz. Çünkü Türkiye’nin yargı sistemi bağırsakları temizleyecek güçte değil. Yargı, ordunun paralelinde, tesirinde, emrinde.”
“Cuntanın istihbaratını hükümete veya MİT’e ABD vermiş olabilir. Çünkü Irak ve Afganistan’da çırpınan ABD’ye istikrarlı bir Türkiye lazım.” * * *
İKİNCİ BÖLÜM
Türkiye’nin yakın geçmişini ve ordu-siyaset ilişkisini bulunduğu konumlar ve yaptığı görevler nedeniyle çok iyi bilen, 12 Eylül’de İstanbul’da sıkıyönetim savcılığı yapan ve daha sonra Turgut Özal’ın yanında ANAP’tan politikaya atılan emekli askerî hâkim ve savcı Faik Tarımcıoğlu ile yaptığımız konuşmanın dün birinci bölümünü yayımladık. Konuşmayı, kaldığımız yerden bugün tamamlıyoruz. * * *
NEŞE DÜZEL: Bugün ordu içinde bir cunta olduğu iddia edildiğine ve bazı isimler söylendiğine göre ordu ne yapacak şimdi? FAİK TARIMCIOĞLU: Ordunun içinde her zaman cuntalar vardır. Üstelik bu cunta yapılanmaları bir bayrak yarışıdır. Ordu, bu cunta alışkanlığından bir türlü kurtulamadı. Cunta faaliyetleri bir tek Hilmi Özkök Paşa’yla durağanlaştı, o kadar. Genelkurmay Başkanlığı döneminde Özkök, Kuvvet Komutanlarından Aytaç Yalman’ı, Şener Eruygur’u tasfiye etti. Ama cuntacılığı tasfiye öyle üç beş yılda olacak bir hadise değildir. Nitekim, yeni ortaya çıkan eylem planı da bir cunta faaliyetidir. Bu da bir darbe teşebbüs planıdır.
Peki, ordu ne yapacak şimdi? Çok vahim olaylar söz konusu. Ordu kesinlikle bu dejenerasyonu, rejenere etmek zorunda. Yani bu çürümeden, bünyesini temizleyerek kurtulmak zorunda.
Temizlik dediğiniz tasfiye. Orduda bir tasfiye olur mu? Başarılı veya başarısız olmuş her darbe teşebbüsünde mutlaka bir tasfiye olmuştur, bunda da olacaktır. Eğer olmazsa bu dejenerasyon, bu çürüme bütün bünyeyi sarar. Bir silahlı gücün çürümesi büyük bir tehlikedir.
Genelkurmay Başkanlığı Başbakan’a bağlı. Bu temizliği Başbakan Erdoğan yapmak zorunda. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ görevden alınabilir mi? Hükümetin o noktaya kadar gideceğini sanmıyorum. Başbuğ bu eylem planından haberdardır ama bu planın ‘cebine esrar koy, evine silah yerleştir’ gibi ayrıntılarını bilmeyebilir.
Ama Başbuğ bu planın bir darbe teşebbüsü olduğunu biliyordur, öyle mi? Elbette.
Eğer cunta üyesi olduğu söylenen generaller açığa alınırsa ordunun tepkisi ne olur? Ordunun kurumsal bir tepki göstereceğini sanmıyorum. Çünkü ordu kendi genel piramidini, terfi, tayin sistematiğini bozmayan bir tasfiyeye fazla tepki göstermez. Bu geniş bir tasfiye olmayacak. Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı’nda dokuz ayı kaldı. Tasfiyeyi Başbuğ yapacak.
Cunta üyesi olduğu söylenen generaller yargılanır mı? Türkiye’deki genel yargılama biçimini, hukuk düzeyini ve yargıya musallat olmuş hastalıkları gözönüne alırsanız, böyle toptan bir yargılama yapılmaz.
Kimler yargılanır sizce? Çok bulaşmış olanlar hariç, diğerleri yargılanmaksızın tasfiye edilirler. Planın hazırlanması için emri veren, planı paraf eden askerler de yargılanmazlar, onlar da sadece tasfiye edilirler. Düşünün... Sarıkız, Yakamoz, Eldiven, Ayışığı adlarıyla dört ihtilal teşebbüsünü fiilen tasarlayan, sokak hareketlerini organize edenler bile nasıl yargılanıyorlar... Ya GATA’da ya da evlerinde dışarıdan yargılanıyorlar. Bizdeki Ergenekon süreci İtalya’daki gibi hızlı gitmiyor, yavaş yavaş gidiyor.
Orduyla yargının nasıl bir ilişkisi var? Ordunun sürekli Atatürkçülüğü ve cumhuriyeti ön planda tutmasından, yargının etkilenmemesi mümkün değil. “Biz de cumhuriyeti koruyoruz, bizim de adımız cumhuriyet başsavcılığı” diyerek yargı da devleti koruyan bir politika edindi. Yargıya musallat olan hastalıkların nedeni budur. Yani yargı da kendini ordunun yerine koydu, kendini ‘koruma, kollama’ göreviyle vazifelendirdi. Türkiye’yi, yüksek bürokrasiyle yüksek yargı yönetir.
Yüksek bürokrasi kim? Yüksek bürokrasi, ordudur. Yüksek yargı da Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi’dir. Hükümetler yüzde 47 veya yüzde 55 oy alsalar da siyaset pastasının ancak çok basit bir dilimini yönetirler.
Türkiye, Ergenekon sürecini yaşıyor. Hâlâ bu durum değişmedi mi? Elbette çok şey değişti. Bir dönemin sonuna geliyoruz. Bir muhasebenin son sayfalarındayız. Türkiye’nin demokrasisi ve medenileşmesi açısından çok hayırlı ama... Bunlar hâlâ yargılanamazlar. Çünkü 1982 Anayasası hâlâ tepemizde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Anayasa sistemi bunların yargılanmalarına izin vermez ve vermiyor. Çünkü bu, 1982 Anayasası’dır. 1982 Anayasası da, askerî vesayet sisteminden başka bir şey değildir. Ordu bu harekât planıyla ilgili bir tasfiyeye gider ama büyük çapta bir yargılama olmaz, generaller yargılanmaz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.