“Eğitim, kişiyi özgürleştirmek, kafasını açmak için değil, gençleri ehlileştirmek, yola sokmak için yapılıyor bizde. Lütfen bizi daha az eğitin! Çok fazla eğitiliyoruz, çok fazla ehlileştiriliyoruz.”
“Devletten, ‘gençlik dernekleri’ için son üç yıldır en fazla para alan ilk üç il Ankara, Trabzon, İzmir oldu. Hangi gerekçelerle, hangi derneklere yardım yapılıyor, ortaya çıkmalı. Süreç şeffaflaşmalı.”
“Karşılaştıklarında, Avrupalı genç, Türk gencine Kürt ve Ermeni meselesini soruyor. Türk genci ise ona ancak ‘Biz Viyana’ya kadar gitmiştik, orada yaşıyorsun şimdi sen, değil mi’ diyebiliyor. Bizde yakın tarih öğretilmiyor.”
NEDEN ? GÜLESİN NEMUTLU / YÖRÜK KURTARAN
Bizim küçük sorunlarımız yoktur. Bütün sorunlarımız büyüktür bizim. Gençlerle ilgili sorun da, tıpkı diğerleri gibi eksik tartıştığımız ve bu yüzden de çözümünü sürekli ertelediğimiz işte böyle büyük bir sorun. Birleşmiş Milletler’in eğitim, işsizlik gibi rakamlara dayanarak hazırladığı gençlik raporuna göre Türkiye’de gençlerin durumu vahim. Türkiye’de 19 milyon genç var. Ülke nüfusunun yüzde 30’a yakını 15-29 yaş arasında. Toplumun bu en büyük kesiminin sorunları niye tartışılmıyor? Devletin gençlik politikası var mı? Varsa ne? Gençler nasıl bir sistem istiyor? Bilgi Üniversitesi öğretim görevlileri Gülesin Nemutlu ve Yörük Kurtaran’ın Prof. Nurhan Yentürk’le birlikte derledikleri Türkiye’de Gençlik Çalışması ve Politikaları adlı kitapta Türkiye’de gençliğin bugünkü durumunu, önlem alınmadığı takdirde gençlerle ilgili sorunun yarın nerelere varacağını ve bugün neler yapılması gerektiğini ele aldılar. Nemutlu ve Kurtaran, Bilgi Üniversitesi’nin Toplum Gönüllüleri Vakfı’yla ortaklaşa kurduğu Gençlik Çalışmaları Birimi’ni yönetiyorlar.
NE?E DÜZEL: Genç derken hangi yaş grubunu kastediyoruz? Hangi yaşla hangi yaş arası “genç” tanımına giriyor?
YÖRÜK KURTARAN: Biz araştırmalarımızda 15-29 yaş grubuna genç diyoruz.
Kaç milyon genç var Türkiye’de?
Kurtaran: 15-29 yaş arası 19 milyon genç var. Yani nüfusun yüzde 29’u genç. Türkiye’de yaş ortalaması 25-26 civarında. Avrupa’da böyle bir şey yok. İran ve Mısır’daki gibi çok kalabalık bir genç nüfus var bizde. AB ülkelerinde ise genç nüfusun oranı yüzde 10’un altında. Ama bizde de bu oran inişe geçmiş durumda. .
Genç nüfus azalıyor mu?
Kurtaran: Modernleşen her ülkede yaşanır bu. Nüfusumuz yaşlanıyor. 20 yıl sonra ülkenin nüfusu artacak ama biz yine 19 milyon gençten konuşuyor olacağız. Çünkü gençlerin nüfustaki oranı düşecek. Ama Türkiye’nin gençlerle ilgili sorunu büyüyecek. Çünkü bu 19 milyon gencin içindeki yoksun ve yoksul gençlerin sayısı çok daha artacak. Böyle bir istatistik gerçek var. Çünkü zengin kesimlerde çocuk doğumları azalırken, yoksul kesimlerde aynı kalacak. Dolayısıyla gençler arasındaki işsizlik, eğitimsizlik, mesleksizlik sorunları bugünden daha vahim olacak. Genç sorununun daha da büyümesi, Türkiye’nin demokrasisini ve iç barışını etkileyebilir.
Peki, gençler bugün toplumsal hayatta bir ‘genç’ olarak var olabiliyorlar mı? Toplum onlara gereken anlayışı gösteriyor mu?
