“Bu, yeni bir ırkçılık! Eskiden yaşanan büyük sermaye ırkçılığıydı. Şimdiki ise küçük burjuvazinin ırkçılığı. Bu, orta ve alt sınıfların, ‘esnafın, dükkân sahibinin’ ırkçılığı.”
“İşçi sınıfı demokratiktir ama ilerici değildir. Demokratiktir, çünkü her zaman hak talep eder. İlerici değildir. Çünkü üretim güçlerini geliştirmez. Siz hiç ileri teknoloji isteyen sendika gördünüz mü?”
“Sol, devletçi olmamak demektir. Sol, sivil olmak, darbelere karşı çıkmak, Ergenekon karşıtı olmak demektir. Sol, insanlığın kaliteli yaşam savaşına katkıda bulunmak demektir.” * * *
NEDEN: HÜSEYİN ERGÜN
Son seçimlerde, Avrupa’da sol partiler geriledi, sağ partiler ise oylarını arttırdı. Seçimlerde ortaya çıkan bu sonuçlar, küreselleşen dünyaya ‘eşsiz’ bir örnek olarak gösterilen Avrupa Birliği’nin geleceğiyle ilgili endişeler yarattı. Solun neden gerilediği, sağın niye ilerlediği araştırılmaya başlandı. Avrupa’da kimler sağcılaşıyor, kimler muhafazakârlaşıyor ve tutuculaşıyordu? Sol neden zemin kaybediyordu? Avrupa’da sol gerilerken, Türkiye’de solun durumu neydi? Küreselleşen bir çağın dünyasında ve Türkiyesi’nde sol nasıl davranmalıydı? Neleri hedeflemeliydi? İşçiler bu çağda ilericiliği mi, tutuculuğu mu savunuyordu? Ulusalcılıkla solculukla arasında nasıl bir ilişki vardı? Bütün bunları gençliğinden beri solun önde gelen isimlerinden biri olan ve geçen hafta yapılan kurultayda SHP genel başkanı seçilen Hüseyin Ergün’e sorduk. Fikir Kulüpleri Federasyonu’ndan Türkiye İşçi Partisi’ne, Yeni Demokrasi Hareketi’nden Mülkiyeliler Birliği’ne, pek çok örgütün kâh kuruculuğunu kâh başkanlığını yapan Hüseyin Ergün’ün yayınlanmış ‘Bilişim Çağında Sol’ adlı bir kitabı var. * * *
NEŞE DÜZEL: Avrupa Parlamentosu için yapılan seçimlerde sağ partiler ciddi bir atak yaptı? Avrupa sağa mı kayıyor? HÜSEYİN ERGÜN: Evet, Avrupa sağa kayıyor. Özellikle yaşanan dünya ekonomik krizi, Avrupa’da sağ partilere kayışı hızlandırdı. Çünkü insanlar kriz dönemlerinde muhafazakârlaşıyorlar, daha milliyetçi oluyorlar. İşten çıkarılmalarının sorumlusu olarak ülkelerindeki göçmenleri, yabancı işçileri suçluyorlar.
Avrupa’da sol partiler neden geriliyor? Solun gerilemesi birkaç nedene bağlanabilir. Birincisi çok partili rejimin bir özelliği var. Hiç kimse çok uzun süre iktidarda kalamıyor. İktidar herkesi yıpratıyor ve öğütüyor. Sağ partiler de bir süre sonra iktidarda yıpranacak. Dolayısıyla Avrupa şimdi geçici bir süre için sağa kayıyor.
Avrupa’da solun gerilemesinin diğer nedenleri ne? Avrupa solu uzun bir süredir vizyonsuzluk yaşıyor. Çünkü 1989’da Berlin duvarının yıkılmasıyla dünya iki bloklu olmaktan çıkıp tek bloklu bir dünya haline geldi ve küreselleşme olayı yaşandı. Bu değişim, solda büyük bir şaşkınlık yarattı.
