PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel
Ergun Babahan: ‘Kartel, Beyti’de buluşuyordu’
“Hürriyet’le Sabah arasında kartel ilişkisi kuruldu. Ertuğrul, Zafer, Aydın Doğan, Dinç Bilgin, Yalçındağ, Sönmez Beyti’de akşam yemeğinde her şeyi konuşuyorlardı.”
“28 Şubat’ı ABD organize etti. Amerikan devleti adına en önemli ayak eski Ankara Büyükelçisi Abramowitz’ti. Sabah’a çok gelip gitti. Dinç Bey’le birkaç kez konuştu.”
“Zafer Mutlu toplantıda, manşeti “De-de rahatsız” yapalım dedi. Çekinip vazgeçti. O anda Fatih aradı. “De-de manşeti atmışsınız. Asker aradı. Yapmayın” dedi.”
* * *
NEDEN: ERGUN BABAHAN
Türkiye’de medyanın günahı çoktur. Darbecilerle, muhtıracılarla, andıççılarla işbirliği yapmış, çok insanın da canını yakmıştır. Genellikle de kendi günahlarının üstünü örtüp gerçekleri saklamıştır. Dinç Bilgin son zamanlardaki açıklamaları ve itiraflarıyla bu örtüyü önemli ölçüde kaldırdı. Medyanın kendisiyle yüzleşmesinin ve hesaplaşmasının yolunu açma konusunda ciddi bir katkıda bulundu. Bugün de 28 Şubat döneminin yakın tanıklarından gazeteci yazar Ergun Babahan yaşadıklarını ve gözlemlerini anlattı. Medyanın generallerle ve siyasilerle ilişkilerini, medyada çalışanların yaptıklarını, nerelerden rant kazandıklarını, haberleri nasıl yayınladıklarını okuduğunuzda bir kere daha “aman Allahım” diyeceksiniz. Medyanın önde gelen isimlerinden olan Ergun Babahan, hukuk fakültesini bitirdikten sonra bir süre avukatlık yaptı ve gazetecilikte karar kıldı. İzmir’de Yeni Asır’da başlayan gazetecilik hayatı, Sabah gazetesinde devam etti ve 1999 yılına kadar İstanbul’da Sabah’ta dokuz yıl yazıişleri müdürlüğü ve genel yayın müdürü yardımcılığı yaptı. 1999-2001 yılları arasında Yeni Binyıl gazetesinin genel yayın yönetmeni olan Ergun Babahan, 2002’de Sabah’ın genel yayın yönetmeni oldu. Halen Star gazetesinde köşe yazarlığı yapan Babahan, Kanal 24’te de hafta içi her sabah gündemi tartışıyor.
* * *
NEŞE DÜZEL: Siz 28 Şubat döneminde Sabah Gazetesi’nin yönetim kadrosundaydınız. O günlerde neler yaşandığını çok iyi biliyorsunuz. O günlerde gazete yönetimleriyle generaller arasındaki ilişki nasıldı?
ERGUN BABAHAN: Ben o dönemde yazıişleri müdürüydüm. Genel Yayın Müdürü Zafer Mutlu’dan sonra gazetede ben vardım. Askerlerin mesajları bize, Sabah’ın Ankara Temsilci Fatih Çekirge üzerinden geliyordu. Mesela Zafer Mutlu Alevidir ve Kürttür. Ankara bürodan sık sık, Zafer Mutlu’nun bu Alevi ve Kürt kimliğinin onun aleyhine kullanılabileceği mesajları gelirdi. Bu da Zafer Mutlu’yu çok tedirgin ederdi.
Kim gönderiyordu bu mesajları?
Herhalde asker gönderiyordu. Zaten Çiller hükümeti düşürülürken ve DYP dağıtılırken, hükümetten istifa etmeleri için kimi bakanlara Alevi kökenlerinden dolayı çok baskı yapıldı.
Gazete merkezlerine generallerden talimatlar Ankara üzerinden ne şekilde gelirdi?
O sırada Sabah’ın Ankara temsilcisi olan Fatih Çekirge, “Şu paşayla konuştum” diye bizi telefonla arardı. Fatih’in bizimle yaptığı konuşmalardan anlardık askerlerin ne isteyip ne istemediklerini. Askerler hoşlanmadıkları bir şey yayınlandığında Fatih’i telefonla arıyorlardı. O da bize, “Çok rahatsız oldular, köpürdüler” diye haber veriyordu.
Diğer gazetelerde de aynı sistem mi işliyordu?
Bildiğim kadarıyla Ertuğrul Özkök, askerlerle yakın bir gazeteci. Zaten Hürriyet devlet gazetesidir. Dolayısıyla onların askerle ilişkisi bizimkinden çok farklıydı. Askerlerle iç içe gibidir onlar. Ama şu var. Biz o dönemde Tansu Çiller’e, Necmettin Erbakan’la koalisyon kurdu diye çok öfkelendik. Sabah Grubu olarak kendimizi ihanete uğramış olarak gördük.
Niye?
Sabah’ın sahibi Dinç Bilgin Avrupa yanlısıydı ve askerin siyasete müdahale etmesine karşıydı. Tansu Çiller Sabah’ın siyasetçisiydi. Sabah Grubu, DYP Başkanı Tansu Çiller’i çok destekledi. Onun için çok kavga etti ve epey tiraj kaybetti. Ama Çiller’in bu desteğe rağmen gidip Necmettin Erbakan’la koalisyon için anlaşması ve RefahYol hükümetini kurması Dinç Bey’i şoke etti. O günü çok iyi hatırlıyorum.
O gün tam olarak ne yaşandı?
Fatih Çekirge Ankara’dan telefonla aradı. “Tansu Hanım, Erbakan’la hükümeti kuruyor” dedi. Ben, gene de çok emin olamadığım için “RefahYol’a doğru” diye bir manşet attım. Manşeti görünce Dinç Bey’in yüzü asıldı. “Oğlum olmayacak şeylere amin diyorsunuz. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Aydın Bey’le (Aydın Doğan) ben varız. Böyle bir koalisyon mümkün değil. Biz buna karşıyız” dedi. Dinç Bey, Çiller’in medyayı karşısına alamayacağını, medyaya rağmen RefahYol hükümetini kuramayacağını düşünüyordu.
Niye bu kadar emindi?
Çünkü o dönemde siyasiler çok zayıftılar. O akşam Zafer Mutlu Londra’dan aradı. “Tansu Hanım beni aradı, koalisyon protokolünü imzalamış. ‘Erbakan başbakan’ diye manşet yapalım” dedi. İki sene Erbakan, iki sene Çiller başbakan olacak diye protokol imzalamışlar. Nitekim Sabah’ın Çiller’le ve hükümetle ilişkileri ondan sonra gerilmeye başladı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.