Kurtaran: Göstermiyor. Aileden devlete kadar toplumdaki her iktidar odağı gençlerin özgürleşmesinin önüne çeşitli engeller koyuyor.
Gençler kendilerini ifade edecekleri alan bulamıyorlar. Üstelik bu ülkede bir görünen ve bir de görünmeyen gençler var. Mesela 21 yaşındaki bir kaportacıya toplum ‘genç’ demiyor. Bizim toplum ağrılıklı olarak öğrenciye genç diyor. Oysa gençlerin yüzde 22’si öğrenci.
GÜLESİN NEMUTLU: Toplum, gençliği çocuklukla yetişkinlik arasında bir geçiş dönemi olarak görüyor.
Gençlik geçiş dönemi değil mi peki?
Nemutlu: Gençlik çocuklukla yetişkinlik arasında bir dönemdir ama buna ‘geçiş dönemi’ dediğimizde gençlik yarım bir şey haline geliyor. O zaman da kendini ‘tam’ zanneden yetişkin, ‘yarım’ diye nitelediği genç insan üzerinde tahakküm hakkının bulunduğunu düşünüyor. Gençlere, “Siz daha tam olmadınız” diyor. Siyasi liderler de gençlere böyle yaklaşmıyorlar mı zaten? “Siz 20 yıl sonra bu partiyi yönetiyor olacaksınız” demiyorlar mı?
‘Tam olmak’ ne demek?
Nemutlu: Düzenin sizden istediği her şeyi yaptığınızda ‘tam’ oluyorsunuz bu ülkede. Bizde gençler, toplumsal hayatta kendilerini bir ‘genç’ olarak var edemiyorlar. Bir şekilde kendilerini var edenlerin de bunu kendi kararlarıyla yapmadıkları düşünülüyor. Onlara, ‘provoke edilmiş, kullanılmış, birileri tarafından aklına girilmiş, yönlendirilmiş, yoldan çıkarılmış’ olarak bakılıyor. Türkiye’de genç olmak çok zor. İnternette daha çok gençlerin kullandığı Ekşi Sözlük’te, gençlik maddesinin karşısında, ‘Bu ülkede hızlıca geçirilmesi gereken dönem’ diye bir tanım var ki, çok doğru.
Gençlerimizi nasıl yetiştiriyoruz? Onları beyni açık, yaratıcı, sorgulayıcı bireyler haline getirmeyi mi yoksa itaatkâr memurlar yapmayı mı istiyoruz?
Kurtaran: İkincisi. Bütün eğitim istemi bu yüzden ezberci bir retorik üzerine kurulu zaten.
Nemutlu: Anayasa’da gençlerle ilgili tek bir madde var, o da gençliği korumakla ilgili. Gençlik yalnızca korunması gereken bir şey olarak algılanıyor ve eğitim dahil bütün toplumsal sistem bu algıyla şekilleniyor. Ve eğitim dahil bütün toplumsal süreç, ‘Eğer genç benim iktidarım altına girmezse, başka bir iktidarın altına girer ve hareket eder. Başkasının iktidarı altına girmesini engellemeliyim’ anlayışı üzerine kuruluyor.
Birleşmiş Milletler’in raporuna göre beş milyon okulsuz genç var. Bu gençler nasıl bir hayat yaşıyorlar?
Kurtaran: İşsiz genç erkekler kahvehane benzeri yerlerde ve internet kafelerde vakit geçiriyorlar. Genç kadınlar ise evlerde oturuyorlar.
Peki, gençler arasında okuyanlar hangi kesimden, okul dışında olanlar hangi kesimden?
Nemutlu: Okulluluk sadece gelire göre değil, etnik gruplara göre de değişiyor. Konda’nın 48 bin kişiyle yaptığı ankete göre, kendisini Türk olarak tanımlayan 18-28 yaş grubundakilerin yüzde 1,2’sinin ilkokul diploması yokken, Kürt olarak tanımlayanların yüzde 6,3’ü diplomasız.
Kurtaran: Ayrıca Türkiye’de parası olanların üniversiteli olabildiği bir dinamik de ortaya çıktı. Çünkü üniversiteye girmenin ön koşulu dershanelere gitmek oldu. Dershanelere parası olanlar gidiyor. Dershanelere gidenler üniversite seçme sınavlarındaki soruları cevaplıyor. Soruları cevaplayanlar da üniversitelere giriyor. Gerçi üniversiteden mezun olanlar pek iş bulamıyor ama.
Yazının devamını okumak için tıklayın.