Sol, değişimin ideolojisi değil midir? Niye sol değişime ayak uyduramadı. Ayak uyduramadı, çünkü sosyalizm ve sosyal demokrasi bir ulus projesi olarak oluşmuştu. Avrupa solu içinde en erken İngiliz İşçi Partisi toparlandı ve küreselleşmeye en erken o cevap verdi. Ama gene de Avrupa’da sol esaslı bir düşünce sistemi hala oluşturamadı. Batı’da solun gerilemesinin üçüncü nedeni ise, Avrupa’da sol tam bir iktidar yorgunluğu yaşıyor. Mesela İngiltere’de İşçi Partisi üçüncü dönemdir iktidarda ve perişan bir halde.
Gerçek bir sol parti var mı Avrupa’da? Sol dediğimiz şey, geniş yığınların özgürlük, eşitlik ve refah içinde yaşamalarıdır. Bence ‘üretim araçlarının kamulaştırılması, merkezi planlama, işçi sınıfının iktidarı’ gibi tanımlar pek anlamlı değildir. Çünkü işçi sınıfı demokratik bir sınıftır ama ilerici bir sınıf değildir.
Tam olarak ne demek istiyorsunuz? İşçi sınıfı demokratiktir, çünkü her zaman bir takım haklar talep eder. Fakat işçi sınıfı ilerici değildir. Çünkü işçi sınıfı üretim güçlerini geliştirme peşinde koşmaz. Aksine bu bakımdan muhafazakârdır. Mesela hiçbir sendikanın üretim gereçlerini geliştirme diye bir talebi yoktur. Bilgisayarın üretim sürecine girmesini istemez. Bu direnç de ilericilik demek değildir tabii. Bu direnç, tutuculuktur.
Ekonomide özgürlükçü olmayan bir sınıf, siyasette özgürlükçü olabilir mi peki? Nihai olarak olunamıyor ve olamıyor zaten. Ulusalcılığa ve milliyetçiliğe kaydıkları görülüyor. İşçi sınıfının siyasette özgürlükçü olamayacağı özellikle sosyalist ülkelerde ortaya çıktı. Zaten Sovyet sistemi milliyetçiliği, devletçiliği pompalayan bir sistemdi.
Avrupa’da gerçek bir sol parti var mı diye sormuştum. Yani çağın sorunlarına sol bir bakış açısıyla çözüm öneren partiler var mı? Var. Avrupa’daki sol partilerin hepsi artık piyasanın gerçekliğini kabul ettiler ama sorun şu ki, hala aralarından parlak bir örnek çıkmadı. Mesela Fransa’da sağ, sorunlara getirdiği çözüm önerileriyle solu bastırdı. Sarkozy seçimlerde, içeride yabancı karşıtı bir söylem tuttursa da bu, işin sadece garnitürüydü. Sarkozy’nin politikasının temeli aslında Fransa’yı liberalleştirmekti. Ülkeyi içe kapanıklıktan kurtarmak, küreselleşmeye uyum sağlamak, Fransa’nın ekonomisini yeniden yapılandırmak ve dışa açmaktı. Sadun Aren yıllar önce bana “Bu sosyalist dünyadan da iyi bir iktisatçı çıkmadı” demişti.
Sizce niye çıkmadı? Çünkü sol, iktisadın temel kuramlarını yok sayıyor. Yani piyasayı yok sayıyor. Piyasayı reddettiğiniz zaman, doğal ortamda işleyen bir mekanizmayı ortadan kaldırıp yerine her şeyin merkezden planlamayla yapıldığı, üretimde kalitenin ve çeşitliliğin hiç hesaba katılmadığı uydurma, yapıntı bir mekanizma koyuyorsunuz ki... Adına sosyalizm denilen bu sistem de sonunda dünyada iflas etti zaten.
Bu arada Avrupa’da ırkçı partiler de güçleniyor. Irkçılık neden yeniden hortladı? Bu ırkçılık yeni tür bir ırkçılık.
Yazının devamını okumak için tıklayın.